İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2226869 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

ALİ İBN EBİ TALİB

Kategori Kategori: Dini | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1733 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 06 Mart 2007 21:33:25

Resulullah in amcasinin oğlu, damadi, dördüncü halife. Babasi Ebu Talib, annesi Kureyş ten Fatima binti Esed, dedesi Abdulmuttalib tir.

ALİ İBN EBİ TALİB

           

            Resulullah’in amcasinin oğlu, damadi, dördüncü halife. Babasi Ebu Talib, annesi Kureyş’ten Fatima binti Esed, dedesi Abdulmuttalib’tir. Künyasi Ebu’i Hasan ve Ebu Turab (toprağin babasi), lakabi Haydar; ünvani Emirul’lMü’minin’dir. Ayrica “Allah’in Arslani” ünvaniylada anilir.

            Hz. Ali küçük yaşindan beri Resulullah’in yaninda büyüdü. On yaşinda İslam’i kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice’den sonra müslümanliği kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Hatice’yi bir gün ibadet ederken gören Hz. Ali’ye  Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasini anlattiğinda Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullah’in yaniydaydi. Kabe’dek putlari kirmasini şöyle anlatir : “ Bir gün Resul-u Ekrem ile Kabe’ye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çikmak istedi. Kalkmak istediğim zaman kalkamiyacağimi anlatti, omuzumdan indi, beni omzuna çikardi ve ayağa kalkti. Kendimi istesem ufaklari tutacak saniyordum. Kabe’nin üzerinde bir put vardi, onu sağdan soldan ittim. Put düştü parça parça oldu. Resulullah’in omuzundan indim. İkimiz geri döndük.”

            Resul-u Ekrem, en yakin akrabasini uyarmak ve hakki tebliğ etmek hususunda Allah’u Teala’dan emir alinca onlari Safa tepesinde toplayip ilahi emirleri tebliğ edince, Kureys müşrikleri onlarla alay etmişti. İkinci toplantiyi yapmasini Hz. Ali (r.a.)’ye de bir ziyaret hazirlayarak Hasinoğullarini davet etti. Resulullah yemekten sonra “Ey Abdülmuttaliboğullari, ben özellikle size bütün insanlara gönderilmiş bulunuyorum.

            İçinizden hanginiz benim kardeşim ve dostum olmarak bana bey’at edecek” dedi. Yanliz Hz. Ali (r.a.) kalkti ve orada Resulullah’a onun istediyi sözlerle bey’at etti. Bunun üzerine Resul-u Ekrem, “Kardeşimsin ve verizimsin” diyerek Hz. Ali’yi taltif etti.

            Hz. Peygamber hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Ali’ye birakti ve o gece Hz. Ali, Resulullah’in yatağina yatarak müşrikleri oyalayarak onun yerine hayatini tehlikeye atmiş, bu suretle Peygember’e hicreti sirasinda zaman kazandirmiştir. Hz. Ali, Peygamber’in devamli yaninda bulundu, bütün cihat harekatlarina katildi, Uhud’da gazi oldu. Bedir’de sancaktardi. Ayni zamanda keşif kolunun başindaydi; hakim nokyalari tesbit ederek Hz. Peygamber’e bildirdi. Bu mevkiler işgal edilerek, Bedir’de önemli bir savaş harekatini başariya ulaştirdi. Bedir gazasinin başlamasindan önce, Kureyşliler’le teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. Bu dövüşte, hasmi Velid b. Mugire’yi kilici ile öldürdüğü gibi, Hz. Ebu Ubeyde zor durumdayken yardimina koştu ve onun hasmini da öldürdü. Kendisine “ Allah’in Arslani” lakabi ve Bedir ganimetlerinde bir kiliç, bir kalkan, bir de deve verildi.

            Hz. Ali, Bedir savaşindan sonra Hz. Peygamber’in kizi Hz. Fatima  ile evlendi. Nikahini Hz. Peygamber kiydi. O zamana kadar Resulullah’la oturan Hz. Ali nikahtan sonra ayri bir eve taşindi. Hz. Ali’nin, Hz. Fatima’dan üç oğlu, iki kizi dünyaya geldi.

            Hicret’in üçüncü yilinda Uhud savaşinda, müslüman okçularinin hatasi yüzünden müşrikler müslümanlarin üzerine saldirmişlar ve Hz. Peygamber de yararlanarak bir hendeğe düşmüş ve düşman onun öldüyünü yaymişti. Halbuki o sirada döyüşe döyüşe gerileyen Hz. Ali, Hz. Peygamber’iniçine hendeğe ulaşarak, onun korumaya almişti. İki tarafinda kazanamadiği bu savaşta hz. Ali birçok yerinden yaralanarak gazi oldu.

            Uhud savaşindan sonra Hz. Ali “Benu Nadir” yahudilerinin hayinlikleri üzerine bu kabile ile yapilan savaşi bizzat idare etti. Bütün çarpişmalarda Hz. Ali kahramanca dövüşmüş ve müriklerin en meşur savaşçilarini öldürmüştür. Hüdaybiye  barişinda sulh şartlarini yazilmasinda o memur edildi. Hz. Ali, sulhnameyi yazmaya şöyle başladi: “Bismillahirrahmanirrahim Muhammed Resulullah … “  ancak bu ifadeye itiraz ettiler Hz. Peygamber, “ Resulullah” yerine “Muhammed b. Abdullah” yazmasini Hz. Ali’ye söylemiş “Resulullah” ifadesinin yaziliminda israr etmiştir.

            Hz. Ali Mekke’nin fetti sirasinda yine sancaktirdi. “Keda” mevkiyinde Mekke’ye girdi. Mekke kan dökülmeden fethedildi. Hz. Peygamber ile birlikte Kabe’deki bütün putlari kirdilar.

            Mekke’nin fettinden sonra Resul-u Ekrem, Halid b. Velid’i Benu Huzeyme kabilesine gönderdi. Bu kabile ya cehaleti yada bedevi olmalarindan, “Müslüman olduk” anlaminda “eslemna” kelimesi yerine “sabbena” dediyi için Halid b. Velid hiddetlendi ve onlara harp etti. Hz. Peygamber olayi duyunca çok üzüldü. Hz. Ali’yi bu hatayi telifi ile görevlendirdi. Hz. Ali Benu Huzeyme’ye giderek öldürülenlerin diyeti ödeyip madur olanlarini telafi etmişti.

            Huneyn gazasinda müslümanlar bozulup dağildilar. Sayilari binleri bulduğu halde içlerinden bir kaç kişi saberdip dayanabildi. Hz. Ali bu şavaşta yanliz sabirla tahammül etmekle kalmayarak gösterdiyi yiğitlik ve kumandanlikla islam ordusunun kendi safinda toplanmasini sağladi.

            Resul-u Ekrem hicretin  9. yilinda Tebuk seferine çikarken Hz. Ali’yi ehl-I beytin muhafazasi için Medin’e birakti, ancak bu sefere katilmadiği için mütessir oldu. Bunun üzerine Resulullah: “Musa’ya göre Harun neyse sen bana karşi o olmak istemez misin?” dedi. Ali, bu iltifattan çok memnun oldu.

            Berae suresinin ayetleri nazil olunca, Resulullah Hz Ali’yi Mekke’ye gönderdi. Bu suretle hiç müşrikin artik Kabe-i Şerifi bundan sonra haccedemeyecini bildirdi.

            Yemen bölgesinin İslam’a girmesi zordu. Görev yine Ali b. Ebi Talib verildi. Hz. Ali “Bu çok güç bir iş” dedi. Resulullah’da “Ya Rabb, Ali’nin dili tercumani, kalbi hidayet nurunun memba olsun” diye dua dince, Ali, siyah bir bayrak alarak Yemen’e gitti, kisa süren irşatlari sayesinde Yemen’in bütün Hemedan kabilesi müslüman oldu.

            Hz. Peygamber’in vefati sirasinda, hücresi bulunanlarin başinda geliyordu. Hz. Ebu Bekir’in halife seçildiyi sirada Hz. Ali Resulullah’in hücresinde tekfin ile meşkul idi.

            Hz. Ömer devrinde devletin hukuk işleriyle ilgilenip adeta İslam devletinin baş kadisi olarak görev yapti. Hz. Ömer’in şehadeti üzerine yine devlet başkanini şeçmekl görevlendirilen alti kişilik şura heyetinde yer alip, bu alti kişiden en sona kalan iki adaydan biri oldu.

            Hz. Osman’in hilafeti döneminde idari tutumdan pek memnun olmamakla birlikte İslam devletinin vilayetlerinden gelen şikayetleri hep Hz. Osman’a bildirmiş ve ona hal çareleri teklif etmişti. Hz. Osman’i muhasara edenleri uzlaştirmak için elenden gelen gayreti sarfetti.

            Hz. Osman’in şehadetinden sonra İslam’in ileri gelen şahsiyetleri ona bey’at ettiler. Ancak onun bu dönemi Allah’in bir taktiri olarak son derece karişik bir dönem oldu. Hilafete geçtiyinde hal edilmesi gereken bir çok problemle karşi karşiya kaldi. Bu karişikliklar Cemel ve Siffin gibi iç çatişmalari doğurdu. İslam Devleti bünyesinedeki bu ihtilaflari giderme konusunda büyük fedekarlik ve gayretler gösterdi.

            Nihayet, Küfe’de 40/661 yilinda bir Harici olan Abdurrahman b. mülcem tarafindan sabah namazina giderken yaralandi. Bu yaranin etkisiyle sehid oldu.

            Hz. Ali devamli olarak Hz. Peygamber (s.a.s)’in yaninda bulunduğu için Tefsir, Hadis ve Fikihta sahabenin ileri gelenlerindendir. Hatta Resulullah’in tabiri ile “ilim beldesinin kapisi”olarak ümmetin ne bilgini idi. Hz. Peygamber yolunda insanlari hakka iletmek için büyük gayretler sarfetmiş ve hilafet dönemi iç karişiklarla dolu olmasina rağmen İslam2in öğretilmes ve öğrenilmesi husunda büyük katkilari olmuştu.

            Medine’de duruma hakim olup yönetimi tam olarak eline aldiktan sonra öğretim için merkezde bir okul kurdu. Arapça gramerin öğretilmesini Ebu Esved ed-Düeli’ye, Kur’an okutma ve öğretme işini Abdurrahman esSülemi’ye, Tabii ilimler konusunda öğretmenlik görevini Kümeyl b. ziyad’a verdi. Arap edebiyati konusunda çalişma yapmak üzere  de  Ubade b. esSamit, ve Ömer b. Seleme’yi görevlendirdi. Devlet yönetimi ve hizmetlerini; maliye, ordu, teşri ve kaza gibi bölümlere bölümlere yürütüyordu. Mali işleri, dağitma ve toplama diye iki kisma ayirmazdi.

            Ümmetin malini ümmete dağitirken de son derece titiz davrandi. Kendisine bir pay ayirma noktasinda gayet dikkatli olup, kimsenin hakkina tecavuz etmemekte de büyük bir örnek idi. Kendisini Küfe’de görenler kişin soğuğunda ince bir elbisenin altinda tir tir titreyerek camiye gittiyini aktarirlar. Devlet yönetici ve memurlerinin nasil davranmalari gerektiği konusunda şu yönetmeliği hazirlamişti.

            1.Halka karşi daima içinizde sevgi ve nezaket besleyin. Onlari bir canavar gibi davranmayin ve onrari azarlamayin.        

            2.Müslüman olsun olmasin herkese ayni davranin. Müslümanlar kardeşiniz, müslüman olmayanlar  ise sizin gibi    insanlardir.

            3.Affetmekten utanmayin. Cezalandirmakda acele etmeyin. Emriniz altinda bulunmayanlarin hatalari karşisinda hemen öfkelenenip kendinizi kaybetmeyin.

            4.Taraf tutmayin, bazi insanlari kayirmayin. Bu tür davranişlar sizi zulma ve despotluğa çeker.

            5.Memurlarinizi seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarinda ve zulumlerinden sorumlu olmamiş bulunmamişlarina dikkat edin.  

            6.Dğru, dürüst ve nazik kişileri seçin ve çikar ummadan ve korkmadan aci gerçekleri söyleyebilenleri terçih edin.

            7.Atamalarda araştirma yapmayi ihmal etmeyin.     

            8.Haksiz kazanç ve ahlaksizliklara düşmemeleri için memurlariniza yeterinde maaş ödeyin.

            9.Memurlarinizin hareketlerini kontro edin ve bunun için güvendiyiniz samimi kişileri kullanin.

            10.Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap verin.

            11.Halkin güvenini kazanin ve onlarin iyiliğini istediyinizi kendilerini inandirin.

            12.Hiç bir zaman vaatlerinizden ve sözlerinizden dönmeyin.

            13.Esnaf ve tüccara dikkat edin; onlaria gereken önemi gösterin, fakat ihtikar, karaborsa ve mal yiğilmalarina izin vermeyin.    

            14.El işlerine yardim edin; çünkü bu yoksulluğu azaltir, hayat standardini artirir. 

            15.Tarimla uğraşanlar devlatin servet kaynağidir ve bir servet gibi korunmalidir.

            16.Kutsal gözeviniz yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklinizdan çikarmayin. Memurlariniz onlari incitmesin, onlara kötü davranmasin. Onlara yardim edin, koruyun ve yardiminiza ihtiyaç duyduklari her zaman huzurunuza çikmalarina engel olmayin.  

            17.Kan dökmekten kaçinin, İslam’in hükümlerinegöre öldürülmesi gerekmeyen kimseleri öldürmeyin.

            Hz. Ali bütün bu emirleri nefsinde eksiksiz uygulayan bir halifeydi. Beş yillik halifeliğin çok önemli olaylarla, savaş ve sikintilarla geçmişti. Fitnelere karşi sonuna kadar doğru yoldan sabirla mücadele etmek istedi sonunda şehid oldu.

            Hz. Ali İslam’in bütün güzelliklerine vakifti. Çünkü o, Resulullah’in daima yaninda bulunmuştu. Vahiy katibiydi, hafiz, müfessir ve mühaddisti. Hz. Peygamber‘den beş yüzden fazla hadis revayet etti. Ahkamin nazariyatindan çok ameli keyfiyetine bakardi: “Halka anladiklari hadisleri söyleyiniz. Allah ile Peygamber’in tekzip edilmesini ister misiniz?” demiştir.

            Hz. Ali’nin, Hz. Fatima’dan Hasan, Hüseyin, Muhsin adli oğullari ve Zeynep, Ümmü Gülsüm adli kizlari oldu.

            Hz Ali abid, kahraman, cesur, iyilikte yarişan, takva sahibi ve son derece çömertti. Medine’de müslümanlarin durumu düzeldikten sonra, Hz. Ali de bir hizmetçi almaya karar verip, Resulullah’a gitti. Resulullah kiziyla damadinin arasina girerek: “Ben size hizmetçiden daha hayirlisini vereyim. Yatarken otuzüç kere Allahü ekber, otuzüç kere Elhandülillah, otuzüç kerede Subhanallah deyin” buyurdu. Yine bir gün yiyecek çok az yemekleri olan Hz. Ali ile ailesi sofraya oturduklari sirada kapilarina ir dilenci geldi, onlarda yemeği dilenciye verdiler. Ertesi gün gelen bir yetime, üçüncü gün gelen bir esire yemeklerini verdiler. Bu olay üç gün sürdükten sonra şu ayet-, kerime indi: “şüphesiz en iyiler mizaci kafur olan bir tastan içerler. Allah’in taşirina taşirina içeceği bir kaynak. Adai yerine getirirler ve şerri yaygin olan bir günde korkarlar. Içleri çektiği halde yiyeceği, miskinei yetime ve esire yedirirler. “Bir sizi ancak Allah’in rizasi için doyuruyoruz,sizden bir karşlik ve teşşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz oldukça asik suratli zorlu bir günden dolayi Rabbimizdan korkuyoruz” derler. Allah da bu günün şerrinde onlari korur. Onlari parlaklik ve sevinç verir.”

            Hz Ali’nin “Zülfikar” adi verilen meşhur bir kilici vardi. Kilicin ağzi iki çatalli idi ve Hz. Ali’ye Resulullah tarafindan hediye edilmişti.

            Hz. Ali’nin cömertliği, insanliği Resulullah’a olan yakinliğiyla edindiği büyük manevi miras onu yüzyillardir halk inançlarinda destani bir kişiliğe bürümüştür. Bir gün onun dört dihemi vardi. Birini açiktan birini, gizlidenbizini gündüz, birini gece infak etti ve hakkinda şu ayet-i krlime indi: “Mallarini gece ve gündüz, g,zl, ve açik infak edenler. Onlar için Rabbleri katinda karşilik vardir ve üzülecekte değillerdir.” (el-Bakara, 2/274).

            Hz. Ali’nin peygamberimizden rivayet ettiği bazi hadis-I serifler: “Günah işleğen biri pişman olur, abdest alir namaz kilar ve günahi için istigfar ederse Allah’u Teala Nisa suresinde ‘Bİri günah işler veya kendine zulmeder sonra pişman olup Allah’u Teala’ya istigfar ederse Allah’u Teala’yi çok merhametli ve af ve mağfiret edici bulur’ buyurmaktadir”           

            “Üzerinde farz namaz borcu olan kimse, kazasini kilmadan nafile kilarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse, kazasini ödemedikçe Allah’u Teala onun nafile namazlarini kabul etmez”

            “Malinizin zekatini veriniz. Biliniz ki, zekatinini vermeyenlerin bunu vazife kabul etmeyenlerin namazi, orucu, hacci ve cihadi ve imami yoktur.”

            Peygamberimiz (s.a.s.) Hz. Ali’ye buyurdu: “Ya Ali, altiyüzbin koyun mu istersin, yahut altiyüzbin altin mi veya altiyüzbin nasihat mi istersin?” Hz. Ali dedi “Altiyüzbin nasihat isterim.” Peygamberimiz buyurdu: “ Şu alti nasihata nasihate uyarsan altiyüzbin nasihata uymuş olursun: 1. Hekes nafilelerle meşgul olurken sen farzlari ifa et. Yani farzdaki rükümleri, vacipleri sünnetleri, müstehaplari ifa et. 2. Herkes dünya ile meşgul olurken sen Allah’u Teala’yi hatirla. İslama uygun yaşa; uygun kazan; İslam’a uygun harca. 3.Herkes birbirinin ayiplarini ararken sen kendi ayiplarini ara. Kendi ayiplarinla meşgul ol. 4. Herkes dünyayi imar ederken sen dinini imar et, zinnetlendir. 5. Herkes halka yaklaşmak için vasita ararken, halkin rizasini gözetlerken sen Hakk’in rizasini gözet; hakka yaklaştirici sebep ve vaisatalari ara. 6. Herkes çok amel işleken sen amelinin çok değil, ihlasli olmasina dikkat et.”  

            Hz. Ali buyurdu: “Kişi dili altinda saklidir. Konuşturunuz, kiymetinden neler kaybettiğni anlarsiniz.”

            “İnsanin yaslanip Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsiz Cennet’e girmesinden daha hayirlidir.”

            “Kul ümidini yanliz Rabbi’ne bağlamamali ve yanliz günahlari kendini  korkutmalidir.”

            “Cahil, bilmediğini sormaktan utansin. Alim, içinden çkamayacaği bir meselede en iyisini Allah’u Teala bilr demekten kaçinsin.”

            “Sizin için korktuğum şeylerin en başinda, nefsinin istediğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan aliloyar; ikincisi ise ahireti unutturur.”

            “Amellerin en zoru üçtür. Bunlar; nefsin hakkini verebilmek, her halde Allah’u Teala’yi hatirlayabilmek, kardeşine bol bol ikramda bulunabilmektir.”

           “Takva, hataya devami birakmak; aldanmamaktir.”

           “Kalpler, kaplara benzer. Hayirli olan, hayirla dolu olandir.”

           “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” 

            Hz. Ali bu ümmetin en ileri gelenlerinden biri olarak İslam’in bize kadar gelmesinde büyük rolü olan sahabelerdendir.

 | Puan: 1 / 2 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA