İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2306502 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

11 EYLÜL SALDIRILARININ TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ

Kategori Kategori: Ekonomik | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1565 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 13 Nisan 2007 09:12:01

Amerika daki terörist saldırı Amerika nın yanında tüm dünyayı bu arada Türkiye yi de etkilemiştir.

11 EYLÜL SALDIRILARININ TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ

Amerika’daki terörist saldırı Amerika’nın yanında tüm dünyayı bu arada Türkiye’yi de etkilemiştir. Bu etki diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de hem doğrudan hem de dolaylı olarak hissedilmiştir.

11 Eylül akşamı televizyonlarını açanlar Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıların görüntülerini spikerlerin sesini duymadan, ya da haber yazılarını okumadan seyretmiş olsalardı, vizyona yeni giren klasik Amerikan yapımı, terörist saldırı senaryolu bir filmin tanıtımını izlediklerini zannedeceklerdi. Ama yaşananlar gerçekti v ekimine göre bir kabus kimine göre ise dünya düzenini beğenmeyenlerin Amerika’ya attığı bir tokattı. Dünya şaşırmıştı. Ulaşılmaz görünen bir devletin hem ticaret hem de askeri kalelerine yapılan saldırıları kim yapmıştı, neden yapmıştı v eşimdi ne olacaktı.

ABD dünyanın lokomotifiydi. siyasi ve ticari açıdan en büyük güç olan ABD’ne karşı girişilen bu saldırıların dünya ticaretini  etkileyeceği şüphesizdi.

11 Eylül saldırıları kısa dönemde dünya ekonomisini çok yönlü etkilemiştir. Bunlardan ilki saldırıların doğrudan etkisidir. Saldırılarda maddi  zarar 16 milyar dolardır. Bunlara can ve mal kayıpları ve maddi hasar dolayısıyla eklenecek olan sigorta bedellerini de eklersek toplam zarar 20 milyar dolar üzerindedir.

11 Eylül saldırıları dünyadaki  güven kanalını da etkilemiştir. Saldırılar, gerek tüketiciler gerekse iş dünyası için güvensizliği arttırmıştır. Saldırıların güven üzerindeki olumsuz etkisi körfez savaşından bile daha fazladır. Gelişmiş ülkelerde tüketicilerin veya iş dünyasının duyduğu güvenin azalması ekonomik faaliyetleri olumsuz yönde etkileyen önemli bir faktördür.

Özet olarak bu saldırı global dünyanın dengesini bozacak bir etki yaratmıştır. Bu etkinin temelinde büyük devletlere ve güvenilir devletlere  güvenin sarsılması gelmektedir. Uluslararası piyasalarda güven önemli bir unsur olduğundan saldırıların maddi hasarı küçük bile olsa yarattığı etki büyük olmuştur. Bu saldırılar dünya ekonomisinin ne denli hassas bir denge üzerine kurulduğunu göstermiştir.

Son altı aydır dünyanın değişik devletlerindeki izlenimler göstermektedir ki bu saldırıların ekonomik, siyasi, askeri, mali, ticari, stratejik boyuttaki etkileri daha uzun süre devam edecek ve bazı dengeleri bozacaktır. Bu arada bu saldırıyı kendi menfaatleri doğrultusunda değerlendiren bazı dünya üstün güçleri (ABD ve Batı ülkeleri gibi) her yönüyle kendi gelecekleri için bazı ekonomik, siyasi ve askeri önlemler almaya devam edeceklerdir.

Terörü kurutmak için Afganistan’a yapılan askeri müdahale, terörü destekleyen bazı ülkelere ambargo uygulanması ve bu ülkelerin değişik yönlerden baskı altına alınması bunun en güzel örneğidir.

Ülkemiz bu denli geleceğe yönelik etkinliklerde bulunamamış ise de 11 Eylül saldırılarının etkilerinden kurtulmak için bazı tedbirler almıştır.

Devlet Bakanı Kemal Derviş, devletin hem küçültülmesine hem de etkinleştirilmesine yönelik girişimlerin, dış kaynaklarla desteklenmesi halinde Türkiye'nin önümüzdeki aylardan itibaren büyüme sürecine yeniden kavuşacağını bildirdi. Bakan Derviş yaptığı yazılı açıklamada, sanayileşmiş ülkelerin Türkiye'nin istikrar ve yeniden yapılanma programını destekleme vaadinde bulunduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti: "Sanayileşmiş ülkelerin de, uluslararası mali kuruluşlarla önümüzdeki günlerde müzakere edilerek nihai hale getirilecek olan orta vadeli dış finansman gereğinin karşılanması konusundaki çabalara ivedi destek vermeleri, programın başarısı ve reel ekonominin bir an önce büyümeye başlayabilmesi için büyük yarar taşıyacaktır. Türkiye'nin, devletin hem küçültülmesine hem de etkinleştirilmesine yönelik yeniden yapılanma girişimleri, hızla gereken dış kaynaklarla desteklenirse, ülkemiz, önümüzdeki aylardan itibaren olumsuz dünya konjonktürüne rağmen büyüme sürecine yeniden kavuşacaktır."[1]

11 Eylül'ün olumsuz etkileri

Türkiye'de 2002 programı ve bütçesinin disiplinli bir maliye politikası üzerine kurulduğunu belirten Derviş, bununla birlikte, 11 Eylül'de yaşanan olayların olası olumsuz etkileri göz önüne alındığında, uluslararası mali camiadan ilave dış kaynak sağlanmasının yararlı olacağının görüldüğünü kaydetti. Derviş, bu amaçla uluslararası mali kuruluşların yanı sıra G-7 platformu üyesi önde gelen sanayileşmiş ülkeler ve AB üyesi ülkelerin üst düzey yetkilileri ile yakın geçmişte yoğun bir istişare sürecinin yaşandığını bildirdi. 25-29 Ekim tarihleri arasında G-7 platformunun dönem başkanı İtalya'da yaptığı temaslarda da Türkiye'ye yardım konusunun gündeminin önemli maddelerinden birini oluşturduğunu belirten Derviş, Eylül ayında başlayan ve hem Türkiye'de hem de ABD'de süren IMF ile mevcut stand-by düzenlemesinin 10. gözden geçirme görüşmelerinde de aynı konunun gündeminin önemli maddelerinden birini oluşturduğunu söyledi.

Bakan Derviş, "Söz konusu platformlarda Türkiye'ye destek ve güven mesajları yetkili ağızlardan dile getirilmiş, bu desteğin mali piyasalarda sürdüğü de dış piyasalarda yaşanan tüm global olumsuzluklara rağmen Hazine'nm geçen hafta gerçekleştirdiği 500 milyon euroluk tahvil ihracı ile kanıtlanmıştır" dedi. Devlet Bakanı Derviş, nitekim IMF İcra Direktörü Horst Köhler'in, dün, 11 Eylül olaylarının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin de görüşüldüğünü IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun gayri resmi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, "IMF'den bir heyetin yakın bir gelecekte Türkiye'nin IMF destekli ekonomik programı-ile önümüzdeki haftalarda IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun gündeminde olması beklenen gözden geçirmeyi tamamlamak üzere Ankara'yı ziyaret edeceğini" kaydettiğini hatırlattı. Derviş, şöyle dedi: "Açıklamasında, Türkiye'nin ekonomik programının yolunda devam ettiğini de vurgulayan Köhler, 11 Eylül'deki trajik olayların Türkiye'yi ülkenin coğrafi konumu, turizm gelirlerine olan gereksinimi ve borç yükü nedeniyle özellikle ağır etkilediğine işaret etmiştir. Körler, IMF heyetinin Türk yetkilileri ile ekonomik politikaların güçlendirilmesi ve Türkiye'nin en iyi nasıl desteklenmeye devam edileceği konularında çalışacağını da ifade etmiştir. Dün Washington'da gerçekleşen toplantıda IMF ve Dünya Bankası yönetiminin Türkiye'nin ekonomik programını destekleyen çabalarının güçlü biçimde devam ettiği görülmüştür."

IMF Başkanı Hörst Köhler, 10'uncu gözden geçirme döneminin tamamlanması için Türkiye'ye kısa süre içinde IMF Heyeti'nin gönderileceğini bildirdi.

Uluslararası Para Fonu Başkanı Hörst Köhler, 10'uncu gözden geçirme döneminin tamamlanması için Türkiye'ye kısa süre içinde IMF Heyeti'nin gönderileceğini söyledi. Bu heyetin çalışmaları sonucu, hem 2002 yılındaki ek dış finansmanın kesinleşmesi, hem de geciken üç milyar dolarlık dördüncü kredi diliminin serbest bırakılması bekleniyor. Uluslararası Para Fonu IMF Başkanı Hörst Köhler, Türkiye'nin onuncu gözden geçirme döneminin sonuçlandırılması için kısa süre içinde Ankara'ya IMF heyetinin gönderileceğini ve bu heyetin Türkiye'nin bundan sonra nasıl destekleneceğine ilişkin kendilerine tavsiyede bulunacağını bildirdi. IMF İcra Direktörleri Kurulu'nun, Türkiye'ye ilişkin gayrıresmi toplantının ardından açıklama yapan Köhler, şöyle dedi:

"Türkiye, 11 Eylül'den kötü etkilendi"

"IMF heyeti, Türkiye'nin IMF tarafından desteklenen ekonomik programını ve onuncu gözden geçirme dönemini ele almak üzere kısa süre içinde Ankara'ya gidecek. Onuncu gözden geçirme döneminin önümüzdeki haftalarda IMF icra Direktörleri Kurulu'nda ele alınması bekleniyor.

 

Türkiye'nin ekonomik programı yolunda gidiyor, ancak 11 Eylül'deki trajik olaylar, konumundan dolayı özellikle ağır şekilde etkiledi ve Türkiye'nin turizm gelirleri ve ağır borç durumu kötü etkilendi. IMF heyeti, Türk yetkilileriyle birlikte ekonomik politikaların nasıl güçlendirilebileceği üzerinde çalışacak ve bu esasa göre Türkiye'nin en iyi şekilde nasıl desteklenmeye devam edeceği konusunda tavsiyelerde bulunacak."

Kredinin önü açılıyor

Köhler'in bu açıklamasının ardından, IMF heyetinin Ankara görüşmelerinin sonucunda hem gelecek yıla ilişkin ek finansman konusu açıklığa kavuşturulacak, hem de 3 milyar dolarlık dördüncü kredi diliminin Türkiye'ye iletilmesinin önü açılacak. Washington'daki uluslararası finans çevreleri, Türkiye'nin gelecek yılki finansman açığının kapatılması yönünde IMF'nin önemli katkıda bulunmasının beklendiğini belirttiler.

Derviş: Türkiye Ekonomisi % 8 Küçülecek

Ekonomideki Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Türk ekonomisinin %8 küçüldüğü bir zamanda moralli olmanın çok mümkün olmadığını, ancak Türkiye'nin gerek abayı göstermesi ve dostlarından destek alması halinde, bu durumun üstesinden gelebileceğini bildirdi. IMF, Dünya Bankası ve Amerikan yönetimi yetkilileriyle temaslarda bulunmak üzere ABD'ye gelen Derviş, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliğinde basın toplantısı düzenledi. Derviş, bir gazetecinin, "Daha önce Washington'a ziyaretlerinizde moraliniz daha yüksekti" yönündeki değerlendirmesine karşılık "Türk ekonomisi %8 küçülürken moralli olmak çok mümkün değil ama gereken çabayı gösterirsek ve dostlarımızdan da destek alırsak, Türkiye bunun üstesinden gelecektir" [2]  dedi.

Kemal Derviş, Türkiye'nin 2002'de tekrar büyümeye geçeceğine inandığını, IMF ve Dünya Bankası'nın da bu görüşte olduğunu kaydetti. Türkiye'nin IMF'den ek kaynak talebine ilişkin bir soru üzerine Derviş, "Şu anda 2002 hedeflerini oluşturmaya çalışıyoruz. Güvenilir Türkiye'yi büyümeye götürecek senaryo üzerinde çalışıyoruz. Bunun iç ve dış finansman boyutu var. Dış finansman boyutunu burada görüşeceğiz" yanıtını verdi. Derviş, dış ve iç finansmanın bir bütün olarak belirleneceğini kaydetti. Ekonomik programın açıklanmasından Haziran ayı başına kadar iyileşme yaşandığını ve faizlerin yüzde 70'e kadar düştüğünü belirten Derviş, "Sonra Telekem krizi bizi sarstı. Faizler çıktı. Ağustosta kurda nispi istikrar sağlandı. Eylül başında iyi gidiş varken, 11 Eylül olayları oldu, dengeler bozuldu. Faizler anında 15 puan yükseldi. Kur üzerinde baskı oluştu" dedi.

Bakan Derviş, 11 Eylül'de ABD'de meydana gelen terörist saldırıların bütün dünyada negatif etkileri olduğunu hatırlatarak, ekonomik  şartların değiştiğini ve getireceği yükü tartmanın zor olduğunu söyledi. Derviş, bu yükü fazla abartmamak gerektiğini de kaydetti. Derviş, “11 Eylül, bir soru işareti getirdi. Ancak Türkiye ekonomik rekabet açısından güçlü. Özellikle mal ve turizm alanlarında kendi çabamızı artırmamız gerekiyor. Çareyi tamamen dışarıda aramak doğru değil. İç finansmanı da unutmamak lazım” dedi. Bir gazetecinin, programın başarısına ilişkin bir sorusu üzerine Derviş, programın çok zor olduğunu ve hiçbir zaman bu derece ağır bir ekonomik krizden birkaç ayda çıkmanın mümkün olmadığını söyledi. Türkiye’nin negatif büyümeden pozitif büyümeye yaz sonunda geçmesinin tahmin edildiğini belirten Derviş, “11 Eylül öncesinde de büyümede gecikme vardı.  Telekom krizi dediğimiz 2 hafta, programı zehirledi. Ama devam etmek gerek. Yenilgiyi kabul etmek olmaz" diye konuştu. Derviş, 2 aylık gecikmeyle de olsa, programın hedeflerine doğru ilerlemenin görüldüğünü kaydetti. Mutlaka bir ölçüde dış  gerektiğini, ancak içeride düzenlemeler yapılmasının önemli olduğunu boHffen Derviş, devletin yükünün son 6 ayda arttığını ifade etti.[3]

Derviş, devlette "israf çarkının" işlemesine karşı mutlaka önlem alınması gerektiğini ve "kalabalık teşkilatın" düzenlenmesinden yana olduğunu kaydetti. Bakan Derviş, "bugün bütün dünyada 14-15 bakanla hükümetler idare edilirken, bizde neden 37 bakan olduğunu hakti, yolarak bize soruyorlar. 2002 bütçesinde de mutlaka devlete çekidüzen vereceğimizi ve asgari düzeyde işleyeceğimizi topluma göstermemiz gerek" dedi. Devlet harcamalarında tasarruf konusunun, kendi şahsi görüşü değil, hükümetin görüşü olduğunu vurgulayan Bakan Derviş, devletin harcamalarının, reel sektör ve çalışanlar üzerine yük oluşturduğunu kaydetti.

TÜRKİYE'NİN DESTEĞİNİ EKONOMİK ŞARTLARA BAĞLAMAK: Derviş, bir gazetecinin, ABD'deki terör olaylarının ardından savaş »durumunun ortaya çıkması halinde Türkiye'nin nasıl etkileneceği sorusu üzerine, "Gerçek bir savaş durumunda Türkiye'nin planları var. Ancak Türkiye'yi de doğrudan içine çekecek bir durum görünmüyor" dedi. Devlet Bakanı Derviş, 11 Eylül sonrasında uluslar arası terörizmle savaş açan ABD'ye Türkiye’nin verdiği desteğin karşılığında daha fazla ekonomik yardım alabileceği değerlendirmesine karşı çıkarak, "Dışişleri Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı da hep dile getirdi. Türkiye, kendisi de terörden çekmiş bir ülke. Kendi çıkarlarımızla uyumlu destek vereceğiz. Bunu ekonomik, finansal şartlara bağlamak doğru değil" diye konuştu.

 

Türkiyelin gelecek yılki borç ödemelerinin ertelenmesini talep etmediğini bildiren Derviş, mevcut koşullar çerçevesinde bazı düzenlemeler yapılabildiğini, ancak borçların ertelenmesi yönünde bir talep bulunmadığını söyledi. Derviş, hükümete yönelik eleştirilere ilişkin bir soru üzerine ise Türkiye'nin yaşadığı sorunların ağır olduğunu belirtirken, hükümetin 2 yıldan fazla zamandır ekonomik yenilenme ve yapısal reformlarda önemli mesafe kat ettiğinin unutulmaması gerektiğini kaydetti.

Onuncu gözden geçirme çalışmalarının devamı niteliğindeki ziyaretinde, IMF ve Dünya Bankası ile 2002 büyüklüklerine yöneldiklerini belirten Derviş, görüşmelerin, bu büyüklükler ve bütçe konusuna odaklandığını ifade etti. Bunun dışında 11 Eylül olaylarından sonra bütün dünyanın değiştiğine dikkati çeken Derviş, "Herkesi etkileyen yeni şartlar var. Dolayısıyla 2002 hedefleri bu şartlara uymalı. Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini tartışıyoruz. Net bir şey söylemek için erken" diye konuştu. IMF Birinci Başkan Yardımcısı Anne Krueger'in yeni göreve geldiğini hatırlatan Derviş, başka görevlilerde de değişiklikler olduğunu ve bu yeni kişilerle yüz yüze tanışmanın kendisi için önemli olduğunu belirtti. Derviş, Krueger'in Türkiye'yi çok iyi tanıdığını ve sevdiğini söyledi. Basın toplantısından önce ABD Hazine Bakanı Paul O'Neill ile bir araya gelen Derviş, bu görüşmesinin de çok iyi geçtiğini kaydetti. Derviş, O'Neill ile görüşmesinde, terör olaylarından sonra Türkiye'nin hislerini ilettiğini, ancak politik ve siyasi boyutu yerine terörün ekonomik etkileri üzerinde konuştuklarını belirtti. Derviş, O'NeiH'ın da, ABD'nin, Türkiye'nin desteğine ve dostluğuna verdiği önemi vurguladığını söyledi. Bakan Derviş, bu hafta IMF Başkanı Horst Köhler ve Dünya Bankası Başkanı James Wolfensohn ile de bir araya gelecek. Derviş, Perşembe günü ikinci bir basın toplantısı düzenlemeyi planladığını da belirtti.

Olumlu olmaz!

Ne yazık ki başladı: ABD ve İngiltere, 11 Eylül terörist saldırılarının öcünü almak için Afganistan'a saldırdılar...

11 Eylül’den hemen sonra da “bu saldırı Türk ekonomisini olumlu etkiler” yorumları yapılmıştı. Hiç de öyle olmadığı görüldü. Şimdi de özellikle akademisyenler ve bazı iş adamları “Türkiye bu işten kazançlı çıkar” öngörüsünde bulunuyorlar. Açıkçası katılmıyoruz. Nedenini yazacağız, ama önce iki varsayımı açıklayalım:

• Savaş, Afganistan bölgesinde sınırlı kalacak ve örneğin Irak gibi Türkiye sınırındaki bir ülkeye yayılmayacaktır.

• ABD-İngiltere koalisyonu Ramazanda Müslüman bir ülke ile savaşmak istemeyeceği için, bu iş 45 gün içinde bitecektir.[4]

Bu varsayımlar ışığında son sıcak çatışmanın Türkiye ekonomisi üzerine olası etkilerini şöyle görüyoruz:

• Dünya ekonomisi zaten çoktandır yavaşlama eğiliminde idi. Bu eğilim 11 Eylül sonrasında daha da hızlanmıştı. Korkarız şimdi özellikle ABD'de tüketici güveni daha da azalacaktır. Bunun anlamı gelişmiş ülkelerin, Türkiye gibi ülkelerden daha az mal satın almasıdır; yani dışsatımımızda ve turizm gelirlerimizde azalma olur.

• Sıcak çatışma korkusu nedeni ile yabancılar hem Türkiye'den mal satın almaktan, hem de Türkiye'ye gelmekten çekineceklerdir. İleriye yönelik yeni iş olanaklarının kurulması yavaşlayacaktır.

• Türkiye uluslararası fonlara gereksinimi olan bir ülke. Bu gereksinim, yaşanan ekonomik krizi nedeni ile şimdilerde daha da yüksek. Ama içinde bulunduğumuz sıcak çatışma ortamında uluslararası fonların Türkiye gibi istikrarsız ülkelere gelmesini beklemek 'iyimserlik' olur.

• Herkes 2002 bütçesinde harcamaların kısılması gereğinden söz ediyor. Çünkü gelirlerin (vergilerin) artış sınırına çoktandır gelinmişti. Ama bu sıcak çatışma ortamında, hem de Türk askerleri de NATO çerçevesinde göreve çağrılırsa, askeri harcamalar nasıl kısılacak?

• Türkiye petrol gereksinimini dışalımdan sağlıyor. Son aylarda yaşanan ekonomik durgunluk tikeni ile petrol fiyatları anmıyordu. Ama kışın bastırması ve savaş nedeni ile harcanan petrolün artması, petrol fiyatlarında tırmanmayı getirebilir. Bu da bizim ekonomimiz için ek bir enflasyon baskısı yaratır.

Biz sıcak çatışmanın Türk ekonomisine olumsuz etkileri olacağını düşünüyoruz. Üstelik sıcak çatışma birde sınırımıza dayanırsa (yani Irak'a da sıçrarsa) o zaman işimiz gerçekten çok güç olur...

 

 

 

 

11 EYLÜL SALDIRILARININ DÜNYA EKONOMİSİNE ETKİSİ

Eylül ayı insanların zihninde  sonbahar ya da güney yarım küredekiler için ilk baharın başlangıcından başka bir şey ifade ediyor muydu bilinmez ama 2001 yılının Eylülünün çok şey ifade ettiği kesin. 11 Eylül dünya tarihine yeni dünya düzenine karşı girişilmiş saldırıların en çok ses getireni olarak yazıldı.

11 Eylül akşamı televizyonlarını açanlar Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıların görüntülerini spikerlerin sesini duymadan, ya da haber yazılarını okumadan seyretmiş olsalardı, vizyona yeni giren klasik Amerikan yapımı, terörist saldırı senaryolu bir filmin tanıtımını izlediklerini zannedeceklerdi. Ama yaşananlar gerçekti v ekimine göre bir kabus kimine göre ise dünya düzenini beğenmeyenlerin Amerika’ya attığı bir tokattı. Dünya şaşırmıştı. Ulaşılmaz görünen bir devletin hem ticaret hem de askeri kalelerine yapılan saldırıları kim yapmıştı, neden yapmıştı v eşimdi ne olacaktı.

ABD dünyanın lokomotifiydi. siyasi ve ticari açıdan en büyük güç olan ABD’ne karşı girişilen bu saldırıların dünya ticaretini nasıl etkileyeceği şüphesiz diğer devletlerin yani global dünyanın figüranlarının en çok merak ettikler işeydi. Saldırılardan önce durgunluk içinde olan global ekonomi nasıl etkilenecekti.

11 Eylül saldırıları kısa dönemde dünya ekonomisini dört ayrı kanal yoluyla etkilemiştir. Bunlardan ilki saldırıların doğrudan etkisidir. Saldırılarda bina ve ekipman kaybından doğan zarar 16 milyar dolardır. Bunlara can ve mal kayıpları ve maddi hasar dolayısıyla eklenecek olan sigorta bedellerini de eklersek toplam zarar 21 milyar dolar civarındadır. Bu rakama eklenebilecek bir kalem de şarbon paniği nedeniyle postacılık alanında meydana gelen zarardır. Bu rakamları üst üste toplarsak bile ABD’nin GSYİH’nin sadece 0,25’ine tekabül etmektedir. Yani ABD’nin uğradığı maddi hasar 1992’deki Andrew Kasırgası’nın yol açtığı zararın bile çok altındadır. Dolayısıyla bu kayıpların makro ekonomik etkileri sınırlıdır. Ayrıca maliyet hesaplarında sayılan sigorta giderlerinin de bir transfer niteliğinde olduğu düşünülürse zarar daha da düşmektedir.

Uzun döneme bakıldığında saldırıların en çok üç faaliyet alanını olumsuz etkileyeceği düşünülmektedir. Bunlar; hava yolları ve diğer seyahat hizmetleri, sigortacılık ve posta hizmetleri. ABD’de hava yolu taşımacılığı saldırılardan sonra %20’lik bir gerileme olmuştur. Avrupa’da Sabena batmış, Swis Air iflasın eşiğinden dönmüştür. Yine bu alanda ABD’de 81 bin, Avrupa’da 20 bin kişi işten çıkarılmıştır. ABD ve Avrupa’da otellerin doluluk oranında çok büyük oranda düşüş olmuştur. Yine bu işletmelerin değerlerinde de %15 oranında bir azalma olmuştur.

Saldırılardan sonra yaşanan şarbon paniği tüm dünyada posta yoluyla yapılan haberleşmeye büyük darbe vurmuştur. İnsanlar posta kutularını kontrol etmekten bile çekinir olmuşlardır.

Sigortacılık alanında da ciddi ödemeler yapılmıştır. Ancak bu sektörde saldırılardan sonra artan primlerin bu zararın çok üzerinde getirisi olduğu bilinmektedir. Nitekim saldırılardan sonra dünya genelinde sigorta şirketlerine ait hisse senetleri %10 oranında değer kazanmıştır.

Bütün bu sektörlerde yaşanan olumsuzlukların kısa dönemde GSYİH üzerinde etkileri olacağı açıktır. Ancak bu etkinin sınırlılığı üzerinde durulmaktadır. Örneğin ABD’nde havayolu, seyahat ve otelcilik hizmetleri GSYİH yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır. Bunlarda meydana gelecek %20’lik bir azalma üretimi ancak %5 düşürebilecektir. Diğer ülkeler açısından da ikame hizmetlere olan talebin artması zararın boyutlarını kısa dönemde oldukça azaltmıştır.

11 Eylül saldırılarının etkisini göstereceği 2. kanal güven kanalıdır. Saldırılar, gerek tüketiciler gerekse iş dünyası için güvensizliği arttırmıştır. Saldırıların güven üzerindeki olumsuz etkisi körfez savaşından bile daha fazladır. Gelişmiş ülkelerde tüketicilerin veya iş dünyasının duyduğu güvenin azalması ekonomik faaliyetleri olumsuz yönde etkileyen önemli bir faktördür.

IMF’nin senaryolarına göre dünya ekonomisi 2002 yılında beklenenin %75, 2003 yılında ise %25 altında büyüyeceği tahmin edilmektedir. Bu rakamlara göre dünya ekonomisinin 2002 yılı büyüme hızı %2’nin altına düşecektir.

11 Eylül saldırılarının etkisini göstereceği diğer bir kanal da finans piyasalarıdır. Saldırılar belirsizliğin olduğu bir ortamda yaşanmıştır. Saldırılarla birlikte zaten yüksek düzeyde olan belirsizlik daha da artarak yaşanan olumsuzluklar şiddetlenmiş ve global ekonomik durgunluk riski daha da yükselmiştir.

Finans piyasalarının saldırılara verdiği en önemli tepki fonların riskli alanlardan riski daha az olan alanlara doğru kaymasıdır. Tüm krizlerde olduğu gibi 11 Eylül’de de yatırımcılar düşük riskli alanlara yönelmişlerdir. Bu da yüksek getirili tahvillerin fiyatını önemli ölçüde arttırmıştır. Saldırılardan sonra gelen ani satışlar piyasaları sarssa da Arjantin dışındaki ülkeler tekrar toparlanmıştır.

11 Eylül saldırılarının dünya ekonomisini etkilediği son kanal ise mal piyasalarıdır. Ekonomik faaliyet hacminin azalması mal talebinde de bir düşme anlamına gelmektedir (özellikle de petrol fiyatlarında). Sonuç olarak faaliyet hacminin azalması mal fiyatlarını düşürmüştür. Petrolün varil fiyatı saldırılardan önce 25  dolar iken saldırılar sonrası bu fiyat 18 dolara kadar gerilemiştir. Fiyat düşüşlerinin önemli ölçüde hissedildiği diğer mamuller arasında çeşitli metaller, kereste ve bazı bilgisayar parçalarıdır.

Sonuç olarak saldırılar global dünyanın dengesini kısa ve uzun dönemde bozacak bir etki yaratmıştır. Bu etkinin temelinde güvenin sarsılması gelmektedir. Uluslararası piyasalarda güven önemli bir unsur olduğundan saldırıların maddi hasarı küçük bile olsa yarattığı etki büyük olmuştur. Bu saldırılar dünya ekonomisinin ne denli hassas bir denge üzerine kurulduğunu göstermiştir.


 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA