İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2170317 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

TÜRKİYE;DE ÖZELLEŞTİRME

Kategori Kategori: Ekonomik | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1983 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 22 Kasım 2009 06:26:58

Türkiyede özelleştirme 24 Ocak 1980 tarihinde alınan kararlar uyarında programa alınmıştır . 24 Ocak kararı ile kambiyo rejimi değiştirilmiş , dalgalı bir kur sistemine yakın bir uygulama başlatılmıştır .



     1 . TÜRKİYE’DE ÖZELLEŞTİRME

     Türkiyede özelleştirme 24 Ocak 1980 tarihinde alınan kararlar uyarında programa alınmış-

tır . 24 Ocak kararı ile kambiyo rejimi değiştirilmiş , dalgalı bir kur sistemine yakın bir uygu-

lama başlatılmıştır .

     Dünyada 1980’lerde gündeme gelen globalleşme sonucu oluşan 24 Ocak kararları , serbest

piyasa ekonomisine geçiş yönünden önemli adımların atılmasına sebebiyet verilmiştir .

     24 Ocak Kararları ile yeni bir ekonomik anlayış benimsenerek , ekonomik alanda yeni bir

dönem başlatılmıştır .

     Bu ekonomik alanda :

   1 . Devletin müdehaleciliğinin azaltılması ,

   3 . Kamu sektörünün küçülmesini gündeme getirmiştir . Özelleştirme bu oluşumlar sonucu

oluşmuştur  .

Özelleştirme ile devletin ekonomisindeki sınai ve ticari aktivitesinin en aza indirilmesi amaç –

lanırken , sermaye piyasasının geliştirilmesi , rekanete dayalı piyasa ekonomisi İktisadi Kamu

Teşebbüslerinin (KİT) devlet üzerindeki finansman yükünün azaltılması , ekonomiye kazan –

dırılarak kaynakların alt yapu kaynaklarına kanaliza edilmesi amaçlanmıştır . Ayrıca borsa ve

sermaye piyasasının geliştirilmeside, sağlıklı bir ekonomik yapı için gerekli olduğundan bu da

gerçekleştirilmeye çalışılacaktır .

 

     A . TÜRKİYE’DE ÖZELLEŞTİRME İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER   

     Türkiye’de 1983 yılında gündeme gelen özelleştirme ile ilgili ilk hukuki düzenlemeler :

   1 . 1984 yılında çıkarılan 2983 sayılı yasa, bu yasa kamu iktisadi teşebbüslerinin hisse sene-

di ihracı yoluyla işletme hakkının devrine imkân tanımaktadır .

     Bu yasaya göre , özelleştirmeden sorumlu kurum , “Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdare-

si” dir .

   2 . 1986 yılında yürürlüğe giren özelleştirme esasları ile ilgili 3291 sayılı yasa , kamu kuru –

luşlarının özelleştirme kapsamına alınması ve uygulamaların istinat noktaları belirtilmiştir . Yetki merci “Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı Kurulu” dur . Burada eleştirilecek bir husus ya-

sa koyucu , özelleştirmeyi  teşfik etmek amacıyla vergileme düzenini bozabilecek ölçüde , çok

geniş bir yelpazeyi içeren kapsamlı bir vergi muafiyet koymuştur . 3291 sayılı yasanın eleşti –

rilecek bir yönü de , özelleştirmeden sonra bir kontrol mekanizmasının , kamu kurumlarının

mal varlıklarının spekülatif amaçlarla satışının ortaya çıkmasını engelleyerek hiçbir yasal dü –

zenleme yapılmamasıdır .

   3 .Nisan 1990’da yürürlüğe giren 414 sayılı Kanunun Hükmünde Karaname(KHK)ile Toplu

Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi : a) Kamu Ortaklığı İdaresi özelleştirme uygulamaları ile gö-

revli olan Kamu Ortaklığı İdaresi’nin adı Kamu Ortaklığı Yüksek Kurulu olarak değiştirilmiş-

tir .

   4 . Özelleştirme il ilgili bir diğer yasal düzenleme de 27 Kasım 1994 tarihinde yürürlüğe gi-

ren 4046 sayılı özelleştirme yasasıdır . Bu yasa ile özelleştirme konusunda bir takım yeni dü-

zenlemeler getirilmiştir . Bunlarda sırasıyla şunlardır :

   a. Özelleştirme İdaresi Bakanlığı kurulmuştur .

   b. Özelleştirme yüksek kurulu oluşturulmuştur .

   c. Özelleştirme fonu kurulmuştur .

   d. Erken emekliliğin teşviki gündeme gelmiştir .

   e. Özelleştirmenin kapsamı genişletilmiştir .

   f.  “İmtiyazlı Hisse” staratejik kuruluşlarda sözkonusu olmuştur .

     Diyebiliriz ki , özelleştirme politikalarının başarısı büyük ölçüde bu politikanın sağlam bir

hukuki çerçeve oturtulmasına bağlıdır . Hukuki çerçevenin anayasa ilke ve değerlerine oldu –

ğu kadar , İdare Hukukunun temel esaslarına uygun olması gerekir .

 

     B . ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINA GİREN KURULUŞLAR  

     Türkiye’de devletçilik ilkesi Atatürk’ün talimatı üzerine, CHP’nin 1931 yılında yapılan III.

Kurultayında parti programı içersine girmiştir . Daha sonra 1935’te bir anayasa maddesi hali –

ne gelmiştir .

    Dönemin Başvekili İsmet İnönü devletçilik politikasından ülke olarak belirtilerini şöyle ifa-

de etmiştir .

     “Memletin bütünlüğünü ilgilendiren işler devlete,bunun aksi görevler ise  özel sektöre dev-

redilmelidir” .

     Türkiye’de 1930 yılında itibaren , devletin daha fazla ekonomik faaliyetine duyulan gerek-

sinimin vurgulanmaya başlamasıyla ,  CHP’nin parti programına giren devletçilik  ,  “5 Şubat 1937’de” Anayasanın 2 . Maddesi şu şekilde değiştirildi :

     “Türk Devleti Cumhuriyetçi , Milliyetçi , Halkçı , Devletçi , Laik ve İnkilapçıdır .

     Devletin parti programına girişimden sonra , 1932 yılında Türkiye’yi ziyaret eden  Sovyet Heyetinin başkanı Prof . Orlov’nu hazırladığı plan , uygulamaya konmuştur . Planın uygulan-

masıyla ile ilgili olarak Rusya’dan yardım alınmıştır . ( 8 milyon altın ) . Zatren Sovyet yardı-

mının özel şartı bu yardımların , devlet işletmeleri kurulmasına harcanmasıdır . Nitekim , Na-

zilli , Kayseri , Malatya . . . gibi şehirlerde kurulan ilk bez kombinaları bunun örnekleridir .Bu

kez kombinaları Sümerbank için kurulmuştur . Genç Türkite’nin içine bulunduğu sosyo-eko –

nomik koşullarda , özel şartlı alınan sovyet yardımı kadar , devletçi bir politikanın oluşturulup

devamına etkiliydi . Zaten Cumhuriyetin kuruluşu devrelerinde Türkiye’de yeterli sermaye bi-

rikimi yoktu . II . Dünya Savaşı devlete ekonomik bir yük getirdi . Bu şartlar altında devletçi

ekonomik uygulamalar çok partili sistemin başlangıcı olan 1946 yılına kadar devam etmiştir .

     Esasında Kemalist rejim tarafından devlet kapitalizminin ekonomisi özel mülkiyet ve giri-

şimcilikle desteklenmesi istenilen temel staratejilerin tamamlayıcısı , olarak görülmüştür . Bu

nedenle , bu dönemdeki devletçiliği kesin ve staratejik bir karar gibi ele alan expost kavram –

lardan kaçılması gerektiği , iktisatçılar tarafında vurgulanmıştır .

     Türkiye’de çok partili sistemle birlikte özel sektör ve liberal ekonomi gündeme geldi . Fa –

kat günümüze kadar kamu sektörünün ekonomideki ağırlığı her zaman hissedildi .

     Dünyada 1980’de gündeme gelen ekonomide globalleşmenin etkisi sonucunda , 24 Ocak

1980 tarihinde alınan kararlar ile serbest piyasa ekonomisine geçiş yönü açısından önemli a-

dımlar  atılmıştır . Şöyle ki ; yeni bir ekonomik anlayış benimsenerek ekonomik hayatta ye –

ni bir dönem başlatılmıştır .

     Bunun sonucu , devletin ekonomiye müdehalesinin en aza indirilmesi ve ekonomide kamu

payının küçültülmesi amacı ile özelleştirme meydana gelmiştir . Bu şartlar altında 1985 yılın-

dan 1986 yılına kadar olan devrede özelleştirmenin toplam tutarı 2,3 milyar dolar (23.3 trilyon

lira)dır. 1985-1989 yıllarında uygulanan Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Plannında Kamu İktisa-  

di Teşebbüslerine (KİT) bağlı işletmelerin hisse senetlerinin satışı yoluyla halka devrinin sağ-

lanacağı ve KİT yatırımlarının enerji , madencilik , ulaştırma ve haberleşme sektörü ile ilgili

sınırlı kalacağı ifade edilmiştir .

     Ayrıca takip eden yıllık programların hepsinin temel amaçları arasında özelleştirmenin hız-

landırılacağı her defasında  vurgulanmıştır .

     Esasında şunuda belirmekte fayda var . 1920’lerin başında  Kemalist rejimin benimsediği staratejinin temel unsuru , ülkenin sanayileştirilmesi işini gerek devletin ve gerekse uluslar a-

rası sermaye çevrelerinin yardımı ile yardımı ile gerçekleştirelebilecek bir Türk İş adamları sı-

nıfın ortaya çıkartılmasıydı . Fakat bu istek uzun bir süreci gerektiyordu . Günümüzde , özel –

leşrilen kuruluşlardan elde edilen temettü geliri , diğer gelirlerle birlikte , 3,1 milyar dolar (38

trilyon lira)’ ya ulalmaktadır .

  

1986 yılında itibaren de tamamı kamuya ait veya kamu iştiraki olan kuruluşlardaki kamu

paylarının hisse senedi ve devir işlemleri ile sürmüştür .

     Yarım kalmış kamuya ait tesislerden özel sektöre devredilenlerin sayısı 15 , hisse senetleri

satılan ya da devrredilen kuruluşların sayısı 96’dır . Bunlardan 84’ünde hiç kamu payı kalma-

mıştır . Bunlar tablo 2’de gösterilmiştir .

     TÜSİAD , Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları kitabının 43 .sayfasında TÜSİAD’ın gö-

rüşlerinin şöyle vurguluyor .

     “KİT’lerin milli ekonomi üzerindeki yükünü azaltarak , bunların serbest piyasa ekonomisi

kurallarına göre çalışmalarına başlamak ve bunları zaman içerisinde özel sektöre tümüyle dev

retmek”

     Türkiye’de özelleştirme 24 Ocak Kararları ile ülke programına girmiştir, fakat uygulanma-

sı gecikmiştir.Bununla ilgili olarak Dünya Bankası kredisi ile 1985 yılında Morgan Guarantee

Trust Compony’ye Özelleştirme Master Planı” hazırlatıldı . Buna KİT’ler üç guruba ayrıldı .


   1 . Sosyo ekonomik bir zorunlulukla karşılaşmadan özelleştirilecek durumda olan KİT’ler (USAŞTPAO gibi )

   2 . İkinci derecede önemli KİT’ler satılabilir nitelikleri olmakla beraber , satışlar zor kuru-

luşlar . Örneğin : TEK , PTT , TKİ gibi

   3 . Üçüncü derecede öncelikle kuruluşlar olarak saptanan KİT’ler ise , yatırımcılar için ca-

zip olmayan ancak uzun dönemde özel kesime devredilecek kurulaşlardır . Örneğin : DMO ,

TCDD , TZDK gibi .

     Morgan Guarantee denetim şirketi , hiçbir sosyal fayda , mali hesabı yapmadan bu raporu

hazırlaması eleştirilecek bir durumdur . Hazırlanan rapor sonucunda , bu doğrultuda hareket

eden Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi 1985 yılında Sümerbank’ın Iğdır Pamuk Doku –

ma Tesislerini satarak özelleştirmeyi başlattı .

 

     C . ÖZELLEŞTİRME ÇALIŞMALARINDA UYGULANAN METODLAR

   Özelleştirme ekonominin rekabetçi piyasa yapısına kavuşturulması verimliliğinin arttırılma-

sının bir yoludur . Özelleştirme ile sektörel bazda hareketlilik ve canlılık getirmek , üretimi ,

verimliliği ve kârlılığı arttırmak , rekabet gücü ve pazarlarda etkinliği sağlamak , kısaca ser –

best piyasa ekonomisini güçlendirmek amaçlanmaktadır .

     Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT’)’ler sosyal yararı azamileştirmek için faaliyette bulunur-

lar .

     Esasında Türkiye’de “Karma Ekonomi” çerçevesinde kalkınma amacıyla özel sektörün gü-

cünün yetmemesi ve teknoloji eksiklerinde Kamu İktisadi Teşebbüsleri(KİT)’ler kurulmuştur.

KİT’lerin kuruluşunda etkin bir faktörde özel kesimin yönetici ve kurucunun gücünün söz ko- 

nusu dönemlerdeki yetersizliğidir . 

     KİT’leri paylarının tümü veya çoğunluğu devlete aittir . Özel konunlarla yönetilip , maliye

yönetimi açısından özerkliğie sahiptir . KİT’ler ve iştiraklerinin sayısı 1996 yılında verilerine

göre 240’a ulaşmıştı . Söz konusu bu 240 kuruluşa ait iş yeri sayısı 4572 idi .

     Kamu İktisadi Teşebbüsü ismi , ülkemizde ilkez 1961 Anayasası’nda yer almasına rağmen,

bu husustaki çalışmalar 1925’li yıllara dayanmaktadır .1964 yılında çıkarılan 440 ve 468 sayı-

lı kanunlarla KİT kavramına açıklık getirilmeye çalışılmıştır .440 sayılı kanunun 1. maddesin-

de :

     “İktisadi Devlet Teşekküleri , sermayelerinin yarıdan fazlası tek başına veya birlikte Dev –

let’e (Genel ve Katma bütçeleri İdareler) ve İktisadi Devlet Teşekküllerine ait olan iktisadi a-

landa ticari esaslarına göre faaliyet göstermek üzere kurulan ve kuruluş kanunlarında bu kanu-

na tabi olacakları belirtilen teşebbüsler” dir .

     1982 Anayasasının 165.maddesinde “Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan doğruya veya

dolaylı olarak devlete ait kamu kuluş ve ortaklıkları”diye tanımlanan KİT’lerle ilgili olarak en

son 283 sayılı Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmıştır .Söz konusu bu kararname ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri :

   1 . İktisadi Devlet Teşekkülü

   2 . Kamu İktisadi Kuruluşu

olmak üzere iki ayrılmıştır . İktisadi Devlet Teşekkülü : Sermayesinin tanımı Devlet’e ait İkti-

sadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan Kamu İktisadi Teşebbüsüdür.

Kamu İktisadi Kuruluşu ise ; Sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mal-

lar ile temel mal ve hizmet üreterek ve pazarlamak üzere kurulan , Kamu niteliği ağır basan

Kamu İktisadi Teşebbüsleridir .   

     KİT’lerin Türkiye Ekonomisndeki yeri ile ilgili olarak şu kriterler bulunmaktadır . Bunlar

sırası ile :

   1 . Ülkedeki istihdama katkıları açısından KİT’ler ,

   2 . Toplam satış hasılatı açısında KİT’ler ,

   3 . Gayri Safi Milli Hasılaya (GSMH) katkıları bakımından KİT’ler .

     Falat bunlara rağmen KİT’ler Türk ekonomisi için vazgeçilmez kurumlar değildirler . Şöyle ki ; KİT’lerin ne azami %20’lere ulaşan GSMH’ye katkıları , ne %5’lerdeki istihdama

katkıları bu müesseselerin ekonomi için vaz geçilmez unsurlar olmadıklarının göstergesidir .

Piyasa ekonomisi koşullarına uygun çalışmayan yanlış yönetim , yöneticilerin yetersiz kalma-

sı , yolsuzluk ve usulsüzlük gibi sebeplerden sürekli zarar eden KİT’ler Türkiye ekonomisine

yük olmaktadırlar.Nitekim , Mustafa Kemal Atatürk TBMM’ni 1 Kasım 1937 tarihli açılış ko-

nuşmasında ; “sermayesinin tamamı ve büyük kısmı devlete ait ticari-sınai kurumların . . . Bu

günkü usullerle çalışabilmelerine ve inkışaf etmelerine imkân yoktur” diye belirtirken devlet işletmeciliğinde 50 yıl süren bir süredir devam edegelen sorunların başladığını vurguluyordu .

Bu bağlamda 1970’li yıllardan sonra , dünya konjonktürü , 1980 yılında başlayan “liberalleş-

me” hareketi ile bir birlikte KİT’leri özelleştirilmesi gündeme gelmiştir .

     Özelleştirme çalışmalarında belli başlı dört metot izlenmiştir . Bunlar da sırasıyla :

   1 . Blok satış yoluyla özelleştirme ,

   2 . Halka arz yoluyla özelleştirme ,

   3 . Halka arz ve blok satış yoluyla özelleştirme ,

   4 . Uluslar arası piyasalarda kurumsal arz yoluyla özelleştirme .

     Blok satış yöntemi ile satılan kuruluşların 14’ü çimento 11’i ise yem fabrikalarıdır . 1986

yılında Manisa Yem’in %15’inin blok satışıyl başlayan uygulama çerçevesinde , en son 1995

Nisan’ında Havaşın %60’ı  blok satış yöntemi ile satılmıştır .

 

     2 . Halka arz yoluyla özelleştirme :

     Bu yolla 15 kuruluş özelleştirilmiştir . Bunlarda 5 tanesi çimento fabrikasıdır . Adana Çi –

mento , Tofaş Türk hisse senetleri ilk defa satış çıkarılmıştır . (Tablo 4)

 

 

 

 

 

 

 

 

TABLO 4

1990-1993 YILLARINDA HALKA ARZ YÖNTEM İLE

ÖZELLEŞTİRİLEN KURULUŞLAR .

KURULUŞ

   Halka arz
  Tarihindeki
  KOİ Payı %

 Halka Arz
   Edilen
KOİ Payı%

  Halka
   Arz
  Tarihi

ERDEMİR

48.65

2.93

1990

ARÇELİK

13.32

5.83

1990

BOLU ÇİMENTO

34.50

10.38

1990

ÇELİK HALAT

19.42

13.25

1990

PETKİM

99.37

7.83

1990

KONYA ÇİMENTO

39.87

31.13

1990

ÜNYE ÇİMENTO

49.21

2.86

1990

MARDİN ÇİMENTO

46.23

25.46

1990

THY

100

1.55

1990

ADANA ÇİMENTO

23.86

17.16

1991

ADANA ÇİMENTO

23.42

17.16

1991

MİGROS

42.22

36.40

1991

DİTAŞ

14.77

2.51

1991

TÜPRAŞ

100

1.66

1991

PETROL OFİSİ

100

4.02

1991

TOFAŞ TÜRK

23.13

0.85

1991

 

     3 . Halka arz ve blok satış yoluyla özelleştirme :

    Dokuz kuruluş bu yöntemler özelleştirilmiştir . Bunlardan (Adana Çimento ve Niğde Çi –

mento Fabrikası) ikisi çimento fabrikasıdır . Toplam elde edilen gelir 345.564.660 dolardır .

 

     4 . Uluslar arası piyasalarda kurumsal arz yoluyla özelleştirme :

     Bu kapsamda yer alan tek kuruluş Tofaş Türk’tür .Bu satıştan elde eldilen gelir 330 milyon

dolardır . (Tablo 5)

 

TABLO 5

ULUSLAR ARASI PİYASALARDA KURUMSAL ARZ YÖNTEMİYLE ÖZELLEŞTİRİLEN KURULUŞLAR

KURULUŞ

    Arz Tarihindeki
   Pay %

 Arz Edilen
   Pay %

   Arz
  Tarihi

TOFAŞ TÜRK

21.13

16.67

03.03.1994


 

     D . GÜNÜMÜZDE ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAKİ KURULUŞLAR :

     Günümüzde özelleştirme kapsamında 47 kuruluş ile bazı taşınmazlar bulunuyor . Bu kuru-

luşların 29 tanesi kamunun %50’nin üzerinde payı var .

     Özelleştirme çalışmaları yürütülen ve kapsamda yer alan Türk Telekom , Tüpraş , Petkim Petrol Ofisi , Erdemir , T. Gemi Sanayii , Deniz Nakliyatı gibi kuruluşların yanı sıra önümüz-

deki dönemlerde , “T. Demir Çelik İşletmeleri (İsdemir A.Ş. , T. Dihvan A.Ş. , Gerkonsan A.Ş.) , T. Gübre Sanayii , T. Şeker Fabrikaları A.Ş. , TCDD’ye ait limanlar , Türkiye’de Selü-

loz ve Kâğıt Fabrikaları , TEKEL’e ait sigara fabrikaları ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlü-

ğü’nün kapsama ve program alınması düşünülüyor .

     Yine günümüzde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın raporuna göre 1986 yılından itibaren

hız kazanan program çerçevesinde , ÖİB tarafından 122 kuruluşa hisse devri veya varlık satış-

devir işlemi yapıldı .

     Bu kuruluşlardan 103’ünde de hiç kamu payı kalmadı . Blok satış , halka arz , uluslar arası

arz , İMKB’de satış ve varlık satışı biçiminde de kısmen özelleştirme işlemi gerçekleştirilen diğer 19 kuruluşa ise halen kamu payı bulunuyor .

 

     E . BAŞARILI BİR ÖZELLEŞTİRME ÖRNEĞİ : KARDEMİR

     1995 yılında işçiler ve yöre halkına devrdilen Karabük Demir Çelik (Kardemir) Tesisleri “başarılı bir özelleştirme” örneği teşkil ediyor .

     Sendikaların gayretiyle bir lira gibi sembolik bedelle işçilere ve bölge halkına devredilmiş-

ti . Yaklaşık 2.5 yıldır “yeni statüsüyle” faaliyet gösteren Kardemir Tesisleri , 1994’teki 6.5 ti-

rilyon liralık zarardan , bugün 5 trilyon kâra geçti . Özelleştirmeyi müteakip büyük bir yatırım

hamlesine giren Kardemir’de halen 100 milyon dolarlık yenileme yatırımı devaö ediyor .

     Kardemir’deki yatırımların tamamlanmsıyla ; bir yandan üretilen çelik kalitesini artırıken ,

diğer taraftan yıllık üretim kapasitesini 650 bin tondan 750 bin tona yükseltecek ve ton başına

üretim faaliyetini de 63 dolar azaltarak 200 dolar seviyesine indirecek . Bu ise Kardemir’e dış

piyasaya büyük bir rekanet avantajı sağlayacak . Kardemir’in özelleştirilmesi , çalışan işçilere

de büyük ekonomik menfaat sağladı . Özelleştirme öncesi beş bin 890 işçi çalışayor.Bu işçile-

lerin yaklaşık bin kadarı taşeron işçidir .

     İşçilerin 1995 yılında ihbar tazminatlarına karşılık aldıkları 45’er milyon liralık hisselerin

değeri 1.5 milyar ulaştı . Bu yıl sonunda iki milyar lirayı bulması beklenen bu hisselerin diğe-

rinin, Kardemir’in 1998 Mart’ında borsaya açılmasıyla en az birkaç kat daha artması  bekleni- 

yor .

    Nitekim Kardemir özelleştirmesiyle ilgili olarak Sendikacı Recai Başkan şöyle demektedir:

     “ Özelleştirmede KARDEMİR örneği bize şunları sağlamıştır : Ekonomik alanda çalıştıra-

bilecek bir işletmenin kapanması önlenmiş , yöre halkının göç problemi ile yüz yüze gelmesi

engellenmiş,bölge kalkınmasında yerel insiyatif geliştirilmiş,tesislerin kötü bir özelleştirmey-

le bazı kesimlere peşkeş çekilmesi önlenmiş,sendikanın yöentime katılımı sağlanarak işletme-

de “bizsiz” ayırımına son verilmiş ,diyaloğa doyalı ,meseleleri beraber çözen modern işletme-

cilik ilkelerinin hakim olduğu bir yönetim biçimi geliştirilmiş ve özelleştirme politikalarına

karşın mufazakar olan tutumdan , problemlere çözüm üreten ve bunun için sorumluk alan bir

sendikacılık anlayışını ortaya çıkarmıştır .

     Özelleştirmede Karmdemir Modeli Örnek göstermeli varsa eksiklikleri giderilmeli ve yay-

gın bir şekilde , özellikle görece geri  bölgelerde uygulanması sağlanmalıdır .

 

KAYNAK :

     Doç. Dr. Mediha AKARSLAN’IN

 

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA