İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2167754 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

ATATÜRK İÇİN YAZILAN ŞİİRLER

Kategori Kategori: Atatürk | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1749 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 05 Ocak 2007 01:19:22

ATAMIZ İÇİN YAZILAN ŞİİRLER

10 KASIM TÜRKÜSÜ

Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler

Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya

Ulusun egemen olduğunu

Özgür olduğunu

Haykıracağım haykıracağım işte

Senin sustuğunca! “”

 

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;

Ana baba oğul kız

Dere tepe bucak köy

Yeryüzü yaşamalarımla değil

Oralarda, senin gittiğince!

 

Atatürk, taşıyacağım

Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al

Senin taşıdığını;

Yurdun gök ülküsü

Dalgalanırken Senin bayrağını yücelteceğim.

Senin çıktığınca.

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

 

 

 

MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yeleleri alevden al bir ata binmiş

Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.

Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,

Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında

Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği

Arkasından dağ dağ ordular geliyor

Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

 

 Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel

Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.

Al bir ata binmiş yalın kılıç

Koşuyor zaferden zafere

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

 Ölmemiş bir kasım sabahı

Yine bizimle beraber her yerde

Yaşıyor dört köşesinde vatanın,

Yaşıyor damar damar yüreklerde.

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;

Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.

Uykularıma giriyor her gece.

Ellerinden öpüyorum.

 

Ümit Yaşar Oğuzcan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK

Atatürküm eğilmiş vatan haritasına

Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler

Atatürk neylesin memleketin yarasına

Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler

Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri

Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi

Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri Atatürküm ben ölecek adam değildim

der Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür O'dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür Resimlerinde bile melül mahzun görünür Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister

 

Cahit Sıtkı Tarancı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ONSUZ

Ah işte duyuyorum mesut günler içinden

Sana "Sevimli yüzün asla solmasın" diyen

Bütün adınla dolu sevinç şarkıları... –

Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı!

Ah işte görüyorum seni gördüğüm günü

Altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak'ın

O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.

Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü...

Meğer görecekmişim bir sabah gidişini

İstanbul'un önünden son defa geçişini...

Bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik

Bizler ki az sıkılsak "O başımızda" derdik

Nasıl yok bileceğiz, O güzel güneş yüzü

Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü...

Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı

Öğret bize yarabbi, ah O'nsuz yaşamayı...

 

Ziya Osman Saba

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ON KASIM'LARDA YÜRÜMEK

Atatürk'üm işte 10 Kasım yine

Dalgalanır ağaçlarla oğullar

Dalgalanır oğullarla nineler

Dalgalanır ninelerle genç kızlar

Özlemin ta yüreğime işlemiş

Seni bulmak, seni görmek için ben

Bütün toprakaltıyla barışacağım

 

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda

Öyle Güçlüsün ki

Güçleneceğim

Öyle yücesin ki, yüceleceğim

Düşüne düşüne seni kocaman kocaman

Dağlara, dağlara karışacağım

 

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt

Sanki ellerim gece

Sanki ellerim gündüz

Yazacağım seni daha, bir daha

Ben senin ölümünle yarışacağım

 

Fazıl Hüsnü Dağlarca

 

 

ATATÜRK'E AĞIT

Edirne'den Ardahan'a kadar

Bir toprak uzanır

Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar

Ardahan'dan Edirne'ye

Edirne'den Ardahan'a kadar

 

Kopdağı'nda akar bir çeşme var

Serçe parmak kalınlığında suyu

Haram etmiş gece gündüz uykuyu

Akar da akar

 

Samsun'un evleri denize bakar

Sokakları yosun içinde

Çaparlar, takalar, manavlar

Bilyalar gibi suyun yüzünde

Bir iner bir kalkar

 

İstanbul'da bir yâr sevdim

İnsanı günaha sokar

Savaştepe köprüsünden geçen tirenler

Sel olur İzmir'e akar

İzmir'in denizi kız, kızı deniz

Sokakları hem kız hem deniz kokar

 

Güneyde mis kokulu bir ağaç

Yuvarlak yaprakları ince

Yaz gelip de güneş vurunca

Dallarından bal akar

Bu toprak bizim yurdumuzdur Deli gönül yücesine çıkar Bir üveyik olur uçar gider Ardahan'da Edirne'ye Edirne'den Ardahan'a kadar

 

Cahit Kulebi

 

 

 

 

 

MUSTAFA KEMAL'CE

 

ve bir Erzurum sabahında

uzun bir savaşı düşündüm

Mustafa Kemal'ce

 

büyüdü ellerim ve gözlerim

Sakarya'nın doğu yakasında

dağda bir geyik gibi

 

o zaman çizdi Seddülbahir'i

alaca şekillerde Mustafa Kemal

savaş haritasına

 

sonra barut kurşun ve kan

bir nice güneşi çağırdım

Mustafa Kemal'in otağına

 

Abdülkadir Bulut

 

 

 

 

 

 

 

 

SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN

Sana borçluyuz ta derinden

Çünkü yurdumuzu sen kurtardın

Hasta, yorgun düşmüştük

Yaralarımızı iyice sardın

Yiğittin, inanç doluydun, yapıcıydın

Sanatkardın, denizler kadar engin

Kimsenin görmediğini görürdü

Sevgiyle bakan gözlerin

Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet

Yüzyıllar boyu geri kalmış

Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz

Her yanından yaralar almış

Dedin ki: Bir güzel savaşmalı

Kurmak için yeniden

Bilgiyle, inançla, coşkunlukla

"Öğün, çalış, güven"

 

Sana borçluyuz ta derinden

Işığısın bu yurdun

Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize

Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun

Hürriyeti sen yaydın içimize

Halkçıyız dedin halk içinden

İnançta hür yetiştirdin bizi

Borçluyuz sana ta derinden

Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti

Bu milleti temiz ellerin

 

Sana borçluyuz ta derinden

En büyüğü Mustafa Kemallerin

 

 

 Cahit Külebi

 

 

 

 

 

 

GAZİ’YE TARİH

Onu tarihe sorun, yoktur eminim bir eşi

O güneş yüzlü,güneş sözlü, güneşler güneşi

Sözü halkın dilidir, gözleri hakkın ateşi

O güneş yüzlü, güneş sözlü güneşler güneşi

Yurdu sarmıştı karanlık, onu yırtıp atan O

Soğuyan kanlara bir başka hareket katan O

Kararan gözleri bir lahzada aydınlatan O

O güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi

İnkılap ordusu nur ordusunun rehberidir

Milletin şehperidir, memleketin şehperidir

Onu beklerdi vatan bunca zamandan beridir

O güneş yüzlü, güneş sözlü güneşler güneşi

Ayrılıp Çankaya’dan Hazret-i Gazi geliyor

Saçının haznesi zulmetleri ok ok deliyor

Şehre kalbindeki tarihi alıp yükseliyor

Bu güneş yüzlü, güneş sözlü, güneşler güneşi

 

Yusuf Ziya Ortaç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BÜYÜK GAZİ'YE

Sen ki hilkat denilen ummanın

En büyük incisisin

O, bu ulvi vatanın talihinin

En güzel yıldızıdır

Bir dehaet ki güneşten yüksek

Ve semavat ile ünsiyeti var

Sen dururken ona gelmez noksan

Kaplıdır toprağı zırhınla senin

Hep rehakar değil ey Gazi

Bu müsellah vatanın sen hem de

Ebedi bekçisisin Bu mesalip–zede cemiyyete sen Yeniden bir vatan ettin ihda

Görüyor şevk-i tuluunla senin

Yeni bir iyd-i zafer İstanbul

Kendi asar-ı dehanın belki

Sen de hayretçisisin

Kainatlarda tecelli buyuran

Halik’ın sende o hasiyyeti var

 

 

Abdülhak Hamit Tarhan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİDİYOR

Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine

Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

 

Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla

Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

 

Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar

Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

 

Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi

Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi

 

Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

 

Siliyor ruhunun ulviliği fani etini

Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

 

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça

Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

 

Orhan Seyfi Orhon

 

 

 

 

 

 

MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ

Tükenir elbet

Gökte yıldızlar denizde kum tükenir

Bu vatan bu topraklar cömert

Kutsal bir ateşim ki ben sönmez

İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

 

Ben de etten kemiktendim elbet

Ben de bir gün göçecektim elbet

İki Mustafa Kemal var iyi bilin

Ben işte o ikincisi sonsuzlukta

Ruh gibi bir şey görünmez

İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

 

Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda

Bilimin yapıcılığın aydınlığında

Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben

Evrensel yepyeni buluşlarda

Geriliği kovmuşum ben dönmez

İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

 

Başın mı dertte beni hatırla

Duy beni en sıkıldığın an

Baştan sona her şeyiyle bu vatan

Sakın ağlamasın kasımlarda

Fatihler, Kanuniler ölmez

 İnanın Mustafa Kemaller tükenmez

 

 

Halim Yağcıoğlu

 

 

 

 

ANITTEPE'DE TOPLANMIŞ TÜRKİYE'MİN TEPELERİ

Bu tepe Üç Şehitler tepesi

Sallanır kavaklar, ışıklar

Gider bulur Mustafa Kemal'in soluğu

Yurt köşesinde en uzak köyü

Karanlıklar ak olur

 

Bu tepe Rasattepe

Tepelerden bakıyorum ülkeme

Doruklarda Mustafa Kemal'in elleri

Bu Tınaztepe, bu Kocatepe

Düşlerimiz yaprak olur

 

Bu tepe İstasyon tepe

Bir ışık çakar, bir bulut sallanır

Umudumuz başak olur

Uykuların dar vaktinde geceler boyu

Türküler yaşamak olur

 

Bu tepe Anıttepe

Mustafa Kemal Anıttepe'den bakar Türkiye'ye Yankılanır içimizde

Eser yel, durmaz yaşam

Anıttepe bayrak olur

 

 

Mahmut Alptekin

 

 

 

 

MAVİ AYDINLIK

Yakından görmüştüm gözlerini

Mavi bir ışık akmıştı içime.

Bu büyük aydınlıkla

Dopdoluyum gene.

Kara bir çağ kapandı

Işık bakışlarınla.

Mutlu yarınlar müjdeleyen sesin

Kulaklarımızda hâlâ.

Silemez mavi aydınlığını

Atatürkleşen gönüllerden.

 Ne yobazlaşan karanlık

Ne kızıl kefen.

Bunca yıl geçti aradan

Daha dünmüş gibi taptaze acın.

Yaprakları her mevsim yeşil

İçimizde diktiğin ağacın.

Mutlu bir ışıksın ufkumuzda

Bitmeyen, eksilmeyen

Dualar taşır sana kuşlar

Dünyanın dört yerinden.

Ellerin geçti alnımızdan,

En büyük tesellimiz

Dağılsın bütün karanlıklar

Daha da yücelen Türkiye'miz.

 

 

 İlhan Geçer

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK'ÜN BİR SAATİ VARDI

Atatürk'ün bir saati vardı

Yediveren gül gibi açardı

 

Atatürk'ün bir atı vardı

Etiler'den beri yaşardı

 

Atatürk'ün bir resmi vardı

Buğday tarlası gibi ağardı

 

Atatürk'ün bir saati vardı

Durmadı

 

 

Melih Cevdet Anday

 

 

 

 

 

AĞLAYALIM ATATÜRK'E

Ağlayalım Atatürk'e

Bütün dünya kan ağladı

Süleyman olmuştu mülke

Geldi ecel, can ağladı

Doğu batı cenup şimal

Aman tanrı bu nasıl hal

Atatürk'e erdi zeval

Memur mebusan ağladı

Atatürk'ün eserleri

Söyleyecek bundan geri

Bütün dünyanın her yeri

Ah çekti, vatan ağladı

Fabrikalar icat etti

Atalığın ispat etti

Varlığın Türke terketti

Döndü çarh devran ağladı

Bu ne kuvvet, bu ne kudret

Var idi bunda bir hikmet

Bütün Türkler İnön'İsmet

Gözlerimiz kan ağladı

Tren hattı tayyareler

Tükler giydi hep kareler

Semerkantla Buharalar

İşitti her yan ağladı

Siz sağ olun Türk gençleri

Çalışanlar kalmaz geri

Mareşalin askerleri

Ordular tümen ağladı

Zannetme ağlayan gülmez

Aslan yatağı boş kalmaz

Yalnız gidenler gelmez

Her gelen insan ağladı

Uzatma Veysel bu sözü

Dayanmaz herkesin özü

Koruyalım yurdumuzu

Dost değil, düşman ağladı

 

 

 Aşık Veysel

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA