İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2266109 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

ESKİ TÜRKLERDE BİLİM VE DİN

Kategori Kategori: Dini | Yorumlar 2 Yorum | Okunma 2413 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 11 Mayıs 2010 12:51:41

Birçok tarih kitaplarında eski Türkler in şaman Dini ne sahip oldukları söylenir.Aslında türkler İn kendilerine ait bir dinleri vardı

                                                        ESKİ TÜRKLERDE BİLİM VE DİN

           

            Birçok tarih kitaplarında eski Türkler’in şaman Dini’ne sahip oldukları söylenir.Aslında türkler’İn kendilerine ait bir dinleri vardı,Şamanlık sonradan bu dinle karışmıştır.”Şaman”kelimesi Tanguzca’dır.Şamanlık da Sibirya da ortaya çıkmıştır.Türkler “şaman yerine “kam” derler.Kam tabiat üstü kuvvetlerle temasa geçebilen insandır.Bunlar kendilerine göre bir takım usüllerletrans haline girer, yani kendilerinden geçer ve normal insanların görüp işitemediği şeylerden haber verirdi.Bu halleriyle kam veya şamanlar din adamı olmaktan ziyade bir er kabile büyücüsü durumunda idiler. Gelecekten haber verirler,hastaları iyileştirirler,ruhlar aleminde neler olup bittiğini bilirlerdi. Halbuki din  deyince her şeyden önce evren ve insan hakkında,en uzak geçmişi ve en uzak geleceği de için de almak üzere,belli bir açıklama getiren inanç sitemi anlıyoruz.

           

              Türkler’in bir dinleri vardı. Bu din herşeyden önce bir tanrı inancı ihtiva ediyordu. Eski Türkler’in tek tanrıya mı,yoksa bir çok tanrılaramı inandıgı konusunda tartışmalar yapılmıştır.Bugunkü bilgimize göre Türkler”Tengri”dedikleri bir yaratıcıya inanıyorlardı.Tengri,bugün kullandıgımız tanrı kelimesinin eski  şeklidir.Onlara göre dünyayı ve herşeyi tanrı yaratmıştır. O göğün dokuzuncu katanda otururdu. Gök dokuz kat oldugu gibi,yerde dokuz kattır.İnsanlar bunları orta yerinde bulunuyorlardı.Yukarı göge dogru ruhlar,üstün varlıklar;aşağı yere dogru da aşağı ve kötü mahluklar otururdu.Tanrı’dan başka kutsal olan şeylerde vardır,ama bunlar tanrı degildir.Tanrı tekti.

 

             Tabiat kuvvetlerinin ve tabiata dahil olan bir çok şeylerin birer ruhları bulunduguna inanılırdı.Bu ruhların bir kısmından iyilik,bir kısmından kötülük gelir.Tabiat ruhları için at ve koyun kurban edilirdi.Göge ve güneşe saygı gösterirler selam verirlerdi,ama onlara tapmazlardı.

    

             İnsan ölünce ruhu bedenden çıkıp giderdi.İyi insanların ruhları uçmağ denilen bir çeşit cennete gider,kötüler cehennemlik olurlardı.

 

             Tanrı’nın irdesinin üstünlüğüne inanır,her işte onun rızasını almaya çalışırlardı.Kaza ve kadere inanırlar,tanrı öyle istedigi için bir işin öyle oldugunu kabul ederlerdi.Gök-Tanrı bütün dünyanın yaratıcısı olmak la birlikte,o zaman zaman “Türk Tanrısı”dedikleride oluyordu,çünkü onlar tanrının istedigi gibi yaşayan insanlardı.Tanrı onları düşmanlarına karşı zafere kavuşturuyordu.Hatta dünyanın nizamını türkler’e vermişti,çünkü Türkler’in başında kutsal bir sülalenin temsilcileri bulunmaktaydı.

 

              Böyle bir inanışının Türkler’in yaşadıkları hayat gibi onların cihangirlik,fatihlik ruhlarına da uygun düştüğü görülmektedir. Nitekim karşılaştıkları başka dinler onları hareketli ve savaşçı tabiatlarına uygun gelmediği için kabul etmediler. Göktürler’in ilk yıllarında Budistler onların ülkelerin de tapınaklar kuruyorlar,taraftar topluyorlardı. Mukan Kağan’ın ölümü üzerine onun yerine geçen Tabo kağan budist  rahiblerini ve onların tapınaklarının korumaya kalktığı zaman beyleri bu işe karşı çıktı. Aynı şekilde bilge kağan Tao Dini’nin ve budizm’in Türkler arasında yayılmasına göz yumunca,bilge Tonyukuk buna karşı çıkmış,bu dinlerin Türk milleti’ni uyuşturacagını söyleyerek engellemişti.

 

             İlk defa uygur kağanı Bögü kağan tibet seferi sırasında Mani Dini’ni kabul etti ve halkı bu dine çevirmeleri için yanında Mani rahipleri getirirdi.Uygur devleti böylece resmen Mani Dini’ne girmişti. Daha sonra uygurların bir kısmı budist oldular. Avrupa’ya giden Türkler’in dinleri,karşılaştıkları kavimlerin dinlerine göre, oldukça basitti. Türkler yerleşik hayata doğru geçtikçe bu gelişmiş dinler onlara cazip geliyordu. Bu yüzden hangi yabancı kültürle karşılaşmışlarsa oranın dini inançlarını   ilgi duymuşlardır. Böylece kimi Taoist,kimi budist,kimi maniheist,kimi yahudi ve kimi hırıstiyan olarak diger Türk topluluklarından ayrı düşüyorlar,zamanla budist veya hırıstiyan kitle içinde eriyip gidiyorlardı. Tarihte ilk defa İslam Dini bütün Türkler’i birleştiren bir din olmuştur.

 

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar

admın { 13 Kasım 2011 10:44:05 }
kolayca kelimesi kaldırmıştır;=)
Burhan BUDAK { 13 Kasım 2011 00:26:48 }
Yukarıdaki bilgiler ışığında bir konu üzerinde durmak istiyorum sayın admin,tarafınızdan Türklerin mani dinini ve diğer dinleri kolayca benimsediğine dair bir açıklama yapılmış.tarihi belgelerimizin araştırmaların ve incelemelerin bu açıklamaya katılmadığını belirtmek isterim.Özgürlüğü için asırlarca mücadele etmiş bir milletin dinini ne kadar kolay değiştirebileceğini düişünüyorsunuz... Eski Türk lerin İslam dinini kabul süreci bile 8-11 y.y. lar arasında iştirak eden bir dönemden söz etmek mümkün iken 'kolayca' ibarenizi bir kez daha gözden geçirmenizi öneririm iyi çalışmalar.
Di?er Sayfalar: 1. 

 

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA