İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2306476 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

1980 SONRASI EKONOMİK POLİTİKALAR VE DIŞ TİCARET POLİTİKASI

Kategori Kategori: Ekonomik | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 3611 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 10 Nisan 2007 16:14:17

1973-74 petrol şokları ve batıda yaşanan enflasyon, dış ticaret hadlerinin ve dengesinin bozulmasına ve cari işlemler dengesi açıklarının artmasına yol açmıştır

1980 SONRASI EKONOMİK POLİTİKALAR VE DIŞ TİCARET POLİTİKASI

1973-74 petrol şokları ve batıda yaşanan enflasyon, dış ticaret hadlerinin ve dengesinin bozulmasına ve cari işlemler dengesi açıklarının artmasına yol açmıştır. Uygulanan kur politikalarıyla TL'nin aşın değerlenmesinin önüne geçilememiştir. Dengelerin sağlanmasına yönelik olarak, ithalat gerekli araçlar yardımıyla baskı altına alınmış, döviz kontrolleri artırılmıştır. 1980 yılma kadar, göreli olarak dışa kapalı bir ekonomik model uygulanmış, ancak yine de dış konjonktürün yarattığı krizlerden ya da durgunluktan uzak kalınamamıştır. Bu nedenle AT ile entegrasyonu gerektiren gümrük indirimleri ve mevzuat uyumları gecikmiş, çoğu zaman döviz darboğazları yüzünden ara ve yatırım mallan ithalatı sekteye uğramış, üretim düşmüş, işsizlik artmıştır.

Tüm bu olumsuzlukların yoğunlaştığı 70'li yılları takiben, 24 Ocak 1980 tarihinde "24 Ocak Kararları" olarak ekonomik literatüre geçen ve yapısal dönüşümleri içeren bir program uygulamaya konulmuştur. Bu Programın ana hatları şu şekilde özetlenebilir: %32,7 oranında devalüasyon yapılarak günlük kur ilanı uygulamasına gidilmiş, devletin ekonomideki payım küçülten önlemler alınmış, KİTlerdeki uygulamaya paralel olarak tarım ürünleri destekleme alınılan sınırlandırılmış, gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırılmış, dış ticaret serbestleştirilmiş, yabancı sermaye yatırımları teşvik edilmiş, kar transferlerine kolaylık sağlanmış, yurtdışı müteahhitlik hizmetleri desteklenmiştir. İthalat kademeli olarak libere edilmiş, ihracat; vergi iadesi, düşük faizli kredi, imalatçı ihracatçılara ithal girdide gümrük muafiyeti, sektörlere göre farklılaşan teşvik sistemi ile teşvik edilmiştir. Dövize Çevrilebilir Mevduat (DÇM) uygulamasına son verilmiş, döviz alım satımı serbest bırakılmış, döviz piyasası üzerindeki kontroller kaldırılmış, faiz oranlan serbestleştirilmiş ve reel faiz politikası izlenmiş ve en önemlisi fiyat kontrol ve sınırlamaları kaldırılarak piyasa kurallarının geçerliliği hedef alınmıştır. İzlenen politikaların temel amaçlan, Türkiye ekonomisini değişen dünya şartlarına göre yeniden yapılandırmak, dışa açmak ve dünya ekonomisi ile entegre ederek küreselleşme eğilimlerinin dışına Türkiye'yi çıkarmamaktır. Bu politikalara bağlı olarak 1980 yılından itibaren ekonominin dışa açılması sonucunda dış ticaret hacminin milli gelir içindeki payı hızla artmıştır. 1980'de ihracatın GSMFT’ye oranı % 4,2'den, 1997'de % 13,5'e yükselmiştir.

24 Ocak 1980 ekonomik istikrar kararları ve daha sonra alman önlemler yapısal değişiklikler içermesi bakımından önceki istikrar programlarından farklıdır.

Kısa dönemde alınan sonuçlara değinmek gerekirse, 24 Ocak Kararlan ile, dış rekabete açık ekonomi modeli kurulmuş, karşılaştırmalı üstünlükler gözden geçirilmiş, ihracat artmış, ihracatta sanayi mallarının payı yükselmiş, yabana sermaye, işçi dövizleri ve turizm gelirleri artmış, artan ithalat talebine bağlı olarak ticaret açığı büyümüş, kapasite kullanım oranlarında dikkat çekici artışlar sağlanmış, reel faiz politikası çerçevesinde mevduatlar yükselmiş, tekstil, inşaat ve hafif sanayi ihracatın lokomotif sektörleri olmuştur. Altın ve döviz üzerindeki kontrollerin kaldırılmasıyla, para piyasasının bütün araçları ekonomi içindeki yerini almış, borsa gelişmiş, enflasyon gerileme sürecine girmiştir. 1980'de yurt dışında inşaat, tesisat ve montaj işleri ile teknik hizmetler yapacak girişimcilerin bu işleri ile ilgili olarak yurtdışına gerekli mal ve malzeme ihraç şekilleri belirlenmiş, bedeli Türkiye'de peşin dövizle ödenmiş malların ve kesin satışı yapılıp da yurt dışında az veya çok işçilik gördükten sonra veya ambalajlandıktan sonra alıcısına teslim edilecek malların ihracına izin verilmiştir.

Türkiye'de ihracatı teşvik politikası kapsamında 1980'den sonra uygulanan başlıca teşvik araçtan; ucuz maliyetli ihracat kredisi, vergi iade sistemi, destekleme fiyat istikrar fonundan yapılan ödemeler, ihracat karşılığı gümrük muafiyetti mal ithalatı imkanı, katma değer vergisi muafiyeti, döviz tahsisi, döviz kuru politikası, kurumlar vergisi muafiyeti, kaynak kullanımı destekleme fonu, ihracat karşılığı dövizlerden mahsup, vergi, resim ve harç istisnası ve geçici kabul rejimi ile ithalat olarak sıralanabilir.

24 Ocak 1980 ekonomik istikrar kararlarıyla birlikte dışa açılma ve ihracata yönelik sanayileşme stratejisi ile Serbest Bölgeler önem kazanmaya başlamıştır. 3.11.1983 tarihli Resmi Gazetede 151 sayılı Serbest Bölgeler Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayınlanmış, 12.11.1983 tarihli Resmi Gazetede yer alan 83/7285 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile de Antalya ve Mersin limanlan serbest bölge olarak kabul edilmiştir.

 

 

artışla 13.3 milyar dolara, %8.47lük paya sahip sermaye malları ihracatımı ise %22.4’lük bir artışla, 2,6 milyar dolara yükselmiştir.

§      Sektörel bazda incelendiğinde ihracatımızda % 91,6lık payı ile (28,6 milyar $) imalat sanayi ürünlerinin önemli bir yer tuttuğu, bunu %7,21ik payı ile (2,2 milyar $) tarım ve ormancılık ürünlerinin; % 1,1lik payı ile (338 milyon $) madencilik sektörünün izlediği görülmektedir.

§      Sanayi ürünleri ihracatımızdaki artışta en büyük pay bir önceki yıla nazaran %46,6 artış göstererek 3,9 milyar $'a ulaşan taşıt araçları ve yan sanayi sektörüne aittir.

§      2001 yılında Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü ihracat artışı %0,4’de  kalmakla beraber, sektör toplam 7,5 milyar $1ık ihracat gerçekleştirerek toplam ihracatımızda % 24 gibi büyük bir paya sahip olmaya devam etmiştir. Öte yandan; tekstil ve hammaddeleri sektörü ihracatı % 10,6 artırarak 2,8 milyar $'a ulaşmıştır. Deri ve deri mamullerinde ise %17,2'lik bir artış yaşanmıştır.

§      Sanayi grubu ihracatında dikkat çekici diğer sektörler %18,9 ile demir ve demir dışı metaller ile %16,2 ile elektrik-elektronik ve makina sektörleri olmuştur. Çimento ve toprak ürünleri ise %16,6 ile artış gösteren diğer bir sektör olmuştur.

§      Tarım ürünleri ihracatımızda en büyük artış % 330 ile zeytin ve zeytinyağı ihracatımızda yaşanmış, bunu sırasıyla % 27,5 artış ile yaş meyve ve sebze, %25,41ük artış ile fındık ve mamulleri ile %16,8'lik artış ile hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatımız izlemiştir.

§      2001 yılı ihracatımızın ülke gruptan itibarıyla gelişimi incelendiğinde, % 51,6'sının yapıldığı AB ülkelerine bir önceki yıla göre % 10,8 oranında artarak 16,1 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. İhracatımızın yaklaşık % 66'sı OECD ülkelerine yapılmıştır. % 38,6 ile en yüksek ihracat artışı Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracatta gerçekleşmiş ve bu ülke grubuna ihracatımız 3,5 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Afrika ülkelerine yönelik ihracatımız % 10,4 oranında artarak 1,5 milyar dolar, BDT'lere yapılan ihracat % 19,3 artışla 1,9 milyar dolar, İslam Konferansı Teşkilat üyesi ülkelere ihracatımız % 23,6 artışla 4,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

§      2001 yılı ihracatında % 17,2'lık pay ile ilk sırada yer alan Almanya'yı, ABD (%10), İtalya %7,5), İngiltere (%7), Fransa (%6,1) ve Rusya (%3) izlemektedir.

 

 

1980-1999 Dönemi Türkiye'nin Dış Ticaret Rakamları

Yıllar

İhracat

İthalat

Denge

Hacim

1980

2.910

7.909

- 4.999

10.819

1981

4.703

8.933

- 4.230

13.636

1982

5.746

9.235

- 3.489

14.981

1983

5.728

9.235

- 3.507

14.963

1984

7.134

10.757

- 3.623

17.891

1985

7.958

11.343

- 3.385

19.301

1986

7.457

11.105

- 3.648

18.562

1987

10.190

14.158

- 3.968

24.348

1988

11.662

14.335

- 2.673

25.997

1989

11.625

15.792

- 4.167

27.417

1990

12.959

22.302

- 9.343

35.261

1991

13.594

21.047

- 7.453

34.641

1992

14.715

22.871

- 8.156

37.586

1993

15.345

29.428

- 14.083

44.773

1994

18.106

23.270

- 5.164

41.376

1995

21.637

35.709

- 14.072

57.346

1996

23.224

43.627

- 20.402

66.851

1997

26.261

48.559

- 22.298

74.820

1998

26.974

45.921

- 18.947

72.895

1999

26.588

40.691

- 14.103

67.279

2000

27.774

54.502

- 26.728

82.276

2001

31.186

40.506

- 9.320

71.692

 

 

 

 

 

İhracatın 1980-1995 dönemindeki gelişimi incelendiğinde, 1980'de 2,9 milyar dolar olan ihracat, ekonominin dışa açılabilmesi ve dünya ekonomileri ile entegre olabilmesi için başlatılan teşvik uygulamalarının sonucunda iyi bir performans göstererek yaklaşık 4,5 kat artmış ve 1990 yılında 13 milyar dolar seviyelerine gelmiş; ancak, çeşitli iç ve dış faktörlerin olumsuz etkisiyle 1990-1993 döneminde artış hızı yavaşlamış, anılan dönem boyunca ancak 15 milyar dolar düzeyine gelebilmiştir.

Bu dönemde her ne kadar GSMH'nın yıllık ortalama büyüme oranı yüzde 6 civarında gerçekleşmiş olsa da, söz konusu büyümenin kaynağını yüksek kamu açıkları, kontrolsüz bir şekilde artan kısa vadeli sermaye girişi ile desteklenen iç talep genişlemesi gibi faktörlerin oluşturması ve ayrıca 1990-94 yılları arasında gelişmiş ülkelerde ve özellikle Avrupa ekonomisinde durgunluk yaşanması, makro ekonomik göstergelerde bozulmayı beraberinde getirmiştir. Söz konusu bozulma neticesinde döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalar ve sonrasında uygulanan kur politikaları, ihracatın seyrinde önemli bir rol oynamıştır.

Nitekim, yaşanan gelişmeler neticesinde 1994 yılına girildiğinde cari işlemler açığı 6,4 milyar dolar ile GSMH'nın yüzde 3,5'ine, kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH'ye oranı ise yüzde 10,6'ya ulaşmış, ekonomideki yüksek enflasyon oranı, kamu açıkları ve artan iç ve dış borç stoku gibi kronikleşen sorunların sonucunda, 1994 yılında ekonomi krize girmiş ve 5 Nisan Kararları uygulamaya konulmuştur.

1994 yılında TL'nin yüksek oranda değer kaybetmesi, Türkiye'nin uluslar arası piyasalardaki rekabet gücünü olumlu yönde etkilemiş ve 1994 ve 1995 yıllarında ihracat iyi bir performans göstererek sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 19,5 oranında artış kaydetmiştir. 1995 yılında ihracatın yüksek oranda artışı, TL reel olarak önemli oranda değerlenmesine rağmen, büyük ölçüde dünya ticaretindeki artıştan kaynaklanmıştır.

Ancak, ihracatta yaşanan artış oranları süreklilik gösterememiş, 1995 yılında iç talebin canlanması ve ihracat içinde önemli bir paya sahip olan OECD ülkelerinin büyüme hızlarındaki yavaşlama gibi olumsuzluklardan ötürü, 1995 yılı Temmuz ayından itibaren ihracat artış hızında gerileme başlamıştır.

1996 yılında yüzde 7,3 oranında gerçekleşen ihracat artış hızının yavaşlamasının en önemli sebebi, dünya ticaretinin büyüme hızındaki gerilemedir. Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, dünya ticaret hacmindeki artış 1995 yılında yüzde 9,1 iken 1996 yılında yüzde 5,4'e düşmüştür.

ihracatın 1997 yılında bir önceki yıla kıyasla daha hızlı gelişme göstererek yüzde 13,1 oranında artması ve 26,2 milyar ABD doları düzeyine çıkmasının esas nedeni, yılın ikinci yarısında Asya'da ortaya çıkan mali krizin etkilerine rağmen, dünya hasılasında kaydedilen önemli ölçüde büyüme sonucunda artan dış talep olmuştur. Nitekim, dünya hasılasının büyümesine paralel olarak, Dünya Ticaret Örgütü verilerine göre, 1997 yılında mal ticareti hacmi yüzde 10,7 oranında artış göstererek, 1976 yılından sonra kaydedilen en yüksek artış hızına ulaşmıştır.

Ancak, 1997 yılı ortalarından itibaren, önce Uzakdoğu ülkelerinde mali piyasalarda başlayan kriz, zamanla reel sektörü de kapsamış ve bunun sonucu olarak, 1998 yılında dünya ekonomisinin büyümesi sadece yüzde 2,2 oranında kalırken, dünya ihracatı ise yüzde 1,6 oranında gerilemiştir. Söz konusu gelişme doğal olarak Türkiye'nin ihracatını da olumsuz etkilemiştir. Özellikle küresel krizin 1998 yılı Ağustos ayında, Türkiye'nin en önemli pazarlarından birisi durumundaki Rusya'ya sıçraması, ihracatın artışını engellemiştir. Dünya talebindeki daralma ve dünya mal fiyatlarında gözlenen düşmeden Türkiye'nin dış ticareti önemli ölçüde etkilenmiş ve 1998 yılında ihracat ancak yüzde 2,7 oranında artarak 27 milyar dolar olmuştur.

1998 yılının ikinci yarısından itibaren ülke ekonomisinde yoğunlaşan sorunlar, üretim ve tüketimde daralmaya yol açmış, GSMH artışı, imalat sanayii üretim artışı ve kapasite kullanımında olumsuz gelişmeler gözlenmiştir. Ayrıca, 1997 yılının yaz aylarında Uzakdoğu'da başlayan ve 1998 yılı Ağustos ayında Rusya'da meydana gelen ekonomik çöküntü ile daha da derinleşen global ekonomik kriz, etkilerini 1999 yılında da hissettirmiştir. Bunun yanı sıra, 17 Ağustos ve daha sonra yaşanan depremlerin sonucunda yüzde 6,1 oranında daralan ülke ekonomisi ihracatı da olumsuz yönde etkilemiş olup, 1989 yılından itibaren sürekli artış gösteren ihracat 1999 yılında yüzde 1,4 oranında azalarak 26,6 milyar dolara gerilemiştir.

          2000 yılı, ihracat açısından zor bir yıl olmuştur. Ekonomik Programın ilk yılında, enflasyon hedefine paralel olarak yürütülmekte olan "Yönlendirilmiş Sabit Kur" politikasında, gerçekleşen enflasyonun, önceden belirlenen kur artış oranından yüksek olması nedeniyle, ihracatın yarısının yöneldiği Avrupa Birliği ülkelerinin ortak para birimi olan Euro'ya karşı Türk Lirası'nın reel olarak değer kazanmasına yol açması ve iç talebin çok canlı olması ihracat artışını yavaşlatmıştır. Bu gelişmelerin sonucunda 2000 yılında ihracat ancak yüzde 4,5 oranında artarak, 27,8 milyar dolara ulaşmıştır.

1980 yılından itibaren uygulanan dışa açık büyüme politikalarının sonucunda, ihracat 1980 yılındaki 2,9 milyar dolar seviyesinden, yaklaşık on kat artarak, 2000 yılında 27,8 milyar dolara ulaşmıştır. İhracatın GSMH içindeki payı yüzde 5'lerden yüzde 14'lere, dünya ticaretindeki payı yüzde 0,15'lerden yüzde 0,50'lere ulaşmış, ürün ve ülke yelpazesi de genişlemiştir.

Türkiye, 1984 yılına kadar ithal ikamesine dayanan ve sadece yerli üretimin bulunmadığı veya yetersiz kaldığı hallerde ithalata izin veren bir dış ticaret politikası izlemiştir. Bunun doğal sonucu olarak Türkiye'nin geleneksel ithalatı, ağırlıklı olarak, enerji hammaddesi, makine ve ulaşım araçları ve kimyasal ürünlerden oluşan bir mal kompozisyonu çizmiş; diğer alanlarda ise ilke olarak piyasa yabancı rekabete kapalı tutularak, yerli sanayi korunmaya çalışılmıştır.

Ancak, 1984 yılından itibaren uygulamaya konulan dışa açık ekonomi politikasının en önemli unsurlarından biri olarak dış ticarette ithal ikameci politikalar yerini rekabete açık ve ihracata dayalı sanayileşme stratejisine terk etmiştir. 80'lerin ikinci yarısı ve 90'ların başında hızlanan ve halen de devam eden gümrük indirimleri, bürokratik işlemlerin azaltılması, şeffaflık, sadelik gibi bir dizi yapısal ve kurumsal yenilikle ithalat gerek mal bileşimi ve menşe çeşitliliği, gerekse değer ve hacim olarak giderek büyümüştür.

Bazı küresel ve bölgesel gelişmeler, bu bağlamda Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) kurulması ve Türkiye'nin AB ile gümrük birliğine gitmesi, ithalat politikasının şekillenmesinde uluslar arası faktörlerin payının göreceli olarak artmasına yol açmıştır. Ulusal mevzuat ve yerli ihtiyaçların yanında, DTÖ ve gümrük birliği kurallarının ithalat politikasının belirlenmesindeki rolü artmıştır. DTÖ ve gümrük birliği dışındaki uluslar arası kuruluşlar (OECD, ECO, BDT, KEIB,...) ve uluslararası gelişmeler (başta çevre, rekabet, yatırım, fikri mülkiyet, çalışma hukuku gibi alanlarda uluslar arası normlar geliştirme çaba ve istekleri) de ithalatımızın dış kaynaklı bileşenlerinin önemini artırmış bulunmaktadır.

İthalatın 1990 yılına kadar gelişimi incelendiğinde, ithal ikameci politika terk edilmesine ve dışa açık bir dış ticaret politikası uygulanmasına rağmen, ithalat 1986 yılına kadar oldukça düşük düzeyde artmıştır. 1987 yılında ise yüzde 27,5 gibi yüksek bir oranda artarak 14 milyar doları aşmıştır.

1990 sonrası dönemde ithalatta görülen artış eğiliminin temelinde, 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmasının, 1996 yılında da Türkiye-AB Gümrük Birliğinin yürürlüğe girmesinin yanı sıra, ekonomik gelişmeler de etkili olmuş ve yüksek oranlı milli gelir büyümesine paralel olarak ithalatta da artış görülmüştür. Nitekim, yabancı mallara yönelik ithal talepleri sonuç itibariyle gelire yılından 1998 yılından itibaren dünyada giderek derinleşen ekonomik krizler ve yurt içinde izlenen makro ekonomik politikalar sonucunda milli gelir artışında bir gerileme, ithalatta ise düşüş olmuştur. Söz konusu yılda, milli gelirin büyüme hızı önemli ölçüde yavaşlayarak yüzde 3,9 olmuş, ithalat ise yüzde 5,4 oranında azalarak 45,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

          1999 yılında ise, milli gelir yüzde 6,4 oranında küçülmüştür. Aynı eğilim ithalatta da gözlenmiş ve yüzde 11,4 oranında gerileyerek 40,7 milyar dolar olmuştur. 2000 yılında milli gelirin büyüme hızı yüzde 6,1 olarak gerçekleşmiş, reel faizlerde önemli düşüşler yaşanmış, tüketim talebindeki artışa bağlı olarak da imalat sanayii üretimi artmıştır. Kriz sonrası canlanmayla birlikte, 2000 yılında ithalatta da önemli bir artış görülmüş ve ithalat yüzde 34,0 oranında artarak 54,5 milyar dolar olmuştur.

İthalat, son yıllarda yaşanan ekonomik krizlerden dolayı GSMH büyüme hızı ve döviz kuru hareketlerinden etkilenmesi, nedeniyle büyük dalgalanmalar göstermiştir. 1994 yılında yaşanan kriz sonrası 3 yıllık dönemde büyümenin önemli oranlarda olması ve TL'nin reel olarak değer kazanması sebebiyle 1995-97 yılları arasındaki 3 yıllık dönemde ithalat yıllık ortalama yüzde 27,7 oranında artmıştır. Son yıllarda ekonominin genel performansına bağlı olarak ithalat yıllık ortalama yüzde 4,1 azalmıştır.

 | Puan: 9,5 / 2 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA