İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 719 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 1225459 defa okunmuş ve 1373 yorum yazılmıştır.

YUNUS EMRE NİN HAYATI

Kategori Kategori: Sanatçılar | Yorumlar 9 Yorum | Okunma 4909 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 23 Kasım 2009 13:54:01

Türk ozanı(Sarıköy,Sakarya yöresi,1240 Sarıköy,1320)

 

YUNUS EMRE’NİN HAYATI

Türk ozanı(Sarıköy,Sakarya yöresi,1240?-Sarıköy,1320)

 

Anadolu Tekke edebiyatının kurucusu sayılan Yunus Emre’nin yaşamı konusunda,kayıtlara geçmiş kesin bilgiler yoktur.Bütün bilinenler söylencelere,özellikle Bektaşi Velayetnamesi’nin belirttiğine göre Yunus Emre,yoksul bir köylüydü.Kıtlık başgösterince buğday istemek için,kerametini duyduğu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına gitti.Kendisine üç kez”buğday mı,himmet mi”istediği sorulunca,buğday istediğini söyledi.Ancak daha sonra pişman olarak geri döndü ve “himmet”i istediğini söyledi.Kendisine,himmet anahtarının Taptuk Emre’ye verildiği,gidip ona başvurması gerektiği söylenince,derviş olarak  Taptuk Emre’nin dergâhına girdi.O dönemde bütün mutasavvıfları Hacı Bektaş Veli’ye bağlamaya çalışan Bektaşi Velayetnamesi’nde Yunus Emre’nin tasavvuf yoluna girişi böyle anlatıldıktan sonra yaşamı konusunda kesin olmayan kimi bilgiler verilmektedir.

 

Şiirlerinden çıkarılan bilgilere göre Yunus Emre’nin,ümmi(okuması yazması olmayan) bir ozan değildir;tersine medrese eğitimi görmüş,Kur’an ve hadis bilimini öğrenmiş bilgili bir kimsedir.Tasavvuf düşüncesini İşlerken,özgün bir yaratıcılık göstermesi bunu kanıtlamaktadır.Yunus Emre’nin tasavvuf anlayışı,kimi araştırmacılarca Mevlana’ya bağlanır.Kendisi de şiirlerinde Mevlana’ya olan sevgi ve bağlılığı dile getirir.Konya’ya giderek Mevlana’ya görüştüğü de bilinmektedir.Bundan başka,Anadolu’nun birçok yöresini,Azerbaycan’ı ve Şam’ı gezdi.Henüz siyasal birliğin kurulmadığı dönemde Anadolu’da tasavvuf düşüncesini,lirik ve içten şiirleriyle benimsettiği,kendisini şeyh olarak kabul ettirdiği geniş halk kitlelerince ermiş sayıldı.Birçok halk ozanı Yunus Emre mahlasıyla şiir yazdı.Çeşitli yerlerde,mezarı olduğu ileri sürülen “makam”larının olması,Yunus Emre’nin günümüzde bile birleştirici özelliğini göstermektedir.Mezarının Sarıköy2de bulunduğu kabul edilerek burada bir Yunus Emre anıt-türbesi yapılmıştır (1970).

 

Anadolu’da tekke şiiri geleneğini başlatan ve bu geleneğin en önemli temsilcisi olan Yunus Emre,şiirlerinde,tasavvufa uygun düşünce ve yaşam biçiminin değerlerini dile getirdi.Katışıksız,içten bir Tanrı sevgisinin temelini oluşturduğu bu şiirlerde,yaşamın gelip geçiciliğini,dünya malının insandaki cevheri yozlaştıracağını,bağlılığın,acımanın,erdemli olmanın önemli olduğunu,insanın kendisini Tanrı’dan uzaklaştıracak nefis düşkünlüklerini yenmeyi bilmesi gerektiğini vurguladı.Yunus Emre’nin şiirlerinin çıkış noktalarından biri de,insanı sevmeye verdiği önem oldu.Ona göre,insandaki(kendisindeki) tanrısal özü görüp,ikiyüzlülükten uzak sevebilen insan,olgun insandır;çünkü,insanı seven,Tanrı’yı sever.Gerçekte bu sevgi bütün varlıklar için aynı olmalıdır.Çünkü her varlıkta tanrısal öz vardır(vahdet-i vücut:çokluğun birliği).Yunus Emre’nin önerdiği bu sevgiye dayanan yaşama biçimi ve düşünce sistemi daha sonra gelen pek çok ozanca,yüzyıllar boyunca yaşatılarak etkisini duyurdu.

 

Yunus Emre,hem aydınlara,hem de halk kitlelerine seslendiği şiirlerinde aruza da,heceye de yer verdi.İlahilerini heceyle,klasik koşma biçiminde ve halkın konuşma dilindeki kullanımlarıyla,deyimleriyle çeşitlendirdiği yalın bir dille yazarken,kimi şiirlerinde yalın dilden ayrıldı,musammat gazel biçimini kullandı.Bununla birlikte,bütün şiirlerinde Türkçe sözdizimini bozmadı.Saf bir Tanrı sevgisini kaynak olarak alması,içtenlikli anlatımı,sanatlı söyleyişe yönelmemesi,karmaşık tasavvuf düşüncesini halka sevdirmesinde ve öğretmesinde en önemli etken oldu.Yunus’un şiirleri bestelenerek tekkelerde eğitim amacıyla okundu.

 

Yunus Emre’nin Divan’ını oluşturan şiirleri dışında öteki yapıtı,on üç beyitlik bir ön bölüm,bir nesir bölümü,550 beyitlik üçüncü bölümden oluşan ve aruzla yazılan Risalet-ün-Nushiyye’dir.(Öğütler Kitabı,1307).Yunus Emre’nin yaşamı ve düşünceleri,çağdaş sanatçılara da esin kaynağı oldu.Bunlar arasında Ahmet Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu(1946),Nezihe Araz’ın Dertli Dolap(1961) romanı.Recep Bilginer’in Yunus Emre (1974) oyunu sayılabilir.           

 

YUNUS EMRE'NİN YAŞADIĞI YER


Yunus Emre'nin ait olduğu İsmail Hacı Cemaatının yerleşim yeri Karaman'ın 25 km. doğusunda bulunmaktadır. Yunus Emre'nin satın aldığı Yirce isimli otlak da bu haritanın üst kısmında görülmektedir.

Yunus Emre'nin Karaman'da yaşadığını ve sahip olduğu mal varlığını gösteren Yavuz S. Selim Defterindeki kayıt.



YAŞAM FELSEFESİ

 

GÖRÜŞLERİ ve SANATI


Yunus Emre, çeşitli görüşlerini, eserlerinde ortaya koymuştur. Bilim, bilgi, gerçek, Allah, ölüm, aşk gibi konularda ki düşüncelerini bir potada eritmiştir. Ermişler aşamasına ulaşmak ve olgun insan olmak için çalışmış, sonunda da en yüksek manevi makama ulaşmıştır.

Yunus'a göre bilim bir amaç değil, araçtır. Çünkü bilimi kendilerine amaç edinenler, kendilerini dünyanın merkezi sanırlar ve bu bilgileriyle üstünlük taslarlar. Oysa Yunus'a göre, mutlak varlıktan başka varlık yoktur ve bütün var olanlar Allah'ın (Mutlak Varlığın) çeşitli görüntülerinden başka bir şey değildir. Kendisine tanıdığı varlık ise sadece bir kurgudur. Gerçek varlığa ulaşma, bu kurgudan kurtulmadır, varlıkta yok olmadır.

Yunus'un öğütlediği töre, mistik ve gerçek hayatın zorunlu kıldığı çile ve aşktır. İnsan, ateş, hava, su ve toprak olmak üzere dört öğeden oluşur. Bu dört öğe, can ile birleşerek birlik ve yücelik kaynağı olur.

Yunus, körü körüne kaderci anlayışa karşı çıkar. Onda yaşamın coşkusu ve sevinci görülür. Ona göre insan, sürekli bir değişim içindedir ve buna yeniden doğma denilmektedir. Ölmek de bir bakıma yeniden doğmaktır. Ölmek ve böylece sonsuzda yaşamak "mukadder" olduğuna göre, yaşadığı sürece faydalı işler yapmak; eserler bırakmak gerekir. Ömür, yeryüzünde yaşamak, bu amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır.

Yunus Emre, milletimizin değerlerini, görüşlerini yansıtan büyük bir sanatçıdır. O'nun deyişlerinde, geçmişteki kültürümüzün izleri görülür. Bunun yanında, biçim, dil, söyleyiş ve ölçü bakımından da milli sanatçımızdır. Mısralarında yalınlık, arılık, açıklık ve içtenlik vardır. Hiç bir yapmacık öğe bulunmaz O'nun şiirlerinde. İçini bütünüyle bize açar, anlaşılmaz birçok felsefe kavramını, çok açık ve yalın bir dille, anlatıverir.

Yunus'ta halk zevkine yakınlık ve derin bir lirizm görülür. Bu nedenle, halkın içinde yüzyıllar boyunca yaşaya gelmiştir. Bir bakıma, tekke şiirinin, dinsel kökenli şiirin de kurucusu sayılabilir. Şiirlerine koyduğu büyük öz nedeniyle, bütün tarikatlarca benimsenmiş, insanlığı saran duygu ve düşünceleriyle, her anlayıştaki insanın en yakın dostu, duygu arkadaşı olmuştur. Tarikatlarla ilgisi olmayanlar da, Yunus'u bu özünden, içeriğinden dolayı sevmişlerdir.

Yunus'un şiirleri incelendiğinde, mesajın, duru bir Türkçe olduğu görülür. Ama bazı şiirlerinde İran, Hint ve Yunan mitolojilerinden gelen terimler, din yoluyla giren bir çok yabancı kelimelere de rastlanır. Bu da, Yunus'un yüksek kültür ve bilgi birikiminin bir göstergesidir. Yabancı kelimelerle, ya da bazı terimlerle süslenen söyleyişlerinde de doğaldır ve halka yakındır. Yabancı dil öğelerini, yerli yerinde kullanmış olduğundan, yadırganmamıştır.

Söyleyiş bakımından, halkın diline çok yakındır. Halk deyimlerinden yararlanırken; halkın benzetmelerini kullanırken, hiç bir yadırgama görülmez şiirlerinde.

Yunus genellikle hece ölçüsünü kullanmıştır. Zaman zaman da Aruz ölçüsünü kullandığı görülür. Abdulbaki Gülpınarlı, O'nun şiirlerinin 66 tanesinin Aruzla yazılmış olduğunu belirtmektedir.

Şiirlerinde kafiyeye fazla önem vermemiştir. Sözgelişi, "baldan", "sözden", "dilden" sözcüklerini kafiye olarak kullanırken, O'nun için "den" veya "dan" ekleri ve onun sağladığı ses armonisi, Yunus için yeterlidir. Bu nedenle kafiye anlayışı, özgür bir temele dayanmaktadır.

Şiirlerinde biçim bakımından ya dörtlüklerden oluşan, ya da mesnevi düzenine uyan bir biçim görülür. Dörtlüklerden oluşan şiirleri daha çok koşma türündedir.

Acep şu yerde var m'ola şöyle garip bencileyin
Bağrı başlı, gözü yaşlı şöyle garip bencileyin.

Yunus Emre sözün gücünü, kudretini çok iyi kavramıştır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, ifadesini doğru bulmayan sözün, nelere yol açabileceğini görmüştür. O'na göre söz, insanları dost da düşman da eden bir araçtır. İnsanları kırmamak için, iyi ve tatlı sözler söylenmesinden yanadır.

Mevlana gibi Yunus da insana önem verir. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardır. Hepsinin amacı iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmaktır. Yunus aslında, her insanın bir hedefi olduğu inancındadır. Doğduğunda da bazı yüce değerler taşır insan... yaşamı boyunca toplum onu baskı altında tutar ve kendi istediği yöne götürür. Bu baskıdan kurtulup özgür olmak, ancak "tarikat" ile olur.

Yunus bilgilidir, usta bir sanatçıdır. Sözün değerini bilir, şiirin nasıl söyleneceğini nağme gibi işler. Bir derviş olarak, insanlık anlayışının en yüce noktasına erişmiştir. Bununla birlikte, dünyadan kopmaz. Dünya, güzellikleri, dağları ve ovaları, bitki ve hayvanlarıyla O'nu hep çekmiştir. Yunus'un şiir ve ilahilerini içine alan iki eser, bizlere ulaşabilmiştir. Bunlar Yunus Divanı ve Risalet-ün Nushiyye adlı eserlerdir.

Yunus bütün şiirlerini "meleklerde bilmez ola" dediği, insan üstü, şairler üstü bir perdeden söylemiştir, deha perdesinden seslenmiştir. Her şeyi ancak Yunus'un söyleyebileceği kudretle söylemiştir. Onun için ister Tarikattan, Şeritten veya Hakikatten dem vursun; ister Allah'ı, doğayı, güzelliği veya insanlığı anlatsın; O, şiirlerin hepsinde Yunus'tur. Türk sofilerinden hiç kimse, O'nun söyleyiş makamına çıkamamıştır.


 

 | Puan: 9,8 / 6 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yunus emre { 06 Nisan 2013 14:44:26 }
bn buldum kardeşler [:p)]       
Kolej { 02 Nisan 2013 19:26:03 }
Nur { 07 Mart 2013 19:03:52 }
o kadar uzun olmayaydı eydi ya :( çoooooooook uzun
rıdvancan { 03 Mart 2013 21:08:25 }
[:p)] bulamadım bişey yaaaaaaaaaaaaaaaa
mehmet { 11 Şubat 2013 15:21:29 }

batuhan { 16 Ekim 2012 15:08:22 }
    [:p)]      
ayşegül { 07 Mayıs 2012 20:42:32 }
hiçbirşey bulamıyrmuş ablası.:( :D
sisi { 19 Aralık 2011 19:53:22 }
off be
esengül { 12 Kasım 2011 13:17:23 }
hiçbirşey bulunamıyor yaaaaaaaaa
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    




Arama ARAMA