İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 721 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2443753 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

YAHYA KEMAL BEYATLI

Kategori Kategori: Sanatçılar | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1960 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 23 Kasım 2009 13:34:07

2 Aralık 1884 yılında Üsküp te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh tır.

YAHYA KEMAL BEYATLI

2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk ve orta öğrenimini Üsküp ve Selanik idadilerinde yaptı. 1902'de yükseköğrenimi için İstanbul'a gönderildi, fakat 1903 yılında Paris'e giderek bir yıl bir kolejde Fransızcasını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi. Dokuz yıl kaldığı Paris'ten döndükten (1912) sonra, İstanbul'da üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923), Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu. Büyükelçi olarak Pakistan'a gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü ve İstanbul'a yerleşti. Yahya Kemal Beyatlı 1958 yılında öldü. Rumelihisarı mezarlığında gömülü.Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı. Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir Yahya Kemal'i Sevenler Cemiyeti kurulduğu gibi, İstanbul Fetih Cemiyeti'ne bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı (1961). Bu Enstitü'nün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatı'nda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rubailer ve Hayyam Rubailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Müsahabeleri (1975), Bitmemiş Şiirler (1976), Mektuplar - Makaleler (1977) Hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer. Yahya Kemal, şiir yazmaya lise yıllarında başlamıştı. bu şiirleri başta Tevfik Fikret olmak üzere, Servet-i Fünun şairlerinin etkisi altındaydı. Kendisi de şu sözleriyle bunu kabul etmektedir: "Kendi neslimin bütün çocukları üzerinde olduğu gibi, ruhumda, ahlakımda, zevkimde, lisanımda, sanatımda en büyük tesiri O (Tevfik Fikret) icra etmiştir." Yeni şiir denemelerine Fransa'da bulunduğu yıllarda başladı. Gerçek kişiliğini, Paris'te okurken ünlü tarihçi Albert Sorel'in derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu. Paris'e gidişi, II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Fransız sembolistlerinin "öz şiir" anlayışı, onda şiirini bütün fazlalıklarından arıtma, düzyazıdan uzaklaştırma eğilimi yarattı. Böylece, belli manzumlara bağlanan ve bütünlükten uzak kalan divan şiirinin bu eksiklerini tamamlamaya çalışan ürünler verdi. Paris'teki öğrenimi sırasında aldığı derslerin etkisinde kalarak Türk tarihini yeni bir açıdan değerlendirdi. Anadolu Türklüğünü, Anadolu toprağının 1071'den başlayan bir tarih süreci içinde yarattığını ileri sürerken bu tarihin parlak dönemlerini divan edebiyatına ait şiir biçimleri içinde dile getirdi. Bir yandan Lale Devri'nin eğlence ve neşe havasını, bir yandan din ve tasavvuf şiirinin izlerini şiirlerine aktardı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmua'da "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür. Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbul'da yarattığı için, Yahya Kemal'deki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "Ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu.
Yahya Kemal, sağlam bir kültür ve dil bilinci üstüne kurduğu şiirlerindeki klasik yalınlık ve güçlülükle, sanatının özünde ve biçiminde ulusal ve modern olanın, bireysel ve toplumsal olanın, tarihsel ve çağdaş olanın sentezine ulaşmadaki çabaları ve başarılarıyla, modern şiirimizin, büyük bir kurucu ustası, klasiğidir. Bu özellikleriyle, 20. yüzyıl dünya şiirinin de önemli şairleri arasında bulunduğundan kuşku yoktur.

Sessiz Gemi


Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA