İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2309605 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

NECMETTİN ERBAKAN

Kategori Kategori: Devlet adamları | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 4122 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 21 Şubat 2007 22:17:29

Nereden geldikleri konusunda çok fazla bilgi bulunmayan Kozanoğlu Beyliği, 1800lü yılların son dönemlerinde Adananın Kozan ve Saim Beyliği Bölgesinde hüküm sürüyorlar.

NECMETTİN ERBAKAN

I. Erbakan’ın Soyağacı

Nereden geldikleri konusunda çok fazla bilgi bulunmayan Kozanoğlu Beyliği, 1800’lü yılların son dönemlerinde Adana’nın Kozan ve Saim Beyliği Bölgesinde hüküm sürüyorlar.

Kozanoğulları’nın bilinenleri : Hacıağa ve Topalağa Kardeşler. Topal Ağanın oğlu Yusuf Bey günün birinde bölgedeki diğer bir beylik Divanoğulları’nı yıkarak kendi beyliğini oldukça büyütüyor. Büyüyen Beyliği bu kez “Kozan” adı veriliyor. Kozanoğlu adı buradan geliyor. Cebbazadeleri de Beyliklerine katan Kozanoğulları, kozanı ikiye bölüyorlar : Doğu Kozan ve Batı Kozan

Batı kozan ağası Çadırcı Mehmet, üzerine gelen Kıbrıslı Mehmet Paşa komutasındaki Fırka-ı İslahiye karşısında yenilerek Konya, Sivas ve Kayseri yöresine dağılıyorlar. Kozanoğulları’nın başında bulunanlar ise İstnabul ve Rumeli’ ye sürgün ediliyorlar. Kozanoğulları’nın son lideri Hüseyin Beyin kardeşi Hasan bey de İstanbul’a sürgüne gelenlerden.

Hüseyin Bey II. Abdulhamit Dönemi’nde saraya bağlı biri olarak biliniyor. Hüseyin Beyin oğlu Mehmet Sabri Hukuk tahsili yapıyor.

Mehmet Sabri, kendi halinde, görevine bağlı, içe kapanık bir ceza reisidir. İlk görev yeri, Erzurum İstinaf Mahkemesi Müddei Umumisi’dir. Erzurumlular kendisini çok severler ve damatları olmasını isterler. Erzurumun tanınmış ailelerinden Korukçuların kızı Sabire Hanım’ı münasip görürler.

İlk çocuk bir yıl sonra dünyaya gelir adını Nizamettin koyarlar. İkinci çocuğun adı Selahhattin’dir çocuklara Kozanoğulları beyliğinin önde gelen kişilerinin isimleri verilir.

Mehmet Sabri Efendi ile Sabire Hanımın mutluluğunu I. Dünya Savaşı bozar. Osmanlı orduları çeşitli cephelerde bozguna uğramaktadır. Rus orduları D. Anadolu’ya girmiştir, Erzurum’a yaklaşmaktadır. Büyük kaçış başlamıştır. Göç edenler arasında Mehmet Sabri Efendi, Sabire Hanım ile çocukları Nizamettin ile Selahattin de vardır. Çok ağır doğa koşullarında, açlık ve sefaletle yapılmaktadır. Binlerce insan yolda can vermektedir. Genç yaşta hayata veda edenlerden biri de Sabire Hanımdır. Mehmet Sabri Efendi iki çocuğu ile ortada kala kalmıştır. İki çocuğu büyütmenin güçlüğünü tek başına omuzlamayan Mehmet Sabri Efendi’yi akrabaları görev yaptığı Sinop’ta Kamer adında bir kızla evlendirirler. Kamer, Sinop’un tanınmış ailelerinden Öküzoğulları’nın kızıdır.

Mehmet Sabri Efendi’nin ikinci evliliğinden bir erkek çocuğu daha olur. Cumhuriyetin 3. yılında, 29.Ekim.1926 tarihinde bir çocuk dünyaya gelir. Ağabeyleri Nizamettin ve Selahattin’le isimleri uumlu olsun diye Necmetin adını koyarlar. Ağır ceza reisi Mehmet Sabri Efendi görevi gereği Anadolu’da bir çok vilayeti dolaşır; Erzurum, Sinop, Kayseri, ... vb.

O yıllarda Cumhuriyetin kurumsallaşması için din; siyasi yaşamdan, eğitim kurumlarından kovulmuştu. Necmettin Erbakan, Çocukluğunu böyle bir dönemde yaşadı. İlkokula Kayseri Cumhuriyet ilkokulu’nda başladı. Babasının tayini Trabzon’a çıkınca öğrenimini bu şehirde tamamladı. 1937 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde orta öğrenimine başladı. Orta ve lise sınıflarını iftiharla geçen Erbakan, İstanbul Erkek Lisesini 1943 yılında bitirdi.

1944 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne giren Erbakan, 1947-48 Dönemi’nde mezun olmuştur. 1947-48 mezunlarını tanıtan “Arı” adlı albümde arkadaşları takma ismiyle Derya Necmettin’i Şöyle tanımlıyolar :

“sofudur, dindardır, çalışkandır. Hayatının yarısını namaz, yarısını da projeleri işgal eder. Sınıfının yarısını kendisi, yarısını da arkadaşları işgal eder. Proje ve raporları, saatli maarif takvimi nükteleri gibi geniş izahlıdır. Herkesin bir sayfada bitirdiği mevzuyu o kırk sayfada hulusar eder. Kendisine civata nedir diye sorarsanız izaha demir filizlerinin naklinden başlar, ve o kadar uzun anlatır ki nihayet namaz vakti gelir, gider namazını kılar gelir ve kaldığı yerden anlatmaya devam eder.”[1]

II. Erbakan’ın İş Hayatına Atılışı

1954 yılında tarımsal sulamada kullanılacak 5-15 beygir gücünde tek ya da çift silindirli dizel motorlarla pompalar yapmak amacıyla hükümet bir proje gerçekleştiriyor. Pancar tarımını desteklemek için motor ve pompa fabrikası yapılması da kabul ediliyor. Fabrika’nın Eskişehir’de mi yoksa Ankara’da mı olacağı konusunda başbakan Adnan Menderes ile Maliye Bakanı Hasan Polatkan arasında küçük bir anlaşmazlık dahemengideriliyor. 1Temmuz 1956 gümüş Motor Fabrikası’nın temeli atılıyor.

200 ‘ e yakın ortak biraraya getirilmiş hiç kimsenin hissesi %5’ten yukarı değildi. 6 milyon sermayeli Gümüş Motor Fabrikası’na ayrıca Hükümet de 1.300.000 dolarlık yardımda bulunuyor. Fabrikada 500 personel çalışıyor. Gümüş Motor Fabrikası’nın Umum Müdürlüğü’ne ise Erbakan getiriliyor.

Gümüş Motor’da işler 1958 yılına kadar iyi gitti. 1958 yılında Hükümet’in yaptığı devalüasyon, gerekli yatırımlar için malzeme ve makine ithal eden Gümüş Motor’u zora soktu. Umum Müdür Erbakan Sanayi Bakanı Sabit Ataman’ın makamına çıkıyor ve Gümüş Motora Yardım Edilmesi konusunda güçte olsa ikna ediyor. Sonuçta yeni bir yatırım için 750.000 lira ayıran şeker şirketi bu parayı Gümüş Motor Hisselerine Yatırıyor. Böylece Gümüş Motor ile Şeker Şirketi’nin ortaklığı başlıyor. Ancak bu ortaklık Gümüş Motor’u geliştirmedi. Fabrikadan bir türlü gerekli randıman elde edilemiyordu. Hisse senetleri giderek düştü. Ucuzlayan hisse senetlerini toplayan Şeker Şirketi %51’i bulunca Umum Müdürü Necmettin Erbakan’ın Karşısına çıktı, Şeker Şirketi adına bundan sonra Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Nurullah Gezgin Başkanlık edecek diyerek Erbakan’ın yetkileri kısıtlanıyor. [2]

III. Erbakan’ın Siyasete Atılışı

Odalar Birliği’nden polis zoruyla dışarı atılan Necmettin Erbakan Adalet Partisi’nden milletvekili olmayı düşünüyor. Yakın bir kaç arkadaşı ile birlikte AP genel merkezine gitti. Genel başkan Süleyman Demirel Başbakan olduğu için, genel başkan vekili Nuri Bayar ile görüştüler. Nuri Bayar hepsine tek tek partiye giriş belgelerini verip, bunları doldurmalarını istedi. Bu belgeler hemen doldurulup genel başkan vekili Bayar’a veriliyor. Doldurulan evraklar partinin genel kurulunda incelenecekti. Aslında bu tür bir uygulama daha önce uygulanmamıştı. Ama bu kez gelenler farklıydı. Demirel’in kurmayları bu adam partiya gelirse partiyi böler kargaşalık çıkarır dediler. Aslında bu sözler sahibinin sözleriydi. Kurmaylarda biliyorlardı ki genel başkanları Erbakan’ı istemiyordu. Odalar birliği’nde bunca sorun çıkaran biri zaten son aylarda sermaye gurupları arasındaki kapışma nedeniyle kaynayan partiyi bölerdi.

Erbakan’ın üyeliği veto edildi. Zaten içi karışık olan AP bu veto ile biraz daha karıştı. Başta üniversiteden arkadaşı Mehmet Turgut olmak üzere, Faruk Sukan, Saadettin Bilgiç vetoya karşı çıktılar. AP’deki Demirel’e muhalif bu grubun özelliği anadolu sermayesine yakın olmalarıydı.

AP’den red yanıtını alan Necmettin Erbakan’ın morali bozulmuştu. İmdadına başta konyalı tüccarlar olmak üzere Anadolu sermayesinin bvüyük esnafları yetişti. Odalar birliği’nde Başkan Sırrı Enver Batum’a karşı mücadele fikrini Erbakan’ın kafasına koyanlarda yine Konyalı tüccarlardı. Yine aynı tüccarlar gel konya’dan bağımsız milletvekili adayı ol kesin kazanırsın diyorlardı. Erbakan ikna oldu. 1969 genel seçimlerinde Konya Bağımsız milletvekili adayı olarak seçimlere girmek için yüksek seçim kuruluna başvurusunu yaptı.

Mevlana Caddesi’ndeki eski bina seçim bürosu olarak tutuldu. İslam enstitüsü ve imam hatip lisesi mezunları, öğrencileri Erbakan için çalışmaya başladılar.

Seçim Bürosunun gideri Konyalı tüccarlar tarafından karşılanıyordu. Ancak basın ortaya ilginç iddialar atıyordu : “Erbakan’ı ARAMCOÅ destekliyor. Aramco, özellikle 50’li 60’lı yıllarda Ortadoğu’da Nasırdan etkilenerek ortaya çıkan milliyetçi hareketlere karşı Şeriatçı örgütleri destekliyor, para yardımında bulunuyor. Erbakan’a maddi yardımda bulundu mu bilinmiyor ancak bilinen 60’lı yıllar Türkiyesi’nde sol muhalefetin çığ gibi büyüdüğü bir dönemdi.

Erbakan her akşam bir eve konuk oluyor, sohbetlerde herkes susuyor Erbakan saatlerce konuşuyordu : Erbakan AP’den Demirel’den söz ederken de sinirlenmiyor, vaaz eder gibi yumuşak bir uslupla anlatıyordu, “Süleyman Bey için bir kurtuluş yolu vardı, ekonomik meseleleri kalkınma meselelerini bir elde toplayıp benim gibi bir yardımcıyı da işin başına getirseydi bu çıkmazdan kurtulabilirdi. Fakat artık AP hızla yokuş aşağı gidiyor. Süleyman Bey kaderini tamamen montajcı, yabancı sermayeci gayri milli bir komprador azınlıkla birleştirmiş ve gizleyemez hale gelmiştir.”

“ Süleyman Bey benden korkar. Çünkü bütün meseleyi en iyi ben biliyorum ben karşısına çıktığım zaman en kirli işlerin dosyalarını da koltuğumda taşıyorum. Odalar birliği deyip geçmeyin Türkiye’nin en güçlü bir kaç teşkilatı arasında önde gelir memleketin ekonomisini elinde tutan 300.000 üyesi vardır. Ekonomik karar ve tercihlerin en büyük merkezidir. 530 memuruna yılda 25.000.000 TL maaş vermektedir. En kaliteli uzmanları bünyesinde bulundurur. İşte böyle bir yerde dört yıl en önemli hizmette bulundum.Demirel korkar brndenİ,çok korkar.Onun, yuvarlak laflarla kaçamaklarla, demogoji ile örttüğü yutturduğu bütün işlerin örtüsünü ben kolayca kaldırıp hakikatleri göstereceğim.”

“ Bizim gibi bir ekonomik bünyeye sahip memlekette devletin kalkınmadaki rolünü inkar mı edeceğiz. Özel sektörcüyüm ama devletin yardımını da inkar etmiyorum. Yabancı sermaye de kullanacağız şüphesiz. Yabancı sermayeye, yabancı teknolojiye ihtiyacımız var. Bir memlekete yabancı sermaye ile birlikte teknoloji de giriyor. Ancak yabancı ve üstün sermayenin kudreti altında ezilmemek var nasıl olacak bu iş ? hem yabancı sermayeyi buyur edeceksiniz hem milli sermayemizi işleteceksiniz, nasıl olacak bu ? bunların misalleri var dünyada; Japonya var Hindistan var. Bugün ki işleyişe karşıyız. Bitiyor bu oyun artık son perdesi oynanıyor. “

Erbakan konuşmasının sonunda diğer partilerdeki bir çok kişi ile temasta olduğunu Meclis’e girdiği takdirde hemen grup kuracağını söylüyor, 3 yıl içinde Demirel’in de işini bitirip tek başına iktidara geleceğini belirtiyordu.

Erbakan bağımsız milletvekili olarak meclise girdikten sonra ya grup kurcaktı ya da tekrar AP’ye katılmak için girişimde bulunacaktı. Nihai hedef ise AP Genel Başkanlığı’ydı.[3]

Erbakan’ın ilk partisi Millî Selamet Partisi idi. Bu parti kurulurken parti Tüzüğünde şunlara yer veriliyordu :

1. Esas gaye başlığı altında partimiz, milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin kuvveden fiile çıkarılmasını inkişâfını ve cemiyetimize nizam ve huzur içtimaî adalet ve vatandaşlarımıza saadet selamet getirmeyi gaye edinmiştir. Partimiz milletimizin manevi kalkınma yanında müspet ilimlerde ve teknikte taklitçilikten kurtulmuş yapıcı keş ve icad edici gerçek bir ilmi inkişafa ve her sahada büyük bir şahsiyete erişmesini gaye edinmiştir.

2. Demokrasi anlayışı başlığı altında, partimiz hakka en riayetkar en bilgili ve en riyakatli kimselerin millet hizmetine getirilmesi ve milletin en adil ve en isabetli ve ilmi usullerle idaresi için hakkı arayan v hakkın tahakkukuna çalışan hak ve hakikat otoritesine yol açan serbest imkanlar zemini olarak tarif eder.

Demokrasinin tekamüllü fertlerinin fazilet yolunda erişebilecekleri tekamülün muhassalası olarak anlaşılmalı ve nefsanî başı boş hürriyetlerinin temeli olmamalıdır. Partimiz demokratik rejimi ancak ahlak ve faziletin hakim olduğu cemiyetlerde teyessüs ve tekamül edebileceğine inanır. Temel hasletlerin bozularak cemiyet içerisinde nizamlayıcı tesirini kaybetmesi halinde ise demokrasinin dejenere olarak insan haysiyetine aykırı rejimlerden birine inkilap edeceğini ve bir anarşi aleti olacağına muhakkak nazarı ile bakar.

Bu itibarla siyasi mücadelelerdeki metodumuz yapıcı uyarıcı birleştirici hak hakikat otoritesini tanıyıcı hak ve hakikate müdafada açık cesur ve ahlak ve fazilete riayetkâr fikre karşı fikirle mukabele edici mahiyette olacak ilimsiz dayanıksız tahrik ve tahkir edici menfii metodların siyasi bünyemizden tasfiyesini şiar edecektir

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA