İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2309610 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

N.A.T.O.

Kategori Kategori: Birlikler-Topluluklar | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1775 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 16 Eylül 2007 23:04:22

N.A.T.O.( Kuzey Atlantik Andlaşması ÖrgütüOrganisation du Traité de lAtlantique Nord )

N.A.T.O.( Kuzey Atlantik Andlaşması Örgütü–Organisation du Traité de l’Atlantique Nord )

Güvenlik ihtiyacı insanoğlunun var olduğu günden beri sürekli olarak söz konusu olmuştur. Tarihin her döneminde olduğu gibi, bugün de insan hayatını tehdit eden unsurlar içerisinde tehdit derecesi en yüksek olanı terörizmdir. Çünkü terör, hak, hukuk, insan hakları, masum-suçlu kavramlarını dikkate almaksızın hedefe varmak için yasal ve yasa dışı bütün yolları kullanabilmektedir. NATO birliğinin de kurulmasında ki temel amaç insanların kendi ülkelerinde güvenliği sağlayarak terörizme dur demek istemesidir.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kuzey Atlantik bölgesindeki memleketlerin müşterek güvenini sağlamak üzere görüşmeler yapıldı. Sonunda 17 Mart 1948'de Brüksel'de beş devlet arasında "Beşli Pakt" imzalandı. Daha sonra birleşik savunma sisteminin genişletilmesi için diğer devletlerin başvurması üzerine 4 Nisan 1949'da "Kuzey Atlantik Antlaşması" imzalandı.

Bu antlaşmayı imzalayan devletler şunlardır: Birleşik Amerika Devletleri, Büyük Britanya, Fransa, Kanada, Belçika, Hollanda, Lüksembourg, İtalya, Portekiz, Norveç, Danimarka ve İzlanda.

İkinci dünya savaşının sonunda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler birliğinin tehditleri bu birliğin kurulmasında önemli rol oynamıştır. O dönemde ; ekonomik, sosyal ve siyasi yönden çökmüş olan Avrupa ülkelerinin kendilerini savunmak için hiçbir güçleri yoktu. Diğer yandan, bu savaştan büyük karlarla çıkan Amerika Birleşik Devletlerinin kendi anakarasında yalnız kalmama isteği de bu birlikte yer almasını zorunlu kılmıştır.

Böylece İtalya ve Portekiz gibi Kuzey Atlantik bölgesiyle ilgisi olmayan devletler de pakta alındılar. Bu nedenle Türk Hükümeti de Atlantik Paktına girmek istedi ve isteğini pakta dahil devletlere bildirdiler.

Türkiye NATO’ya ilk başvurusunu 1950 yapmasına karşın birçok Avrupa ülkesinin özellikle Danimarka’nın Türkiye’yi Avrupa ülkesi olmaması gerekçesiyle Türkiye’nin NATO’ya üye olmasına itiraz etmiştir. Ret cevabını alan Türkiye o dönemde Kore savaşına gönderdiği iki taburun Kore’den başarılarla dönmesi Avrupa’da büyük yankı uyandırdı ve 15 şubat 1952’de yapılan ikici başvuru ile Türkiye NATO‘ya kabul edildi.

Batı Almanya 1955'te. Doğu Almanya ise Batı Almanya ile birleştikten sonra, NATO’ya katılmıştır. İspanya'nın da 1982 yılında NATO'ya katılması ile NATO üyelerinin sayısı 16'ya çıkmıştır

Birliğin oluşmasını hazırlayan şartlar:Truman Doktrini ve Marshall yardımları: 1948’den itibaren ABD’nin Avrupa’yı, özellikle Yunanistan ve Türkiye’yi içine alan askeri bir yardım paketidir. Amaç olası bir Sovyet birliği saldırısına karşı Avrupa ülkelerini, Yunanistan ve Türkiye’yi canlı tutmak ve dirençlerini yükseltmektir. Bu askeri yardımlarla yeni bir amerikan politikası da başlamış oluyordu. O dönemde Avrupa ülkeleri yardımları almaya başlamıştı. Ama Yunanistan ve Türkiye’ye yardım da bulunmak kuşkuyla karşılanmıştı. Yunanistan’da düzeni yıkmak isteyen komitacılar ve askerler arasında bir savaş vardı. Bu nedenle ülkede huzur yoktu. Üstelik bu karışıklık Sovyetler birliğinin işine gelebilir ve ülkeyi işgal edebilirdi. Doğal olarak Rusların Akdeniz’e açılma isteğinin ilk ayağı gerçekleşmiş olurdu. O dönemde Türkiye Cumhuriyeti daha istikrarlı bir yapıya sahipti ve çağdaşlaşma adına büyük adımlar atmıştı. Üstelik hazır 600,000 askeriyle Ortadoğu’nun kilidi konumundaydı. Çünkü Rusya’nın Türkiye’yi işgali Rusların petrol rezervlerinin %70’ine sahip olması anlamına geliyordu. Bütün bunlar göz önünde tutularak her iki ülkeye de yardımda bulunulması kabul edildi. Yardımlar sayesinde Yunanistan’daki sorunlar büyük ölçüde bastırıldı ve Türkiye askeri açıdan büyük ölçüde güçlendi.

1970’li yıllara gelindiğinde bahsedeceğimiz en önemli olay Kıbrıs çıkartmasıdır. Türkiye adadaki Rumların katliama daha fazla göz yummamış ve adaya bir barış harekatı düzenlenmiştir. Rum çeteleri ıslah edilmiş ve adaya kısmi barış gelmiştir. Ancak bu müdahale Amerika’nın hoşuna gitmemiştir. Çünkü savaş esnasında amerikan yapımı silah kullanılmamıştır. O dönemde ABD ambargosu konuldu ve petrol ülkede en çok aradığımız şeylerden biri oldu. Türkiye de buna karşılık ülkede ki tüm Amerikan askeri üslerini kapatmıştır(incirlik üssü hariç). Daha sonraki yıllarda Avrupa ülkelerinin araya girmesiyle iki müttefikin ilişkileri normale dönmüştür. Şu anda Türkiye NATO’nun ikinci büyük gücü durumundadır. Ancak siyasi güç olarak aynı şeyi söylemek mümkün değildir.

NATO'nun kuruluşu ile Sovyetlerin Avrupa'daki yayılması durdurulmuştur.

Antlaşmanın başında, imza atan ülkelerin, milletlerin, demokrasi ilkeleri ve kişi hürriyetleri ve hukuk üstünlüğüne dayanan hürriyetlerini ve ortak savunmaları ile barış ve güvenliklerini korumak için birleşmiş oldukları belirtilmiştir. Bu madde şudur;

"Taraflardan bir veya birkaçına, Avrupa'da yahut Kuzey Amerika'da yapılacak herhangi bir tecavüz, pakta dahil bütün devletlere birden yapılmış sayılacak, her devlet, tecavüze uğrayanların yardımına koşacaktır".

NATO'nun ilk merkez karargahı Paris yakınında kurulmuş, sonradan Brüksel'e alınmıştır. Bunun nedeni de dönemin Fransa başbakanı De Gaule ’ün Amerika’nın yayılmacı politikasına ılımlı bakmaması, dolayısıyla Fransa’nın askeri kanadını 1966 yılında NATO’dan çekmesiyle gerçekleşti. Ama Fransa’nın siyasi üyeliği devam etti. NATO'nun Güney-doğu Komutanlığının karargahı ise İzmir'dedir.

Üye ülkelerin daimi temsilcilerinden oluşan NAC konseyi haftada en az bir kere toplanır. Siyasi yetkiye ve karar alma gücüne sahiptir. 16 NATO ülkesi konseyde görüşlerini söylemede eşit hakka sahiptir. Konseyde her ülke büyük elçi düzeyindeki bir daimi temsilci tarafından temsil edilir. Kararlar ortak uzlaşma sonucunda oybirliğiyle ve ortak rıza ile alınır. Oylama veya oy çoğunluğu yoktur.

NATO’nun sürekli bir genel sekreteri olacaktır. Sekreterin görevleri:

· Genel sekreter kuzey Atlantik konseyinin savunma planlama komitesinin başkanıdır.

· Milletler arası sekreterliğin yönetiminden sorumlusu ve nükleer savunma işleri komitesinin başkanıdır.

· Nükleer planlama grubunun başkanıdır.

· Sivil ve askeri kuruluşların etkinliğini düzenler.

· Konseyin her türlü oturumuna başkanlık eder.

· Alt kademeleri :Genel sekreter yardımcısı ve milletler arası sekreterliktir.

Üye ülkeler birbirlerine her türlü siyasal, askeri, ekonomik desteği vereceklerdir. Saymış olduğumuz bu destek türlerini inceleyen komiteler vardır. Müttefik komutanlıklar, lojistik destek, altyapı ve ortak araçlar konusunda ülkeler arasında devamlı bir ilişki mevcuttur.

1989 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla dünya yeni bir yöne doğru kaymaya başladı. Zira Sovyetler Birliğindeki ülkeler bağımsızlıklarını kazanırken Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri (visegrot ülkeleri)’de özgürlüklerine kavuşmuştur.

Son olarak SSCB’nin dağılmasından sonra kabuk değiştiren NATO 1993’teki Bosna-Hersek savaşında Sırplara karşı uçuşa yasak bölgeyi denetlemiş ve yine 1999 yılında Sırpların bu sefer Kosova’ya saldırmalarından sonra bir hava harekatı başlamıştır. Bu da paktın savunma anlayışından uzaklaştığının en önemli göstergesidir. Yine paktın içindeki en güçlü ülke ABD’nin dünya’ya yön verme çabaları da NATO’nun amaçlarını tartışılır kılmaktadır.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA