İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2170350 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

ISKENCE

Kategori Kategori: Genel | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1816 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 13 Mart 2007 21:18:38

Insanligin ilk çaglarında iskence yoktur. O donemin insanlari belki oldürüyorlardı ama iskence yapmıyorlardı, iskenceyi bilmiyorlardı

TARIHSEL SURECTE ISKENCE

“Insanligin  ilk  çaglarında  iskence  yoktur. O donemin  insanlari  belki oldürüyorlardı ama iskence yapmıyorlardı, iskenceyi bilmiyorlardı. Iskence, azınlıgın ekonomik çıkarları ustune kurulu toplumsal duzenler ortaya çıktikıgında tarihteki yerini aldı. Düzenin sürdürülmesinden yana olan sınıflar, karsıtlarını her türlü araçla bastırma, yok etme yolunu sectiler. Iskence etkili bir bastirma ve yok etme yolu idi. Iskence, Engizisyon sorgulamalarında kurumsallasmıs sekliyle insanlıgın karsısına çıktı. Insanı o duzen disinda seceneksizlige suruklemek, sormayan, dusunmeyen, eylemsiz, baskaldiriyi aklina getirmeyen, tekrarla, secenegin tek ve o duzeni surdurmekten yana olanlarin secenegi oldugunu kabullenen insan yaratmak... Ozunde bazi olgular degismiyor. 1600’lerin Engizisyon sorgulamalari, günümüz yönetimlerinde ki sorgulamalarda  da hortluyor.

 

Kurumsallasma isbolumunu de beraberinde getirdi; iskencenin organizasyonu, uygulanmasi, iskence ideolojisinin savunusu, yayginlastirilmasi.”

 

Uygarlik tarihine kisa bir goz attigimizda, konumuzla ilgili olarak tespit ettigimiz ilk husus, iskencenin onceleri sorgu araci olarak kullanilmaktan ote, bir cezalandirma araci olarak kullanildigidir.

 

Toplumun devlet tipi bir yapilanma icine girdigi gunden bugune, iskence hep olmustur. Ancak iskencenin bu donemde ikili bir anlam tasidigini goruyoruz. Bu ikililik iskencenin sorgulama araci olmasi islevinden de ote bir cezalandirma araci olarak kullanilmasindadir. Cezalardaki kanunilik prensibinin, ilk donemden bu yana, bir sekilde ceza yasalarinda yer almasi nedeniyle, iskence ve kotu muamele niteligindeki cezalar yasal metinlere gecirilmistir.

 

Sumer-Babil-Asur Yasalarinda Iskence

Mezopotamya yazili metinlerine bakildiginda, iskencenin bu donemde de varoldugunu, hatta iskencenin tanrilarin istedigi bir cezalandirma metodu olarak kabul edildigini goruyoruz. Bu donem krallarinin yetkilerini Tanri’dan almasi ve gorevine Tanri tarafindan atanmasi seklindeki inanis geregi olarak, cezalarda olcululuk kaygisi hicbir zaman gudulmemistir.

 

Ornegin Babil sehri krali Hammurabi soyle demektedir.

 

“Vaktaki Tanri Marduk, halki idare etmek ve memleket idaresini ele almakla beni gorevlendirdi, gercegi ve adaleti memleketin diline koydum.”

 

Hammurabi yasalarinda 282 madde vardir. Ancak sunu belirtmeliyiz ki, bu yasalar Mezopotamya’nin ilk yasalari degildir. Bu yasalardan once Mezopotamya’da kimi yasalar vardi. Bu yasalarda da iskence bir cezalandirma yontemi olarak yer almistir. Ornegin; “Eger bir kimsenin kadin kolesi, (evin) hanimi gibi davranirsa, kufrederse (evin hanimina veya beyine), bir olcu tuzla (evin hanimi veya beyine) onun agzini yakacaktir.”

 

Ancak Hamurabi yasalarinin cezalandirma yontemi olarak iskenceyi daha fazla benimsedigini goruyoruz. Genel olarak atese atma, suya atma, surukleme kafayi tiras etme, dis sokme, kemik kirma, kor etme, dil kesme, kadinin memelerini kesme, bilek kesme, kalabalikta kamcilama, kulak kesme seklinde cezalar verilmektedir. Benzeri sekilde orta Asur Kanunlari da iskenceyi ceza olarak kabul etmistir. Bu tip cezalara ornek olarak; suclunun bir organini kesme (el, parmak, kulak,burun, goz oyma), kamcilama, hadim etme, riza disi sac kesme, kafaya zift dokme, kaziga cakma gosterilebilir.

 

Ancak bu doneme ait ulasabildigimiz tabletleri okudugumuzda; islendigi iddia edilen bir sucu kanitlamak icin ilginc yontemler kullanildigini goruyoruz. Bunlara ornek olarak buyuculukle suclanan kisiyi nehre atmak verilebilir.

 

 

Antik Yunan’da Iskence

Mezopotamya uygarliginda durum bu idi. Benzeri bir durum Antik Yunan icinde gecerliydi. Ancak temel bir farklilik vardi. “Eski Yunan’da dogal olarak insana insan olarak deger veren ve ona devlete karsi hak taniyan bir dusunce yoktu. Ancak insan onuruna golge dusurdugu icin, iskence, Eski Yunan’da sadece kolelere uygulaniyordu.“ “Antik caglarda, agir bir suc durumunda gercegin ortaya cikartilmasi icin iskence uygulaniyordu. Iskence uygulamasi baslangicta koleler, yabancilar ve yurttaslik haklarina sahip olmayan kimselerle sinirliydi.”

 

Kolelerin insan ve yurttas olarak kabul gormemesi nedeniyle, bunlara karsi uygulanan ceza ve iskence de insana uygulanmis olarak kabul edilmiyordu. “Kolelik, polis yasaminda ve dusunusunde, siyasal bir olgu olarak degil, dogal bir kurum olarak kabul gormustur.”

 

“Iskence, en azindan 2000 yildan bu yana uygulanmaktadir. Iskence Antik Yunan ve Roma’da uygarlilarinin her ikisinde de yasal uygulama ve yontemlerin birer parcasiydi. Erken donem Yunan ve Roma yasalarinda ozellikle, esirlere agir iskenceler yapilirdi, ama daha sonralari ihanetle suclanan ozgur erkeklere de iskence yaptilar. Efendilerine ve duzene itaat etmeleri, disipline edilmeleri amaciyla masum esirlere de iskence yapildi.”

 

Goksel Dinlerde Iskence

Goksel dinlerde (Yahudilik, Hiristiyanlik ve Muslumanlik) iskence ile ilgili aciklamalarimizi, bu dinlerin temel kaynaklari olan ve kutsal sayilan kitaplara dayanarak yapmak durumundayiz. Devlet uygulamalarina girmek, hem yazimizi gereksiz yere uzatacak, hem de bilinenlerin tekrarindan baska bir ise yaramayacaktir.

 

Kitabi Mukaddes’te Iskence

Eski Ahit (bilinen adiyla Tevrat), suc ve suca uygulanacak mueyyide bakimindan oldukca ayrintili duzenleme yapmistir. Eski Ahit’in neredeyse ucte biri, emirler ve yasaklar uzerine kuruludur. Emirlere uyulmamasinin yaptirimlari arasinda, kurban ve takdime sunmak, sucluyu oldurmek, atese atmak, taslamak, sakatlamak gelmektedir.

 

Hiristiyanlar tarafindan, Tanrinin insanlarla yaptigi yeni anlasma olarak nitelendirilen yeni ahit (bilinen adiyla Incil) Eski Ahit’ten farkli olarak hukuki konularda ayrintili duzenleme yapmamistir. Ancak buna ragmen dikkatlice okundugunda, kimi bazi hukuki duzenlemelere yer verdigi gorulecektir. Incil’in butunune bakildiginda insanlikdisi ceza ve muamelenin lanetlendigi gorulmekte, ancak inanmayanlara donuk olarak, bazi tehditlerin savruldugu da gozlemlenmektedir. Ornegin Matta, Bap:10/34-37’de soyle bir ifadeye yer verilmis: “Yer yuzune selamet getirmeye geldigimi sanmayin; ben selamet degil, fakat kilic getirmeye geldim. ... Hacini alip ardimca gelmeyen bana layik degildir.” Diger bir ornek ise sudur: “Ben dunyaya ates atmaya geldim.”

 

“Onlari izleyen ucuncu bir melek yuksek sesle soyle diyordu: Bir kimse canavara ve onun benzeyisindeki puta taparsa, alni uzerine ya da eli uzerine onun isaretini kabul ederse, Tanri gazabinin kâsesinde saf olarak hazirlanmis Tanri ofkesinin sarabindan icecektir. Boylelerine, kutsal meleklerin ve kuzunun onunde ates ve kukurtle iskence edilecek. Cektikleri iskencenin dumani sonsuzlara dek tutecek. Canavara ve onun putuna tapip onun adinin isaretini kabul edenler gece gunduz rahat yuzu gormeyecekler.”

 

“Cunku O'nun yargilari dogru ve adildir. Yeryuzunu cinsel ahlaksizligiyla yozlastiran buyuk fahiseyi yargilayip kendi kullarinin kaninin ocunu aldi. O'nun agzindan uluslari vuracak keskin bir kilic uzaniyor. Kendisi onlari demir comakla gudecek. Gucu her seye yeten Tanri'nin atesli gazabinin sarabini ureten cendereyi kendisi sikacak. Canavar ve onun onunde mucizeler yapan sahte peygamber yakalandi. Sahte peygamber, canavarin isaretini alip onun putuna tapanlari bu mucizelerle saptirmisti. Her ikisi de kukurtle yanan ates golune diri diri atildi. Geriye kalanlar, ata binmis Olan'in agzindan uzanan kilicla olduruldu. Butun kuslar, bunlarin etiyle doydu.”

 

Kuran-ı Kerim’de Iskence

Yapilan bir calismaya gore; Iskence anlamina gelen azap sozcugu Kuran’i Kerimde turevleriyle birlikte toplam 369 kez kullanilmistir. “Bunlardan 68’inde elim, yani aci verici diye nitelenir.” Kuran’in kimi meallerinde iskence kelimesi kullanilmistir. Ornegin Yasin Suresi 18. Ayeti kimi cevirilerde su sekilde yer almistir. “(onlar) dediler: Dogrusu biz sizin yuzunuzden ugursuzlandik. Eger (bu sozunuzden) vazgecmezseniz; muhakkak sizi taslariz. Bizden size mutlaka acikli bir iskence de dokunur.”

 

Islamiyet’te iskence ile ilgili olarak Arsel su gorusleri dile getirmektedir: “Muhammet, cogu zaman intikam yollarina bizzat kendi basvurmustur. Yillar once kendisini alaya aldilar ya da kendisine kotuluk ettiler diye nice insana kin besledigi ve cogundan intikam aldigi bir gercektir. Kin besler oldugu Ebu Leheb ve karisi hakkinda Kur'an'a "Ebu Leheb'in elleri kurusun; yok olsun... alevli ateste yanacaktir, karisi da, boynunda bir ip oldugu halde ona odun tasiyacaktir" (K. 111 Leheb 1-5) seklinde ayetler koymaktan ya da Ebu Cehl'in kesik basi onunde "Ey Adevvu'llah, seni rezil ve rusva eden Allah'a hamdolsun" diye dua etmekten, ya da kendisini hicveden sairlerden Kab Ibn-i Esref'i oldurtup de adamcagizin kesik basi onune getirilince sevincle diz cokup Tanri'ya sukurler etmekten, yine kin besledigi Huzey bin Ahtab'i esir olarak ele gecirince, once hakaret edip sonra iskenceye sokarak kafasini kestirmekten, ya da Bedir savasinda esir olarak ele gecirdigi Mekke esrafindan 19 kisinin cesetlerini pis bir kuyuya attirip kin besledigi bu kisilerden her birisine beddualar yagdirmaktan tutunuz da ...”

 

Arsel’in dikkat cektigi diger olay ise “Muhammed'in, Benu Nadir Kabilesi'nin ileri gelenlerinden Kinane Ebi'l- Hukayk ile Huyey bin Ahtab'i oldurtmesiyle ilgilidir ki, kisaca soyledir:

 

Hayber, Yahudilerini musluman olmaya zorlamak ve musluman olmadiklari taktirde mallarini ganimet olarak almak maksadiyla Muhammed, hicretin 7.ci yilinda Hayber seferine cikar. Yahudiler musluman olmayi reddedince kalelerini kusatir ve onlari yenilgiye ugratir. Ele gecirilen esirler arasindan Safiyye Bint-i Huyey b. Sa'ye adindaki guzel bir kadini kendisine ayirir. Safiyye 17 yasinda olup, Yahudi kabilesinin baskani olan Huyey b. Ahtab'in kizidir ve kabilenin ileri gelenlerinden Kinane ile henuz yeni evlenmistir. Kabile'ye ait hazinenin yerini ogrenmek icin Muhammed, Kinane'yi sorguya ceker; adamcagiz hazinenin yerini bilmedigini soyleyince, iskence yapilmasini emreder ve bu ise Zubeyr adinda birini memur eder. Zubeyr demirden bir cubugu ateste kizdirir sonra Kinane'nin vucuduna tutar. Kinane avaz avaza bagirmaya baslar, fakat hazinenin yerinden haberi olmadigini tekrarlar. Muhammed iskencenin arttirilmasini ister fakat yine sonuc alamayinca, kafasinin kesilmesini emreder. Din adaminin iftiharla anlattigi bu olaylar, Islam kaynaklarindan alinma olarak Diyanet Isleri Baskanligi'nin yayinlarinda bulunur (Bkz. Sahih-i Buhari, Cilt II, sh. 299)”.

 

Kuran’da iskencenin bir sorgulama araci olarak kabul edildigini gosteren ayet bulunmamaktadir. Yukaridaki olay ise, uygulamada iskencenin bir sorgu araci olarak kimi zamanlar uygulanabildiginin de gostergesidir. Buna karsilik iskence cezalandirma yontemi olarak kullanilmis ve bu sekliyle ayetlerde yer almistir.

 

Bu cezalandirma iki turludur: Birincisi varligina inanilan ahirette Tanriya karsi gelenlere verilecek ceza, digeri de Islam devletinde duzeni saglamakla gorevli olanlarin, duzene uymayanlara verecek olduklari cezadir.

 

Bizi ilgilendiren ikincisidir. Kuran’da bu tarz cezalara hayli ornek bulunmaktadir. Fakat ilginc bir cezai hukum Nur Suresi’nin 2. ayetinde yer almistir. Buna gore; “(Bekar olup da) zina eden kadinla, zina eden erkegin her birine yuzer sopa vurun. Allah’a ve ahiret gunune inaniyorsaniz, bunlara Allah’in dinini tatbik hususunda acimayin. Muminlerden bir grup da bunlarin cezalandirilmalarina sahit olsun.” Bu hukum, zina sucu faillerine sopa vurulmasi seklinde bir duzenleme getirirken, cezanin caydiriciligini saglamak icin de, yapilan iskencenin muminlere dinletilmesi, izletilmesi sartini getirmistir. Nur suresinin bu ve devami maddelerinin onemli bir bolumu ayni konuda ve benzer cezalara dairdir.

 

Maide Suresi’nin 33. ayeti aynen su sekildedir. “Allah’a ve peygamberine karsi savas acanlarla yeryuzunde fesat cikarmaya calisanlarin cezasi ancak oldurulmek, asilmak, sag elleri ile sol ayaklarinin caprazvari kesilmek ya da bulunduklari yerlerinden surulmektir. Bu onlarin dunyadaki rezilliklerinden biridir. Ahirette ise onlar icin daha buyuk bir azap vardir mutlaka.”

 

Sorgulamanin nasil yapilacagina iliskin Kuran’da acik bir hukum yoktur. Ancak kimi islami kaynaklarda Hz. Ali’nin kullandigi bir yontemde bahsedilir ve sorgulamada bu tarz bir yontemin kullanilmasi gerektigi kabul edilir. Buna gore sorgu dikkatli bir bicimde ve hicbir acik kapi birakmayacak bir sekilde yapilir. “Bu arada kendisine; Ey Allah’in dusmani! Yalanin faydasi kalmadi. Arkadaslarinin sozleri seni yalanliyor. Dogruyu soylemekte baska kurtulusun yoktur. diye cezalandirilacagi ima edilir. ... Ancak, hirsizin zorlama yoluyla ikrarda bulunmasi, sonraki alimlerce, sadece mal tanzimi hususunda basvurulan bir yoldur. ... Eger hirsizlik ve millet malina zarar vermek gibi fiiller kendisinden defalarca vuku bulmus bir kimse ise, buna ragmen inkar etmekte israr ediyorsa, olunceye kadar cezalandirilir.”

 

Islamda iskencenin yasak oldugu hususunda pek bir ayet bulunmamasina karsin Ahzab Suresinde bulunan bir ayet ornek gosterilir. “Erkek muminlere islemedikleri bir gunah yuzunden eza edenler muhakkak bir yalan ve apacik bir gunah islemislerdir.” Burada gorulen bir nokta vardir. O da sadece haksiz yere eziyet etmenin yasaklanmis oldugudur. Yine peygamberin bir hadisinde iskence yapilmamasi istenmistir. Buna ragmen islam ceza hukukunda iskence, bir sorgulama metodu olarak kesin bir dille reddedilememistir. Yine suclulugu kanitlanmis bir kisiye verilecek cezanin da, bir cok halde iskenceden farksiz olmadigi bilinmektedir.

Ortacag Avrupa’sinda Iskence

“Iskence uygulamasi Roma Imparatorlugu doneminde ozellikle vatana ihanet kuskusu bulunan kisileri ve toplumun diger fertlerini de icine alacak sekilde genisletilmisti.”

 

Ortacagda ceza muhakemesi sistemi olarak Tahkik Sistemi uygulanirken, iskence de buna bagli olarak yayginlasmistir. “Bu sistemde iddia ve yargi ayni mahkemede bulusmakta, sanik ise taraf degil yargilamanin konusu kabul edilmekte idi. Engizisyon mahkemeleri ortacag Avrupa’sinda dehset sacmistir. Iskence yapilmadan once saniklara iskence aletleri gosteriliyor ve ozellikleri anlatiliyordu. Buna ragmen konusmayan saniga iskence yapiliyordu. Papa’nin bir emirnamesinde saniklara iskence yapilmasi uzerinde durulmus, bunun ancak mafsallarin yerinden oynatilmasina yetecek kadar yapilmasi, kemiklerin kirilmamasi tavsiye olunmustur.”

 

Erken Ortaçag’da iskence sıkça uygulanmakla        birlikte,Engizisyon yönetiminin varlıgını sürdürdügü Ispanya dısındaki Batı Avrupa hukuklarında ortadan kalktı.Kilise iskenceye karsıydı. 886’da Bulgar Kralı’na “iskence gören kisi,buna direnecek gücü bulamayıp da suçlu olmadıgı halde suçu yüklenirse, onu yalancı itiraflara zorlayanlardan baska kim günaha girer?” demekten kaçınmamıstır.Ama Kilise’nin katı kuramı,XII. Yüzyılda Roma Hukukunun canlanmasıyla itirafa büyük bir önem vermeye baslamıstır. 1252 tarihli papalık bildirisi , Engizisyon tarafından kovusturulan mezhep sapkınlara iskence yapılmasını mesrulastırdı.

           

 

 

 

Osmanli Imparatorlugunda Iskence Uygulamalari

Osmanli Imparatorlugu, ozellikle siyasal olaylarda iskenceyi degismez bir sorgu araci olarak kullanmistir. “Bir cok durumda Padisahlar, ayaklanmalari bastirmakla gorevli devlet memurlarina, “her turlu iskence ve dayaga basvurmak” yetkisi vermektedirler. Boylece burada sorusturmada iskence, kanunen olanakli hale gelmektedir.

 

Osmanli imparatorlugu’nda kural olarak iskence yasak idi. Ancak bazi hallerde, emir ile iskence yapilmasinin mumkun oldugunu goruyoruz. Ornegin “Heyd’in aktardigi bir kanun ve fermana gore, iskence kadinin izni ile de yapilabilirdi. Suclu, iskence edilmesi icin Ehl-i Orf’e verilirdi. Iskence yapilmasi istenen yazilarin altinda, ‘davacinin istegi uzerine’, ‘padisahin emrine uygun olarak’ veya ‘kanun maddesine uygun olarak’ gibi ifadeler yer almaktadir.”

 

Iskence ve kotu muamelenin yasaklanmasi icin onca duzenleme yapilmis olmasina ragmen bu turden davranis ve cezalarin hala devam ediyor olmasi, Osmanli Meclis-i Mebusan’inda cok tartisilmistir.

 

Mabeyinci Fahri Bey’in anlatimina gore “Ittihat ve Terakki Iktidarinda, Sinop Mebusu (Doktor) Riza Nur sorgusuz sualsiz tutuklaniyor. Arkasindan da Osmanli Demokrat Firkasi Genel Sekreteri Ibrahim Temo, Meclis-i Mebusan’da konuya iliskin bir arastirma onergesi veriyor. Dersim mebusu Lutfu Fikri Bey, Ibrahim Hakki Pasa hukumeti hakkinda sorusturma acilmasini istiyor ve gizli dernek Cemiyet-i Hafi sorusturmalarindan ornekler veriyor:...

 

Hapishane gorevlilerinin odasinin karsisindaki karanlik odaya goturulen saniga, orada bakin ne iskenceler yapiliyor. Onu da anlatayim. Once klasik olarak falaka. Cok kalin mese sopasindan uretilmis. Gerekli kizilcik degneklerini Misir Carsisindan alirlarmis. ... Dovenlerin kim oldugunu soracak olursaniz, Debre ihtilali nedeniyle Divan-i Harbe verilip sonra beraat edenler. Bunlar daha sonra hapishane gardiyanligina getirildiler. ... Saniklari birbirine dovdururlermis.

 

Sonra Hafiz Kemal Efendi ile Soke Kadi vekili Abdurrahim Efendi. Abdurrahim’i, Bekir Aga bolugunde uc ay ayaginda elli kiloluk demir oldugu halde yatirmislar.

 

Sonra Maarif Sekreterligi’nden Sirri Efendi. Bu cocuk iskenceden bikkinlik getirmis, sonra kendini oldurmeye kalkmis, Haydarpasa Hastanesine kaldirilmistir.

Sile tahsildari Seyit Bey ise, iskenceden cinnet getirmis.

 

Edirne Hukuk Mektebi ogrencisi Salih Efendi ile Gumruk sekreteri Ismail Hakki, en bedbaht olanlardandir. Cunku iskenceden, sag ayaginin basparmagi kangren olmus dusmustur....

 

Basbakan Ismail Hakki Pasa, hukumet iskenceyi kabul etmez diyerek onergeye karsi cikiyordu. ”

 

Osmanli Imparatorlugu’nun son donemindeki iskence en yogun olarak 2. Abdulhamit doneminde yapilmistir. Bu doneme ait en ibret verici ifadeler Mabeyinci Fahri Bey’in anilarinda yer almistir. Padisah Abdulaziz’in mabeyincisi Fahri Bey, Yildiz mahkemesi diye anilan mahkemede yargilananlar arasindadir. Bu mahkemede Mithat Pasa ve arkadaslari da yargilanmistir. ... Padisah 2. Abdulhamit, Padisah Abdulaziz’in olduruldugu kanisindadir ve bu yolda belgeler elde etmeye calismistir. Belgeler “elde edilirken” bircok kisiye iskence yapilmistir. Bizzat Padisah Hamit tarafindan sorguya cekilen ve ondan iskenceler goren Fahri Bey’in anilari cok ilginctir. Bu anilara Fahri Bey “Ibretnuma” adi vermistir. Cumhuriyet Gazetesinin 30 Eylul - 3 Ekim 1985 tarihli sayilarinda kisaltilarak yayinlanan bu iskenceleri Fahri Bey su sekilde anlatiyor:

 

“Yumurtalar pismis ve son derece kizmis idi. Birini sag, otekini sol koltugumun altina koydular. Kollarimi sikica bastirdilar. Govdemde, kalbimde ve cigerimde acisini duyuyordum. Ragip Bey, o durumda bile, “oglan soylesene be” diyerek mustaliyordu. ... Bizzat kendileri cebindeki tabancayi cikardi. Bana dogru dogrulttu. ... Sol yanimdaki kizgin soba demirini alarak, “sunun sinirini bozalim” diye boynuma durtmeye basladi. Atesin etkisi arttikca yaglarim erimeye baslardi. Yuzumun derileri kavrulurdu. ... (Padisah) Elindeki bastonla vurmaya basladi, oyle hizli vuruyordu ki; baston kirildi.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA