İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2301279 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

ATATÜRK'ÜN MATEMATİĞE VERDİĞİ ÖNEM YENİ TERİM ÜZERİNE ÇALIŞMALARI Atatürk ölümünden bir buçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle matematik kitabı yazmıştır.

Kategori Kategori: Atatürk | Yorumlar 3 Yorum | Okunma 3400 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 21 Ocak 2010 13:59:12

Atatürk ölümünden bir buçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle matematik kitabı yazmıştır.

ATATÜRK'ÜN MATEMATİĞE VERDİĞİ ÖNEM YENİ TERİM ÜZERİNE ÇALIŞMALARI

                 Atatürk ölümünden bir buçuk yıl önce III. Türk Dil Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi eliyle matematik kitabı yazmıştır.

                              A.Dilaçar  anlatıyor:"1936 yılı sonbahırında bir gün Atatürk beni özel kalem müdürü Süreyya Demir'inyanına katarak Beyoğlu'ndaki Haset Kitapevine gönderipuygun gördüğümüz Fransızca Geometri kitaplarından birer tane aldırttı.Bunları Atatürk'le beraber gözden geçirdikten sonra ben ayrıldım ve kış aylarında Atatürk bu eser üzerinde çalıştı.Geometri kitabı bu emeğin ürünüdür."

                                                                                                            A.DİLAÇAR

                             Geometri adını taşıyan bu kitapta bu adın hemen altında şu kayıt vardır."Geometri öğretenlere bu konuda kitap yazacaklara klavye olarak Kültür Bakanlığınca neşredilmiştir."

                              Atatürk ,Sivas Kongresi'nin toplandığı Sivas Lisesi'ne Lise Müdürü ve Matematik Öğretmeni Ömer Beyga ve baş yardımcısı ,Felsefe Öğretmeni Faik Dranas ve öteki ilgililerle kongre salonuna gitmişlerdir.Burada önce 4 Eylül 1913 tarihi kongrenin toplandığı kongre salonunuve özel odasını gezmişlerdir.

                             Sonra o okulda 9/A sınıfına Geometri dersine girmiştir.Bu derste bir kız öğrenciyi tahtaya kaldırmıştır.Tahtada çizili iki koşut çizginin başka iki koşut çizgi ile kesişmesinden oluşan açıyı Arapça adlarıyla söyletmekte zorlanır ve yanlışlık yapar.Bu durumda Atatürk tepkisini ,"Bu anlaşılmaz Arapça terimlerle öğrenciye bilgi verilmez.Dersler Türkçe yeni terimlerle anlatılmalıdır"der.Ve tebeşiri eline alıp tahtada çizimlerle "Zaviyenin = Açı" , "Alanın = Kenar" ,"Müsellenin = Üçgen" karşılığı gibi Türkçe yeni terimleri kullanarak bir takım geometri konularını ve bu arada Phthagoros terimini anlattı.

                             13.11.1937 Sivas Lise'sinde Geometri dersinde Atatürk dilimizde karşılığı ,"koşut" olan "Muvozi" kelimesinin yerine kullanıldığı ,"paralel" teriminin kökenini açıklarken Orta Asya'daki Türklerin ,kağnının iki tekerleğinin dingile bağlı olarak duruş biçimine "Para" adını verdiğini anlattı.Atatürk bu derste aynı zamanda ders kitaplarının bir kaç ay içinde Türkçe terimlerle yazılıp bütün okullara ulaştırılmasını emir buyurdu.Yeni Türkiye'de çocukları en hakiki ve eşsiz bir baba şevkatiyle seven ve aynı zamanda çocukları seven ve aynı zamanda çocukları sevenleride yüksek himayeleri ile talfif buyuran Türk'ün ve bütün Dünya'nın en büyük adamı 15 Kasım 1937 mini minilerle Diyarbakır valisi Mithat Altınok'un yavrularıyla çok yakından ve dakikalarca meşgul olmak iltifatında bulundu.İlkokulda okuyan küçük Nurhan'a çeşitli sorularda sordu ona yeni şeyler öğretti.Atatürk'ün bu yavruya öğrettikleri arasında büyükleride ilgilendiren çok Riyaziye(matematik)  Hendese( geometri) eski terimiyle eğitim örgütümüzde önemli bir yer tuttuğu halde ,bunun terim düzeni çok ağdalı ve çarpışıktı.Arapça ile Farsça okul programından kaldırılmış,fakat Arapça üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştı.Örneğin Müsellesi mütesaviyül adla (Eşkenar Üçgen) çözümlemeli olarak hangi öğrenci anlayabilirdi.Müsselles'in kökü selone Mütesavi'nin kökü siva Adla'nın tekilıde dildir.Eğitimde bir gerçek var.Anlayış yolunun açık olması bir ip ucu bulunması gerekir.Atatürk,öğrencideki bu anlayış yolunun tıkanıklığını aşmak için bu terimi ana dili öğelerinden yapılı eşkenar üçgene çevirdi,"boyut - uzay - yüzey - düzey - çap - yarıçap - kesek - kesit - yay - çember - teget - açı - açı ortay - iç ters açı - dış ters açı - taban - eğik - kırık - çekül - yatay - düşey - dikey - yöndeş - konum - üçgen - dörtgen - beşgen - köşegen - ikiz kenar - eşkenar - paralel kenar - yanal - yamuk - artı - eksi - çarpı - bölü - eşittir - toplam - oran - orantı - türev - varsayı - alan - gerekçe" gibi terimler hep bu amaçla Atatürk tarafından türetilip konmuştur.Atatürk'ün amacı daima daha uyguna doğru ilerlemekti.Önerilen görüşleri haklı görünce hemen benimserdi.Atatürk'ün ortaya koyduğu terimlerden bir takımı bugün kullanırken bazıları çıkmış yerini daha uygunlara bırakmış.Örneğin;Tümeyaçı yerine - Tümler açı , Büteyaçı yerine - Bütünler açı da olduğu gibi.Atatürk ilke adamı olduğu için ,bunları hoş görerek hatta sevinecekti.Yeterki ortaya koyduğu ilke sarsılmasın yerine eski terimlere dönülmesin.

                                (     Diyarbakır'da bir geometri dersinde "Muvazinin", "Pavaki" olduğu nu hiç kimse bilmiyordu.Onun bilgisi , onun ışığı onun yol gösteriliciği ve koruyuculuğu hepimiz için engin bir saadettir.Bundan sonra Atatürk vali konağından ayrıldı ve ayrılırken kapı önünde otomobillerine binecekleri sırada kendilerini selamlamaya koşup gelen küçük Nurhan'ı gördü ve hemen iltifatta bulunarak ;

                                    _"Allah'a ısmarladık yavrum .Artık beni unutmayacaksın değilmi? Zeki ,küçük ,koşup büyük önderin eline sarıldı ve cevap verdi."

                                    _"Hayır.Ne mümkün!"

                                    _"Fakat söylediklerimde unutmayacaksın değil mi?"

                                    _"Elbette şüphesiz!"    )

                                             

                                             O zaman değerli dersler vardı.O güne kadar Matematik dersleri arasında ;

                                    Amali Araba'ya = Dört İşlev

                                    Cem'e = Toplay

                                    Tarh'a = Çıkay

                                     Zarb'a = Çarpay

                                     Taksim'e = Böley dniliyordu.

                             (    Asım US anlatıyor : " Atatürk Elazığ seyahati sırasında Sivas'a uğradı. Sivas Lise'sinde bir öğrenciyi imtihan ederken Hendese "Geometri" terimlerinin hala eskisi gibi devam ettiğini görmüş. Resimler üzerine gama,delta gibi harfler konulmuş.Buna canı sıkılmış derhak, Atatürk'ün yanında bulunan Celal Bayer Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan'a yazdığı bir telgrafta bu kitapların okullardan kaldırılmasını belirtmiştir.Meğer evvelce verilen bir karara göre kitapların eski tarzda basılmakla beraber yeni termlerinde liste şeklinde kitaba eklenmesi gerekiyormuş.Devlet Bakanı Evi bu eki yetiştiremediği için okullar gönderilmemiş." )

                                                                                               ASIM  US

                               ATATÜRK'ÜN  YAŞAMINDA MATEMATİK KÜLTÜRÜNÜN DEĞERİ

                                  Atatürk'ün yaşamında ( 1881- 1938 ) ilk olağanüstü başarısı , çockluk çağında , orta öğrenimi döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak desin öğretmeni O'nunadına " Kemal " eklemiştir.Atatürk,Selanik Askeri Rüştiyesinde geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor:

                                  "...  Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım. Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim. Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı soruları düzenliyordum.Matematik öğretmenide yazılı olarak cevap veriyordu.Öğretmenimin ismi Mustafa idi.bir gün bana dedi ki :

                                 _ " Oğlum senin de ismin Mustafa benim de. Bu, böyle olmayacak , orada bir fark bulunmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun."

                                    O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu.Öğretmen sert bir adamdı.Sınıfta birinci,ikinci tanımıyordu.Bir gün bize:

                                     "Aranızda kendine kimler güveniyorsa çıksınlar,onları müzakereci ( çalıştırıcı ) yapacağım" dedi.

                                      Önce duraksadım.Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalmamayı tercih ettim.Bunlardan birinin çalıştırıcılığı altına girdim,çakalamanın ortasında daha fazla dayanamadım. Ayağa kalkarak :

                                      _" Ben bundan daha iyi yaparım." dedim,bunun üzerine öğretmen beni çalıştırıcı yaptı. Eski çalıştırıcıyı benim müzakeremin altına verdi.

                                     Askeri Rüştiyeyi bitirdiğimde matematiğe merakım epeyce ilerlemişti.Manastır Askeri İdadisinde matematik pek kolay değildi.Bununla uğraşımı sürdürdüm... İdadide iken bıkmazsızın çalışıyorduk.Sınfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli gayret vardı. Sonunda idadiyi bitirdim, Harbiyeye geçtim , burada da matematik merakı sürüyordu..."

                                     Mustafa Kemal , Selanik Askeri  Rüştiyesindeyken .matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi sınıfa gelmediğinde , onun yerine , birçok kez bu dersi vermiştir.

                                   "Kemal" sözcüğü ," olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksizlik " anlamına gelmektedir.Şu halde Mustafa Kemal 'in öğretmeni , bu adı rastgele seçmemiştir.Sözü edilen olaydan sonra , "Kemal" adı , artık  O'nun yaşamında asıl adıymış gibi ,kimliğini belirtmede kendisi ve başkaları tarafından özellikle kullanılmıştır.Böylece "Kemal" adı öğrenim yaşamında O'nu seçkinleştirirken ,O da  bu sözcüğe tarihsellik kazandırıyordu.Öyle ki O, yurt ve dünya tarihinde ulusal, uluslararası ve evrensel bir diziolayların baş kahramanı etkinlik gösteriyorken , gerek halkının dilinde, gerekse yerli ve yabancı yayınlarda "Kemal" adı hemen daima kullanılarak "Mustafa Kemal Paşa" , hatta çoğu kez yalnızca " Kemal Paşa " , " Gazi Mustafa Kemal " , "Kemal Atatürk" adlarıyla ün kazanmıştır.Aynı zamanda "Kemal" sözcüğü .Ulusal Kurtuluş Savaşına katılanlar "Kemalist" diye adlandırma olduğu gibi , toplumsal ve siyasal bilimler alanında "Bir Çağdaşlaşma Modeli" olan Atatürk'ün devlet kuramını , " Kemalizm" ya da "Kemalist İdeoloji" diye adlandırmada da kaynak terim olmuştur.

 | Puan: 10 / 2 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

yasin { 22 Nisan 2015 09:19:23 }
[:p)] [:p)]
ali { 29 Şubat 2012 17:07:43 }
günaydın herkeze
furkan { 02 Kasım 2011 09:34:21 }
[:p)]
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA