İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2306607 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

Türk parakende sektörü

Kategori Kategori: Ekonomik | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1627 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 23 Kasım 2009 12:53:20

Türk perakende sektörünün temelleri yıllar önce atılmış olmasına rağmen,

 

1. EKONOMİDEKİ YERİ VE GELİŞİM SÜRECİ

 

 

Türk perakende sektörünün temelleri yıllar önce atılmış olmasına rağmen, çağdaş anlamda bu olgunun yerleşmesi ve gelişmesi 1990’lı yılların başında hipermarketçilik  kavramıyla birlikte başlar. Gelişen dünya ekonomisinin ve artan rekabetin sonucunda Türkiye gibi modern tüketim alışkanlıklarının yeni yeni tanınmaya başladığı pazarlar gerek yerli gerekse yabancı yatırımcıların ilgi alanına girmiş ve birbirini takip eden yatırımlar 1990’lı yıllarda yapılmaya başlanmıştır.

 

 

1995’li yıllarda hızlı bir büyüme ve değişim sürecine giren sektörde 1996-1999 arasında ortalama büyüme % 23 civarında gerçekleşmiş ve 1999 sonu itibari ile hipermarket ve zincir mağaza sayısı 2,421’e ulaşmıştır.

 

 

Henüz doyum noktasına çok uzak olan Türk perakende sektöründe,  1990’lı yıllarla birlikte mağazacılık formatında bakkal ve marketlerden, hipermarket ve süpermarketlere doğru hızlı bir kayış vardır. Bu bağlamda, Ocak 1999 ve Ocak 2000 arasında, hipermarketler ve süpermarketler toplam %23 oranında artarak 2,979 adete yükselirken, bakkallar ve marketler toplamı aynı dönemde %7 oranında azalarak 152,974 adete gerilemiştir.

 

 

 

Satış bazında incelediğimizde hipermarket ve süpermarketler pazar paylarını sürekli olarak ve artan oranlarda yükseltirken, bakkal ve marketler ise pazar payı kaybetmektedirler.

 

Tahminler bugün açık pazarlar dahil toplam perakende sektörünün büyüklüğünün 40 milyar dolar civarında olduğunu söylüyor. Perakende zincirlerinin ise bu rakamdan aldıkları pay 4 milyar dolar civarında. Sektördeki ilk üç şirketin aldıkları pay ise %8 civarında Avrupa’nın ilk üç şirketi en az Pazar toplam pazar payına sahip Yunanistan’da bile bu oran %25. Türkiye’de bin kişi başına düşen hipermarket alanı ise sadece 4 metrekaredir. Fransa’da ise rakam 83 metrekaredir. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye pazarının önümüzdeki yıllarda hızlı bir büyüme trendine girebileceğini söyleyebiliriz.

 

Türkiye’nin sosyal ve ekonomik gelişmesi devam ettiğinden pazar, perakendecileri çekmektedir. Tam olgunlaşmamış, gelişme potansiyeli yüksek olan bu sektör, pazarda daha önceden bulunan şirketlerin hızla büyümeye başlamasına neden olmuştur. Bunun dışında da geçen on yılda birçok yabancı perakende firması da pazara girmiştir. Şu an, yabancı perakendeciler kendi zincirlerini açmak yerine, büyük ölçekli perakende formatlarına yönelmişlerdir.

 

1999’da, çoğu Türk sanayi ve hizmet şirketi iç talebin düşmesi ve ihracatın azalmasından dolayı büyük zarar gördüğü halde, perakende pazarı büyümenin olduğu az sektörlerden biri olmuştur.

 

Sektörde beklenen büyümenin sebepleri:

 

Ø  Yıllık nüfus artışı, hane sayısında büyük bir artışa neden olacaktır. Şu anda 15 milyon olan bu rakamın, yıllık %2,07 artışla, 2010 yılında 18,5 milyon olması beklenmektedir.

 

Ø  Türkiye genç bir nüfusa sahiptir; Türkiye’deki ortalama yaş şu anda 28’dir, 2010 yılında 30 olacaktır. Bu rakam, Avrupa Topluluğu’nda 42 olan ortalamanın oldukça altındadır.

 

Ø  Doğum oranında beklenen düşüş daha çok kadının iş gücüne katılmasına neden olacaktır, bunun da perakende satışlar üzerinde olumlu bir etkisi olacaktır.

 

Ø  Türkiye’de araba sayısında beklenen artış, süper ve hipermarketlerin çekiciliğini arttıracaktır.

 

Ø  Kişisellik trendinin kuvvetlenmesi toplam harcama oranını büyük ölçüde arttıracaktır.

 

Ø  Perakendeciler, tüketicinin farklı isteklerini daha geniş bir ürün çeşidi sunarak karşılayacaktır ki bu da satışları arttıracaktır.

 

Ø  Şehirleşme hızındaki artış, tüketimi de arttıracaktır. Daha kalıcı bir şehir nüfusu, modern alışveriş düzenini belirleyecektir.

 

Ø  20 ile 40 yaş arasındaki insanların tasarruflarındaki düşme eğilimi, tüketimi arttıracaktır.

 

Ø  Ailelerin harcama alışkanlıkları önemli ölçüde değişecektir. Genç ailelerin istedikleri tüketim seviyesini gerçekleştirmek için daha fazla çalışacakları beklenmektedir.

 

Ø  Düşük enflasyon ortamında gelir dağılımı düzeldikçe, alım gücü de artacaktır.

 

Ø  Tüketim geciktirme trendinin zayıflaması ve orta sınıf harcamalarının artması beklenmektedir.

 

Türk ekonomisinin yıllık büyümesinin %5’lik bir seviyede kalması halinde bile, sektör büyümeye devam edecektir. Ama uygulana istikrar programları sonucunda beklenen ekonomik gelişmeler uzun vadede sağlanırsa sektör  uzun vadede çok hızlı bir büyüme trendine girecektir.

 

2. DÜNYADAKİ YERİ VE GELİŞİM SÜRECİ

 

Türkiye’deki perakende sektörü ekonomiye, insanların tüketim alışkanlıklarındaki değişime paralel olarak gelişiyor ve aynı zamanda da değişiyor. Peki bu gelişim ne ölçüde ve ne şekilde olacak? Bu sorunun cevabını bulmak için bu bölümde perakende sektörünün dünyanın önde gelen ülkelerindeki durumunu ve gelişim sürecini incelememiz gerekmektedir.

 

Konuyu pazarlama açısından öncelikle incelersek, dünyadaki pazarlama stratejilerine II. Dünya Savaşı’ndan sonra bakmak gerekir. Üreticilerin tam bir güç oluşturduğu savaş sonrası dönemde arz yönü önemsenen ve tüketicinin taleplerinin dikkate alınmadığı bir pazarlama anlayışı hakimdir. Tek pazarlama aracı olarak reklamlar kullanılmıştır. 1960’lı yıllarda var olan kitleler için seri üretim yapısını !970’lerde ürün çeşitlemeleri ve segmentasyonlar izlemiştir. 1980’lerin başında müşteri gruplarının küçülmesi ve her bir grubun yaşam tarzı, satın alma alışkanlıkları, istek ve beklentilerine göre yeni pazarlama planları ve buna paralel olarak da iletişim planları yapılmaya başlanması söz konusu olmuştur.

 

Pazardaki güç dengeleri her geçen gün üreticilerin aleyhine değişmeye devam etmektedir. Uzun yıllar kitlesel pazarlama yaklaşımı ile ayakta duran üretici firmalar, ellerindeki gücü tüketicilere ve dağıtım noktalarında en son nokta olan perakendecilere kaptırmışlardır. Dünyadaki ve Türkiye’deki hiper ve süpermarketler bu güçlerini tedarikçilere karşı en etkin biçimde kullanmakta ve satın alma vadelerinin uzatılması başta olmak üzere birçok taleplerini yerine getirttirmektedirler.

 

Perakende sektörünün gelişimi ile ilgili Fransa’da 1950’lerden itibaren yaşananlar bu sektörün tipik karakteristiğini yansıtmaktadır. 1950’lerle birlikte kurulan perakende zincirlerinin sayısı , 1960’lara gelindiğinde irili ufaklı olmak üzere 100 kadardır. 1980’lere gelindiğinde ise ülkede 50 civarında perakendeci kalmıştır. 1990’ların başında, yaşanan yoğun rekabetin sonucu olarak piyasada kalan perakende zinciri sayısı ancak 20’dir. Ve sene 2000...Fransa’da ayakta kalabilen sadece üç  perakende zinciri vardır.

 

Gelişen teknolojinin ve ekonomik şartların neticesinde gün geçtikçe daha çok küreselleşen ve aynı oranda da rekabetçi bir yapıya kavuşan perakende sektöründe dünyanın büyük firmaları gelişmekte olan pazarlara yönelmeyi ve bu sayede karlarını arttırmayı hedeflemektedirler.

 

Kaynak: Global Menkul Değerler

 

Avrupa’da yaşanan gelişmelerin sonucu olarak yaşanan doğal seleksiyonla beraber perakende zincirlerin sayılarında bir azalma olmuş ve ayakta kalabilenler daha rekabetçi şartlar altında maliyetlerini ve giderlerini kontrol edebilenler olmuştur.

 

Avrupa’nın belli başlı ülkelerinde faaliyet gösteren ilk üç büyük perakende şirketinin pazar payları aşağıdaki gibidir:

Kaynak: Ata Yatırım

 

Avrupa’da yaşanan birleşmeler, satın almalar ve büyüme stratejileri sonucu sektörün büyük şirketleri pazar paylarını arttırırken, küçükler ise eriyip gitmektedirler.

 

Dünya devlerinin cirolarını aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. Tablodaki rakamlar perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların aslında dünyanın en büyük firmaları arasında olduğunu ispatlamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

3. İÇ VE DIŞ REKABET YAPISI VE KOŞULLARI

 

Türkiye’de perakende sektöründeki şirketlerin rekabet güçlerini arttırmak amacıyla agresif bir büyüme stratejisi izlemelerine paralel olarak sektörün büyüyeceği tahmin edilmektedir. Sürekli mağazaların açılması, satın almalar ve birleşmeler sektörde yaşanan rekabetin açık göstergeleridir.

 

Türkiye’de faaliyette olan 50’nin üzerinde perakende zinciri pazar paylarını arttırmak için savaş veriyor. 40 milyar dolarlık sektörde bu firmaların aldıkları pay ise 4 milyar dolar civarında. Avrupa’da yaşanan gelişmelerin de bize gösterdiği üzere bir doğal seleksiyon sonucu bu sayının azalması ve güçlü hale gelen firmaların da bu rakamı 10 milyar dolar civarına çıkarması beklenmektedir. Yaşanması beklenen bu azalmanın en önemli desteklerinden biri ise yaşanan ekonomik gelişmeler. Uygulanmakta olan istikrar programları sonucu faizlerin düşmesi ile birlikte karlarını faaliyet dışı gelirlerden sağlayan perakende şirketleri zarar etmeye başladı. Zarar etmelerinin bir başka sebebi ise rekabetçi olabilmek için yaptıkları sürekli yatırımlar. Ancak yakın zamana kadar yatırımların getirdiği yükü faaliyet dışı gelirlerden sağlarlarken, faizlerin düşmesi ile birlikte zarar etmeye başladılar.

 

 

Perakende şirketleri artık gerçek faaliyetlerinden kar etmek zorunda oldukları için yeni stratejiler geliştirmek zorundalar.  Küçük zincirler ya konsolidasyona gidecekler ya da daha büyük bir zincire satılacaklar ki, zaten bunlar şu anda da oluyor. Büyük zincirler ise ödemelerini daha uzun vadeye yayıyorlar, tedarikçilerine olan borçlarını uzun vadeye yaymak yerine iskontolu ödeme yapmakta değişen ekonomik şartlarda uygulanan bir sistem. Verimliliği arttırarak birim maliyetleri azaltmak, yeni mağazalar açarak gelen satış büyümesi sayesinde mağaza başına düşen operasyonel giderleri azaltmak, dükkan bazında satışları arttırmak ve etkin vergi yönetimi perakende sektöründe faaliyet gösteren firmaların istedikleri kar marjlarına ulaşmak için uygulamaları gereken diğer eylemlerdir.

 

Perakende sektöründe değişmesi gereken diğer bir önemli unsurda pazarlama mantığı. Artan rekabet koşullarında mağaza açmak satış yapmak için kesinlikle yeterli değildir. Büyük zincirleri her gün milyonlarca müşteri ziyaret etmektedir ve modern pazarlama yöntemleri kullanılarak tüketicilere her türlü ürünün, yani çok geniş bir yelpazede ürünün satılması amaçlanmalıdır. Ellerinde bulunan databankları kullanarak firmalar müşteri bağlılığı yaratabilir ve rekabet ortamında müşterilerini rakiplerine kaptırmamayı başarabilir. Bunun yanısıra iyi mağaza düzenlemeleri ve bölgesel mağazalar için özel  ürünler kullanmakta satışları ve karlılığı arttırmak için kullanılması gereken yöntemlerdir.

 

Dünyadaki zincir mağazalar öncelikle bir veya iki mağaza açıyor, daha sonra ise hemen discount mağazacılığa ve ardından da internete yöneliyorlar. Türkiye ise discount tipi mağazacılıkla ve internet üzerinden satışla yeni yeni tanışmaya başladı.

 

Türkiye perakende pazarına yabancılar gelecek mi? Sektöre yabancıların gelmesi için uygulayabilecekleri iki yol var: ya mevcut bir zinciri satın alacaklar ya da sıfırdan başlayacaklar. Mevcut şartlar altında ikisi de mümkün gözükmüyor. Ancak sektörde taşlar yerine oturursa ve doğal seleksiyon da belirli bir aşamaya gelirse yeni yabancıların Türkiye pazarına girmesi beklenebilir.

 

4. TEKNOLOJİK YAPI

 

Perakende sektörü üretim değil hizmet sektörü olduğu için üretimle ilgili teknolojik değişmelerden dolaylı olarak etkilenmektedir. Ancak yönetim sistemlerini, stok sistemlerini ve banka işlemleri gibi sistemleri etkileyen teknolojik gelişmeler bu sektörde faaliyet gösteren firmaları direk olarak etkilemektedir.

 

Çok fazla sayıda çeşit bulunduran ve sınırlı sayıda stokla faaliyetlerini sürdürmek zorunda olan perakende mağazalarının çok etkin  stok ve tedarik organizasyonu yapmaları gerekmektedir. Bu da ancak en ileri teknoloji sistemleri ve gelişmeleri kullanarak gerçekleştirilebilir.

 

Öte yandan müşteri sadakatini arttırmak amacıyla mağazaların çıkarmış oldukları kredi kartları işlemleri, mevcut bulunan müşteri databanklarının etkin kullanımı için de firmaların gelişen teknolojiden faydalanmaları gerekmektedir.

 

Perakende sektöründe faaliyet gösteren firmalar için en önemli teknolojik gelişmelerden biri de internetin insanların günlük hayatlara girmesi ve bu sayede internette açılan sanal satış mağazaları aracılığı ile firmaların çok geniş tüketici kitlelerine ulaşmalarıdır. Buna örnek olarak Migros’un açtığı sanal alışveriş merkezinden bahsedebiliriz: Kangurum adlı sanal alışveriş merkezi toplam 59 (47’si aktif) şirketin ürünlerinin satışını yapmaktadır. %99.99’u Migros’un sahip olduğu Kangurum’un açılması ile yıllık 10 milyon dolar civarında satış beklenmektedir.

 

5. TEMEL GİRDİ GEREKSİNİMLERİ

 

Sektörün belli başlı temel girdi gereksinimleri vardır. Bu gereksinimlerin bazıları sektörün henüz gelişme aşamasından kaynaklanmaktadır ve dünyanın çeşitli ülkelerinde de bu süreçler yaşanmıştır. Ancak diğer gereksininler ise perakende sektörünün genel özelliklerinden kaynaklanmaktadır.

 

Perakende sektörünün Türkiye’de daha olgunlaşma aşamasında olduğunu düşünürsek, firmaların en önemli ihtiyaçları olabildiğince hızlı büyümektir. Şirketlerin hızlı büyüme stratejileri ve yayılma politikaları doğrultusunda açılan yeni mağazalar her ne kadar faaliyet giderleri üzerinde baskı yaratsa da, perakende sektöründe pazar payını arttırmak ve rakiplerine karşı üstünlük sağlamak için firmalar devamlı olarak büyüyorlar. Bu büyümeye örnek olarak Carrefour’un bir milyon dolarlık yeni yatırım planlaması, Real’in kısa zamanda beş firmaya ulaşması, Migros, Tansaş ve diğerlerinin  her  köşe başında mağaza açmaları verilebilir. Migros, haftada ortalama 2,5 mağaza açıyor. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, bu yatırımların etkisiyle, Migros’un 1999 ilk yarıyıl bilançosunda 5,5 milyon dolar bulunurken, 2000 yılının ilk yarısında 9 milyon dolar operasyonel zarara ulaşılmasının başlıca sebeplerinden biri de budur.

 

Şirketlerin değişen teknolojinin sonucu olarak elektronik altyapılarını yeniden gözden geçirmeleri ve internet ortamından satış yapmaları, etkin programlar ve sistemler vasıtası ile verimli stok ve tedarikçi yönetimi gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Ticaretin teknolojiye bağlı olarak değişen trendi nedeni ile sanal mağazaların açılması ve buradan etkin satışlar gerçekleşmesi firmalar için hayati önem taşımaktadır.

 

Discount mağazalar denilen, daha az çeşit ancak ucuz mal satan mağazaların açılması da şirketler açısından her türlü tüketiciye ulaşmak için bir gerekliliktir. Bu mağazaların ucuz mal satmak yanında müşterilerin ulaşabileceği her yerde açılmaları da bir gerekliliktir. 2001 yılının ekonomik tahminlerinin genelde tüketimin kısalacağı yönünde olmasından dolayı firmaların bu tip mağazalar açmaları bu yılda rekabet açısından kendilerine üstünlük sağlayacaktır.

 

En son gereksinim olarak etkin tedarikçi yönetimini saymak gerekir. Perakende mağazalar sattıkları binlerce çeşit mal ile tedarikçiler açısından en önemli müşteri niteliğindedir. Bu avantajlarını her zaman için iyi kullanmak isteyen perakende mağazacılar, vade ayarlamaları, ellerinde sınırlı stok tutup istenildiği sürede mal teslimatını sağlama ve gerektiğinde yeni çıkan ürünler için rafa çıkma parası alma gibi çeşitli stratejileri kullanarak etkin tedarikçi yönetimini sağlamaktadırlar.

 

 

 

 

 

 

 

6. MEVSİMSEL VE DÖNEMSEL ÖZELLİKLERİ

 

Perakende mağazaları sattıkları ürün çeşitliliğinden dolayı ürünlerin mevsimsel satış artış veya azalışlarından etkilenmemektedir. Satışları azalan ürünlerin yerine aynı dönemde başka ürünlerin satışı artmakta ve bu döngü içerisinde mağazalar ürünlerin mevsimsel satış özelliklerinden etkilenmemektedir.

 

Perakende sektöründe faaliyet gösteren mağazalar Türkiye’nin her yerinde mağaza açtıkları için yaz dönemlerinde tatil yörelerindeki mağazalar satışlarını kışa oranla arttırmakta, ancak kışın da tersi yaşandığı için yıl bazında bakıldığında mağazaların toplam cirolarında mevsimsellik etkisi göze çarpmamaktadır.

 

7. DİĞER SEKTÖRLERLE İLİŞKİLERİ VE ETKİLENİMLERİ

 

Perakende sektörünün son yıllarda değişen tüketim alışkanlıkları neticesinde, tüketicilerin bu ip yerlerden gıda ve içecek maddelerini almaya başlamaları ve buna alışmaları sonucu, gıda sektörü ile ilişkileri artarak devam etmektedir. Gıda sektöründeki maliyette veya teknolojide gerçekleşen değişiklikler direk olarak perakende sektörünü etkilemektedir.

 

Gıda sektörü için en önemli müşterilerden biri olan perakendeciler manavlarda veya pazarlarda satılan her türlü sebze ve meyvayı gerek taze gerekse dondurulmuş olarak, her türlü et çeşidini, ekmek, pasta gibi fırınlarda ve pastahanelerde satılan ürünleri, alkollü ve alkolsüz içkileri , her türlü meşrubatı ve gıda ile ilgili geri kalan her türlü ürünü Türkiye’deki üreticilerden almakta veya ithal etmektedirler. Dondurulmuş gıda perakende mağazacıların satış açısından en avantajlı oldukları ürünlerden biridir çünkü geniş saklama dolapları ve fazla sayıdaki çeşitleri ile tüketicilere en uygun şekilde satış yapılabilmektedir. Tedarikçiler ile genellikle yıllık bazda alım anlaşması yapma yolunu seçen perakendeciler, bu sayede önemli fiyat avantajları elde etmekte ve bunu da satış fiyatlarına yansıtmaktadırlar. Yıllık bazda alım anlaşması tedarikçilerinde lehine olmakta ve tedarikçiler yıllık bazda üretim ve nakit planlarını ayarlayabilmektedirler.

 

Sundukları çağdaş satış sistemleri ve tüketicilere sağladıkları finansman olanakları neticesinde, tüketicilerin her türlü ürün için ilk gittikleri yer olmayı amaçlayan büyük perakende zincirleri, beyaz eşya ve elektronik sektörleri ile de ilişki içerisindedir. Televizyondan cep telefonuna, saç kurutma makinesinden hesap makinesine kadar çeşitli sayıda ürünü tüketicilerine sunan perakendeciler, bu sektörler ile yaptıkları işbirliği sonucunda tüketicilere avantajlı şartlarda satış gerçekleştirmektedirler. Çeşitli zamanlarda yapılan promosyonlar ve kampanyalarında etkisiyle artan satışlar beyaz eşya ve elektronik sektöründeki firmalar için büyük perakende sektörü zincirlerini vazgeçilmez müşteriler haline getirmiştir.

 

Perakende sektörü için en önemli sektörlerden biri de bankacılıktır. Gerek mağazaların adını taşıyan kredi kartları, gerekse zincir mağazaların güçlü nakit yapıları, bankalar açısından perakende mağazaları önemli hale getirmektedir. Bankalar açısından büyük zincir mağazaların önemleri ve aralarındaki ilişkiler “Bankacılık Açısından Önemi ve Gereksinimleri” kısmında daha detaylı olarak açıklanmaktadır.

 

8. BANKACILIK AÇISINDAN ÖNEMİ VE GEREKSİNİMLERİ

 

Perakende firmalar için en önemli sektörlerden biri de bankacılıktır. Zincir mağazaların kendi adlarını taşıyan kredi kartları ve kazandıkları paranın bankalarda değerlendirilmesi nedeniyle, perakende sektörü bankalar açısından en önemli sektörlerden biridir.

 

Tüketici sadakatini sağlamak amacıyla neredeyse bütün büyük perakende zincirleri kendi kredi kartlarını çıkarmaktadır. Bu kartlar sayesinde müşteriler indirimli alışveriş yapabilmekte ve bazı ek promosyonlar kazanmaktadır. Türkiye’de tüketim alışkanlığının değişmekte olduğunu ve zincir mağazaların her gün müşteri sayılarını arttırmakta olduğunu düşünürsek, kredi kartı kullanıcılarının sayısını arttırmak için perakende mağazalar, bankalar açısından en iyi kanallardan biridir.

 

Kredi kartlarının yanında, perakende zincirlerinin nakit olarak tahsilatları da epey fazladır. Tedarikçilerinden vadeli veya iyi oranlarda ıskonto ile peşin mal alan perakendeciler, mallarını peşin veya kredi kartı ödemesi ile satmaktadırlar. 2000 yılına kadar, alım ve satım arasındaki vade farkı, yüksek enflasyon yaşayan Türkiye ekonomisinde, mağazaların faaliyet dışı karlarının artmasını sağlıyordu. Hatta bu karlar o kadar yüksek oluyordu ki hızlı büyüme stratejisi izleyen ve bu sebepten dolayı devamlı mağaza açan perakendeciler, esas faaliyetlerinden zarar etseler dahi, bu zararı faaliyet dışı gelirlerle kapayabiliyorlardı. Ellerindeki nakit parayı bankalar vasıtası ile iyi oranlarda faiz vb. gibi enstrümanlarda değerlendiren perakendeciler, bu sebeplerden dolayı bankalar açısından önemli müşteriler arasındadır.

 

 

 

 

9. SEKTÖR’DEKİ FİRMALARIN İNCELENMESİ

 

Perakende sektörünün önde gelen iki firması olan Migros ve Tansaş, bu bölümde, tarihsel gelişimleri, mevcut durumları ve bilançoları açısından incelenecektir.

 

9.1. MİGROS

 

9.1.1. TARİHSEL GELİŞİMİ VE MEVCUT DURUMU

 

 

1954 yılında İsviçre Migros Kooperatifler Birliği ve İstanbul Belediyesi'nin girişimleri ile kurulan Migros, gıda ve tüketim maddelerini belediye kontrolü altında üreticiden sağlamak ve bu ürünleri sağlığa uygun koşullarda ve ekonomik fiyatlarla İstanbullulara ulaştırma amacıyla kurulmuştur. Migros, başta İstanbul'da tüketim maddelerini tüketicilere 45 satış arabası ile ulaştırmış, daha sonra ilki 1957'de balık pazarında Beyoğlu mağazası olmak üzere çeşitli semtlerde mağazalar açmıştır.

 

1975 yılında Migros'un çoğunluk hisseleri devredilmiştir. Bu tarihten itibaren yeni bir anlayışla çalışmaya başlayan Migros, İstanbul içinde mağaza sayısını hızla arttırmıştır. Kurduğu dev merkez deposu ile, meyve ve sebzelerin taze ve ekonomik olarak tarladan tüketiciye ulaşması için meyve sebze alım bürolarının gelişmesi ile sağlıklı bir dağıtım için gerekli altyapı oluşturmuştur.

 

1988 yılında ilk defa İstanbul dışında İzmir'de de 4 mağaza açan Migros, Ege Bölgesi için altyapı çalışmalarını başlatmıştır. Migros, 1991 yılında halka açık bir şirket haline gelmiştir. 1992 yılında Migros'larda tüketiciye kredi kartıyla ödeme kolaylığı sağlanmış, 1994 yılında Ankara'da açtığı 2 mağaza ile beraber Ankara Bölge Müdürlüğü'nü kurmuş, Mersin mağazası ile Adana Bölge Müdürlüğünün altyapı çalışmalarını tamamlamış, Euromoney dergisi tarafından birçok kriterde değerlendirilerek Avrupa'nın en başarılı şirketleri arasında , Türkiye'nin en başarılı şirketi seçilmiştir.

 

1995 yılı, Migros'un altyapı ve mağaza yatırımlarını hayata geçirdiği hızlı bir büyüme yılı olmuştur. Bulunduğu il ve bölgelerde yeni Migros'larla müşterilerine merhaba derken, hizmet ağını Adana, Gaziantep, Edirne, Tekirdağ ve Eskişehir'e genişleterek Güneydoğu Anadolu bölgesi de dahil 5 coğrafi bölgede 17 ile yaymıştır.

 

1995 yılında Migros, sinerjisinden daha geniş halk kitlelerini yararlandırmak amacı ile Şok Ucuzluk Marketlerini de devreye sokarak, sektörde bir yeniliğe daha imza atmıştır. Tüketicilerin ilgisi ile karşılanan Şok'lar , Migros'un müşteri portföyünü çoklamış, İstanbul'da başlayan hizmet kısa zamanda Ankara ve İzmir'e de yayılmıştır.

Migros ve Şok'un sinerjik etkisiyle yurt çapında büyüyen ulusal bazda hizmet verme hedefine çok yaklaşan Migros, yurt dışında da büyümek için gerekli altyapı çalışmalarını tamamlamıştır. Migros, 1996 yılında Azerbaycan'daki altyapı çalışmalarını sonlandırarak, ilk yurt dışı mağazası Ramstore'u Bakü'de açmıştır. Bir Türk şirketi olarak yurt dışında da gelişmesini sürdürecek Migros, diğer yabancı ülkeler için altyapı çalışmalarını tamamlamaktadır. Kendisine sürekli yeni hedefler çizen ve atılım içinde olan Migros, 1996 başında her hafta yeni bir mağaza açma hedefini , 1996 sonunda 51 mağaza açarak gerçekleştirmeyi başarmıştır.

 

Yurt dışında ikinci ülke olan Rusya’da, Migros, Ram ve Enka ortaklığı ile açılan Ramstore Shopping Center, Moskova’ nın en önemli merkezi konumuna gelmiştir.

Aralık ayında İstanbul' da açılan Migros Alışveriş Merkezi Beylikdüzü’nü Türkiye’de ve yurt dışında yeni alışveriş merkezleri izleyecektir.

Migros, 1996 yılında açılan Bakü' deki Ramstore' un başarısı ile Bakü' de 4 yeni Ramstore açarak, Azerbaycan' da 5 mağazaya ulaşmıştır. Eylül ayında müşterilerini ilk kez kapsamlı bir sistemi ve teknolojiyi içeren Migros Sanal Market' le tanıştıran Migros, İnternetle alışverişin öncülüğünü yapmıştır. 1997 yılı sonunda İstanbul ve İzmir' de faaliyet gösteren Sanal Market' in başta Ankara olmak üzere diğer illere yaygınlaştırılması planlanmaktadır

 

Rusya'da ilkinden daha büyük ikinci Ramstore Alışveriş Merkezi'ni Maryina Roscha bölgesinde açan Migros, yurt dışı mağaza sayısını 7'ye çıkararak, 1998 yılında Kazakistan'da yeni bir Ramstore Alışveriş Merkezinin temelini atmıştır. yıl sonunda toplam 325 mağazaya ulaştı. Ankara'da Türkiye'nin en büyük Alışveriş Merkezini açtı, yurt dışında hızla büyüyerek Kazakistan'la birlikte 3 ülkede 11 Ramstore ile hizmet vermeye başladı. Migros Club kart üye sayısı 2.5 milyona ulaştı.

 

 

 

 

9.1.2. MİGROS BİLANÇO ANALİZİ

 

 

1997 yılında enflasyon ortalaması %95 iken brüt kar artışı %117. 1998 yılında enflasyon ortalaması %62, brüt kar artışı %72. Reel anlamda 1997 – 1998 döneminde % 22’lik brüt kar artışı varken, 1998 de bu oran %10’a düşmektedir.  Bununla beraber faaliyet karına baktığımız zaman esas faaliyet karının çok düşük kaldığını hatta 1999 yıl sonu bilançosunda 13 trilyon civarı zarara geçtiğini görüyoruz. Burada satış ve genel yönetim giderlerinin yıllar itibari ile artış hızı % 118 (1997-98) ve % 111’dir(1998-99). Şirketin yıl sonu açıkladığı net kar rakamları, 1997-98 dönemindeki % 244’lük artış, şirketin tümüyle faaliyet dışı gelirlerinden sağlanmakta, bilançonun aktifinde gözüken hazır değerler kalemindeki %129’luk artış faaliyet artışı gelirlerdeki artışı göstermektedir. Ancak 1998-99 döneminde net karda aynı hızla artış sağlanmamıştır; buradaki artış % 63’le sınırlı kalmıştır. %190’lık faaliyet dışı gelirleri artmasına rağmen ,% 346’lık vergi ve yasal yükümlülükler kalemindeki artış ve  %121’lik amortismanlar kaleminin  artması, net kar artışını % 63’e çekmiştir. Ortalama enflasyonla karşılaştırdığımızda net kar artış hızı 1998-99 döneminde reel olarak artmamıştır.

 

Net satışlar 1997-98   %106 artmasına rağmen indirimler kaleminde % 164’lük artış dikkat çekmektedir. Bunun nedenleri, 1998 yılında yaşanan global krizde şirketlerin stokları eritme kaygısıyla yaptıkları kampanyalar, promosyonlar ve çok yoğun olarak uygulanan indirimlerdir. 1999 yılında bahsedilen kalemler normal artış hızlarına geri dönmüşlerdir. Reel olarak satışlarda 1999 yılında % 14’lük artış sağlanmıştır.

 

Finansman giderleri 1997-98 arasında %2259’luk bir artış göstermiştir. Bunun çok büyük bir bölümü 1997’de sıfır olan kısa vadeli banka kredilerin 1998 yılında 1,8 trilyona çıkmasından kaynaklanmaktadır. 1998-99 dönemindeki finansman giderlerindeki artış % 245’e gerilemesine rağmen %66’lık gerçekleşen ortalama enflasyona göre çok hızlı artmıştır.

 

Maddi duran varlıklar kaleminde 1997-98 yılları arasındaki % 221’lik yükseliş dikkat çekmektedir. Bunun sebebi daha çok makine tesis ve cihazlar ve yapılmakta olan yatırımlar kaleminden kaynaklanmaktadır. Özellikle firmanın yurtdışı yatırımları başta olmak üzere, yurt içinde açtığı mağazalar ve bu mağazalar için gerekli teçhizatın kaleminden kaynaklanan bu artış sonraki yıllarda normal seyrine ulaşmaktadır. Firmanın 1997-98 yılları arasındaki finansman giderleri kalemindeki artışta bu temele dayanmaktadır.

 

Bununla birlikte perakendecilik sektörü hızlı nakite dönmesi ve uzun vadeli mal alabilmesi sebebi ile likit çalışabilen bir sektördür. Bu yüzden de faiz oranlarının yüksek olduğu senelerde faaliyet dışı gelirlerinde ciddi artışlar vardır. Bu sebeple 1997-98 yılları arasındaki artış % 205 ile en yüksek seviyesindedir. Daha sonraki yıllarda kriz döneminin getirdiği küçülme politikaları ve 2000 yılında yaşanan enflasyon düşüşü likit varlıkların hızlı yükselişini azaltmıştır.

 

 

 

 

9.2.2 TANSAŞ BİLANÇO ANALİZİ

 

İzmir Belediyesi’nin Garanti Bankası’na yapmış olduğu %29 oranındaki hisse senedi satışının iptali konusunda devam eden mahkeme bir belirsizlik ortamı yaratmıştır. Mahkeme kararı Garanti aleyhine sonuçlanırsa %19 oranında hisse tekrar Belediye yönetimine verilecek bu Garanti Bankasının şirketin yönetimindeki rolünü kaybetmesine neden olmayacak,ancak Belediyenin tekrar Yönetim Kuruluna girmesi hızlı büyüme stratejisini sekteye uğratma riskini doğuracaktır.

 

Tansaş’ın satışlarına baktığımızda 97-98 ve98-99 dönemlerinde hep reel artş göstermiş ancak 98 yılında yaşanan global kriz herkesi etkilediği gibi Tansaş’ı da olumsuz etkilediğini satışların artış yüzdesinden görebiliyoruz.97-98  %118  , 98-99 %77,99/9-20/9 %158 son ara dönem bilançosunda tekrar hızlı büyüme içersine girdiği görülüyor. Bunda hisselerin Doğuş grubuna devredilmesinin verdiği dinamizmi unutmamak gerekmektedir.

 

Satılan malın maliyetindeki artışların yüzdesi satışların yüzdesi ile paralellik göstermektedir. Ancak satılan malın maliyeti son dönemde reel anlamda olması gerekenden daha hızlı artış göstermiş buda brüt kardaki artışı sınırlı tutmuştur. Amortismanlar kaleminin son dönemde çok artması yapılan yatırımların artmasından kaynaklanmaktadır.

 

Sektörde en çok dikkat çeken olgu faaliyet karının bütün şirketlerde ya çok düşük olması yada negatif olmasıdır. Tansaş için de aynı durum kendini göstermektedir.

 

1997-98    ortalama enflasyon 95  faaliyet kar artışı %60; 1998-99    ortalama enflasyon 62  faaliyet kar artışı-%209; 1999/9-2000/0  ortalama enflasyon 66  faaliyet kar artışı-%713 (bu dönem amortismanların yüksekliğinden kaynaklanmaktadır).

 

2000 yılına kadar şirketin kısa vadeli finansal borcu  neredeyse bulunmamaktaydı ancak yapılmaya başlanan yatırımlar şirketin bu politikasını değiştirmesine neden olmuştur. Bu değişimde yeni yönetimin payı önemlidir.97 ve 98 yıllarında 0 olan yatırım tutarı 99’da 1,1 trilyon 2000/9 döneminde 32,2 trilyona çıkmıştır.

 

Net karda finansman giderlerinden kaynaklanan bir azalma ve negatife geçme söz konusudur.

 

Bilanço incelendiğinde kısa vadeli borç artış hızının durduğu (2000/6,2000/9) buradan şu sonucu çıkarabiliriz düşen faiz ortamından yararlanmak isteyen şirket dışarıdan borçlanarak yatırımlarını finanse etmek istemiştir. Dönen varlıklar içerisinde emtia kaleminin artmış olması adı geçen dönemde şirketin düşük faizli dış finansman kullanırken pazarlık gücüyle vadeli mal alımına yöneldiğini göstermektedir. Bu durum aktiflerin reel olarak %215 artmasına yol açmıştır.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA