İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2214720 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

DOSTOYEVSKİ ( 1821 - 1881 )

Kategori Kategori: Sanatçılar | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1454 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 17 Ocak 2007 22:47:57

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski 30 Ekim 1821'de Moskova'da babasının bir

doktor olarak görev yaptığıYoksullar Hastanesi'ne ait bir apartmanda

doğdu. 1837'de annesinin ölümünün ardından babasının yanında ayrılarak



DOSTOYEVSKİ   ( 1821 - 1881 )
 
Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski 30 Ekim 1821'de Moskova'da babasının bir
doktor olarak görev yaptığıYoksullar Hastanesi'ne ait bir apartmanda
doğdu. 1837'de annesinin ölümünün ardından babasının yanında ayrılarak
St. Petersburg'a taşındı ve orada Askeri Mühendislik Okulu'na kabul
edildi. Bir sınıf arkadaşı onun için "sürekli kendisini ayrı tutardı,
hiçbir zaman arkadaşlarının eğlencelerine katılmazdı, ve genellikle bir
köşede elinde bir kitapla otururdu" diye anlatıyordu. Yurtluğunda
düzensiz bir yaşama çekilmiş olan ve oğluna düzenli bir gelir sağlamayı
reddeden babasının tutumu Dostoyevski'nin bu hastalıklı
içe-kapanıklığını daha da ağırlaştırdı. Bir keresinde, Dostoyevski
babasına ilgisizliği yüzünden hakaret dolu bir mektup gönderdi; ama baba
Dostoyveski yanıt vermeye fırsat bulamadan serfleri tarafından
öldürüldü. Ailesi içersinde söylendiğine göre, daha sona ona bütün
yaşamı boyunca acı çektiren sara nöbetlerinin ilkini bu dönemde
geçirmişti. Mühendislik Okulundaki sınavlarının ardından, Dostoyevski üsteğmenliğe
getirildi. Ama 1844'de cebinde üzerine "sivil giysi alacak parası" bile
olmayan Dostoyevski kendini yazın sanatına adamak için görevinden
ayrıldı. 1846'da ilk romanı İnsancıklar'ın çıkışıyla, genç yazarlar
arasında en büyük gelecek vaadedeni olarak görüldü. Eleştirmen Belinsky
aracılığıyla "birçok önemli kişi" ile tanıştı ve "yazın dünyasında nasıl
yaşanacağı konusunda kapsamlı bir ders" aldı. Ne var ki başarısı kısa
sürdü. İnsancıklar'ı izleyen birkaç romanı kötü eleştiri aldı ve
Dostoyevski, Belinski'nin salonundan uzak durmaya başladı, çünkü orada
özellikle daha önceleri ona karşı "dosttan da öte" olmuş olan
Turgenyev'in de katıldığı sürekli alaylara konu ediliyordu.
Ama bu sırada başka bir küme ile ilişkisini sürdürdü. Petrashevski'nin
öncülüğündeki gençlerden oluşan bu kümedekiler, Fransız toplumcularını
incelemek ve Rusya'daki toplumsal ve politik reformları tartışmak için
biraraya gelmiş ilericilerdi. 1848'i izleyen tepki dalgasında
"Petrashevski çevresi"nin üyeleri tutuklandı ve yalancı idam ile
sonuçlanan bir soruşturmadan sonra Dostoyevski, Omsk'ta bir ceza
kolonisine gönderildi. Hapisanede, "yeraltına gömülü bir insan" gibi
yaşadığını yazdı. "Yakınımda içten bir konuşma yapababileceğim tek bir
varlık" yoktu. "Soğuğa, açlığa ve hastalığa dayandım. Ağır işlerden
sıkıntı çektim, ve salt iyi bir aileden geldiğim için bana diş bileyen
mahkumların nefreti sürekli üzerimdeydi." Bu acılı durum sarasını daha
da ağırlaştırdı ama "kendi içime kaçış ... meyvalarını verdi." 1854'de
cezasını tamamlamak için bir asker olarak Semipalitinsk'e gönderildi.
Beş yıl sonra, arkadaşlarının yardımı aracılığıyla cezası kaldırıldı. 
 
St. Petersburg'a dönüşü üzerine Dostoyevski, Ölüler Evi ve Ezilenler'i
yayınladı. Aynı dönemde ağabeyi Mikhail ile birlikte Zamanlar adında
başarılı bir dergi kurdu. Ne var ki 1863'te bir yanlış anlama sonucunda
hükümet tarafından kapatıldı. Dostoyevskilere yayınlarının adını
değiştirerek Çığır adı altında yeniden çıkarma izni verildi, ama yeni
yayın kamunun dikkatini çekmeyi başaramadı. 1846'da Mikhail öldü ve
yaklaşık bir yıllık bir çabadan sonra Dostoyevski dergiyi yayımlamaya
son verdi. Kendini borçların altında ve ağabeyinin ailesini geçindirme
sorumluluğu karşısında buldu.
Çığır'ın başarısızlığı Dostoyevski'nin daha sonraki tüm çalışmasında
izini bırakan bir kişisel bunalımla çakıştı. Sibirya'dayken akıllı ama
ahlaksız bir okul öğretmeninin dul karısı olan Maria Dimitrievna Isaev
ile evlenmişti. Evlilik ikisine de mutluluk getirmedi; ve St.
Petersburg'a döndükten kısa bir süre sonra Dostoyevski, Polino Suslova
adında kösnül ve saldırgan bir kadınla yakın ilişkiye girdi. Polino
Suslova onun çalışmasını ciddi bir şekilde etkilemiş ve kumara karşı
sinirceli tutkusunu kışkırtmış gibi görünür. Polina ile birlikte
Rusya'dan ayrı olduğu bir sırada Dostoyevski'nin karısı hastalandı ve
ağabeyinin ölümünü üç ay önceleyen ölümü onu Yeraltından Notlar (1864)
olarak bilinen itirafı yazmaya götürdü.
 
İzleyen yıllarda Dostoyevski sürekli sara, yoksulluk ve kumarbazlığına
eşlik eden bir endişenin sıkıntısını çekti. Parasal yükümlülükleri
yüzünden yayıncılarla yıkıcı sözleşmeler imzaladı ve onlar tarafından
Suç ve Ceza (1866) ve Kumarbaz (1867) gibi yapıtları olağanüstü bir
hızla yazmaya zorlandı. Bunlardan ikincisi üzerinde çalışırken Anna
Grigorievna Snitkin adında bir sekreter tuttu ve aynı yıl onunla
evlendi. Romancı olarak başarısı alacaklılarının bir bölümünü
susturmasını sağladı, ama bu "diğerlerini o kadar kızdırdı ki"
suçlamalardan kurtulmak için St. Petersburg'tan ayrılmak zorunda kaldı.
"Her zaman yabancı bir ülkede bir yabancı" olacağı yakınmasına ve "yazma
yeteneğini bütünüyle yitireceği" korkusuna karşın, yurtdışında yaşadığı
dört yıl yaşamının en üretken yılları oldu. Cenova ve Vevey'de Budala'yı
(1868-69); Dresden'de Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler'i (1871) yazdı.
Sürgündeyken Dostoyevski "gazete gibi bir şey" çıkarmayı ve bu yolla
kanıları konusunda "bir kez olsun son sözü söyleyebilmeyi" tasarlıyordu.
Tasarısını 1876'da Bir Yazarın Günlüğü'nün basımıyla uygulamaya koyuldu.
Bunda Zamanlar'da başlatmış olduğu ulusal ve demokratik Hıristiyanlık
öğretisini genişletti. Bu etkinliğinin sonucunda bir gazeteci olarak
sözü geçer biri oldu ve son yıllarını göreli olarak daha iyi bir ortamda
geçirdi. 1877'de Büyük bir Günahkarın Yaşamı adında çok büyük bir diziyi
oluşturmak için yayıma ara verdi. Bu "bütün yaşamım boyunca bana
bilinçli ya da bilinçsiz olarak işkence etmiş olan" Tanrı'nın varlığı
sorunuyla ilgili bir çalışmaydı. Bitirdiği çalışmanın biricik bölümü
olan Karamazov Kardeşler 1880'de basıldı.
O yıl Rus Yazını Dostları Toplumu'nun Moskova'daki Puşkin anıtının
açılışında konuşma yapması için onu çağırısıyla çağdaş ünü doruğa
ulaştı. Konuşmayı bitirdiği anda, "batılı" düşünceleri uzun süre kişisel
çatışma kaynağı olmuş olan Turgenyev bile "beni öpücüklere boğmak için
yanıma geldi ... ve yineleyerek büyük işler yaptığımı bildirdi" diyordu.
Dostoyevski sonraki yıl 28 Ocak'ta öldü. Cenazesi toplumsal bir gösteri
için fırsat oldu. 
 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA