İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2266399 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Kategori Kategori: Tarihi kişiler | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 2544 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 30 Kasım 2010 12:14:17

Kaba Kuvvet Dönemi(1933-1939)

Birinci Dünya Savaşı ertesi kimse yeni bir çatışma beklemiyordu. Almanya nın silahsızlandırılması genel bir silahsızlanmaya doğru gidişe benzemekteydi ve Milletler Cemiyeti;nin kuruluşu da büyük umutlar uyandırmıştı. Üstelik cephelerden ,,,


 

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI

 

       Kaba Kuvvet Dönemi(1933-1939)

     Birinci Dünya Savaşı ertesi kimse yeni bir çatışma beklemiyordu. Almanya’nın silahsızlandırılması genel bir silahsızlanmaya doğru gidişe benzemekteydi ve Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu da büyük umutlar uyandırmıştı. Üstelik cephelerden dönen savaş yorgunları,yaşadıkları dehşet yıllardan sonra barışa sahip çıkmakta kararlıydılar. Ne var ki barış antlaşmaları bazı ülkeler için pek de tatminkar olmamıştı. Milliyetler ilkesine her zaman uyulmamış ve antlaşmaların yeni devletler bünyesine, önemli oranlarda azınlıklara yer verilmişti. Almanya Versailles Antlaşması ile getirilen şartları protesto ediyor, Macaristan ve İtalya barış antlaşmalarının yeniden gözden geçirilmesini istiyordu. Ayrıca, Çekoslavakya, Romanya ve Yugoslavya, Fransa’nın desteklediği bir <> oluşturmuş, Macaristan’a cephe alıyordu.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun çok sayıda küçük devlete bölünmesi Merkezi Avrupa’nın dengesini bozmuştu. Ardı alınmaz uyuşmazlıklar, geçimsizlikler içinde olan bu devletler, aralarında iyi kötü birleşip de Almanya’nın devletler üstünde egemenlik kurma niyetlerine kuracak halde de değildi.

     Bu durum, ekonomi alanındaki milliyetçiliğin-adeta doğrulamak istercesine- desteklediği 30’lu yıllarda daha belirgin hal aldı. 1929 Dünya Ekonomi Bunalımı’ndan derinlemesine etkilenen birbirinden kopuk demokrasiler, baş gösteren ve tırmanışa geçen totaliter rejimlere karşı koyacak güçten yoksundu. Diplomasi kurallarına uyma ve imzasına sadık kalma ilkelerine bağlılığın yerini dünya politikasında, demokrasileri oldubittiler karşında bırakacak kaba kuvvetler dönemi alıyordu. Japonya himaye bölgesini, adı da değişerek <> olan Mançuruya’ya kadar genişletti ve Milletler Cemiyeti’nden çıktı(1933). Aynı yıl Hitler, şansölyelik makanmına geldi ve Cenevre Silahsızlanma Konferansı’ndan çekilen Almanya Da Milletler Cemiyeti’nden ayrıldı. Milletler Cemiyeti’nin yaptırım tehdidine aldırmayan İtalya, 1935te Etyopya’yı işgal etti. Savaş <> eylem sayan Briand-Kellog Antlaşması ruhu çok eskilerde kalmıştı.

       Hitler, Avrupa’yı keşfe Çıkıyor

     7 Mart 1936, Wehrmacht piyadesi Köln Katedrali önünde geçit töreninde Versailles Antlaşması’nın hükmü, Fransa ve Belçika sınırlarını korumak için, Almanya’nın Ren’in sol kıyısında asker bulundurması yasaklanmıştı. Önce <> bildiren Fransa, sonradan yelkenleri indirdi. Bu boyun eğmeden cesaret alan Hitler, 1938 martında Avusturya’yı işgal etti. Avusturya’nın Almanya’yla birleşmesi, iki halkın %97’si tarafından onaylandı. Fransa ve İngiltere, olayı kınamakla yetindi. Avrupa’yı fethetmeye devam eden Hitler, bu defa yüzünü Çekoslavakya’ya çevirdi. Bu sırda Münih Antlaşması’nı imzalayan İngiltere ve Fransa da bu yolla barışın kurtarıldığına inanıyorlardı. Aradan altı ay geçmemişti ki, Alman birlikleri Prag’a girdi. Çekoslavakya diye bir devlet kalmamıştı. Münih Antlaşmaları’ndan uzak durulmasına sinirlenen Stalin , bu kez Almanya’ya yaklaştı. SSBC, İngiltere ve Fransa arasında askeri ittifakın imzalanmak üzere olduğu günlerde, Almanya Sovyet dostluk paktının açıklanması dünyayı şaşkına döndürecekti. Hitler’in artık Polonya’yı işgal etmesine hiçbir engel kalmamıştı.

     Belirsiz bir barış

    1933’te Milletler Cemiyeti’nden ayrılan Almanya artık,yeniden silahlanmakta serbestti. Almanya zaten Versailles Antlaşması’nın şartlarına uymak niyetinde değildi; 7 mart 1936 günü Alman birlikleri, Ren bölgesini işgal etti.

    Berlin’in bu kaba kuvvet kullanımına, önce karşı duracakmış gibi davranan Fransa, sonunda pes etti. Ve bu geri adım, savaşa giden yolda esaslı bir adım oluşturdu.

    Savaş kaçınılmazdı

    Milletler Cemiyeti’nin etkisizliğini anlayan Hitler, <> yı kurma idealini uygulamaya koydu.

    Hitler’in şimdiki hedefi Çekoslavakya idi. Bu amaçla ise; üzerinde üç milyon almanca konuşan insanın yaşadığı Südetler bölgesinin Almanya’ya geri verilmesini istemekle başladı. Bu sanayii bölgesi Çekoslavakya için hayati önemdeydi. Prag kısmi seferberlik ilan etti ve bu Fransa için barış hayallerinin sonuydu. Hitler’i  ancak  bir savaş kurtarabilirdi.

    Uçurumun kenarındaki Avrupa

    Başarılarından cesaret alan Hitler, Avusturya ve Çekoslavakya’ da ona şans getiren kartları Polonya’da da oynamayı düşündü.

    Çekoslavakya’yı aldıktan sonra Polonya bir nehir gibi ortada kalıyordu.

   23 Ağustosta Alman-Sovyet sadrazamlık paktını imzalaması, müttefikler cephesinde şaşkınlık yarattı; pakta bağlı gizli bir protokol, Bu iki ülke arasında bölüşülmesini öngörmekteydi. Artık savaş önlenmezdi. Wehrmach 1 Eylül günü Polonya’ya girerek  İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmış oldu. İki gün sonra İngiltere ile Fransa da, Almanya’ya karşı savaş ilan edecektir.

    Dünya savaşı Dünya’nın doğusunda başladı

    Aralık 1941’de Japonya’nın Pearl Harbor’a saldırması Asya’daki çatışmanın da Dünya Savaşı içinde yer almasıyla sonuçlanacak.

    Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupalı ülkelerin Asya pazarındaki yerini alan Japonya, 1929 ekonomik bunalımından onlar da etkilenmişti. 1931’den itibaren askerler, ülkede siyasi hayata daha çok katılır oldular. Ordunun mücadeleci tutumu yanında, ırkçılık(Asya’nın birliği) ilkesiyle şiddetli bir komünizm karşıtlığı da gelişti. Savaş yolunda genişleme politikası-Tokyo’nun aradığı ham madde ve ihracat pazarıdır- Japonya’nın önünde yeni ufuklar (Güneydoğu Asya bölgesi) açıyordu.

    7 Temmuz 1937 günü, Pekin yakında bir Çin devriyle birliğiyle manevra yapan Japon askerleri arasında patlak veren bir çatışma, kısa sürede yaygın çarpışmalara dönüştü. Ve Japonya, savaş ilanına gerek duymadan Çin’i işgale başladı. Pekin olayı ertesinde başlayan milliyetçi-komünist yakınlaşması, Moskova’nın da desteğinden de güç alarak gelişti. Dış tehlike karşısında Çin, birliğine yeniden kavuşmuştu.

 

     Savaş Yılları(1939-1945)

    İkinci Dünya Savaşı 1 Eylül 1939’da Wehrmacht’ın Polonya’yı işgaliyle başlamış oldu. Almanya’nın zorlamasıyla yeni harekat sahaları açıldı; nisan 1940’tan başlayarak Danimarka ve Norveç işgal edildi. Ertesi ay Fransa, Hollanda,Belçika ve Lüksemburg da işgal edildi. İtalya 10 Haziran 1940’ta Almanya saflarında savaşa girdi. 1941 ilkbaharında, Yugoslavya, Alman ve İtalyanlarca işgal edildi. Bu sırada Alman-Sovyet anlaşmasının bozulmasıyla savaşın seyri tümüyle değişti: 2 Haziran 1941’de Reich, SSBC’ye saldırdı;bu harekata Romanya,Macaristan ve Bulgaristan da katıldı. 1941 sonunda çatışma, tüm dünyaya yayılmıştı. Japonlar 7 aralıkta Büyük Okyanus’taki Amerikan filosunu batırdıktan sonra ABD’ye savaş ilan ettiler. Ardından Singapur’da İngiltere’ye ve Malezya’da Hollanda’ya saldırdılar. Mihver Devletleri’nin muzaffer ilerleyişi ancak 1942 sonundan itibaren durdurabilecekti (Romel’in El Alameyn’de yenilgiye uğraması, kasım 1942’de İngiliz-Amerikan askerlerinin Kuzey Afrika’ya denizden yaptığı çıkarma, şubat 1943’te Almanlar’ın Stalingrad önlerinde yenilmesi). O tarihten itibaren Mihver kuvvetleri, bütün cephelerde başarısızlığa uğradı.

     1939-1940 Yıldırım Savaşı

     Almanya ve Sovyetler Birliği arasında paylaşılan Polonya’nın uluslar arası birliği sona erdi(28 Eylül 1939).Sovyetler Birliği, Finlandiya’ya saldırarak kendi barış şartlarını kabul ettirdi. Bu arada Nazi kuvvetleri  Danimarka ve Norveç’e yöneldi.

    1941 Savaşın Yayılması

    Wermacht, martta Bulgaristan’ı , nisanda yugoslavya ile Wermacht, martta Bulgaristan’ı , nisanda Yugoslavya ile Yunanaistan’ı işgal etti. Bu arada İngilizler, mayısta  Alman paraşütçülerin ele geçireceği Girit Adası’nı boşaltmışlardı. 22 Haziran’da Hitler, Stalin’e karşı cephe aldı: 6 ay sonra Wehrmacht, Moskova’ya 22 km yaklaştı. Suriye ve Lübnan İngilizlerce ele geçirildi(haziran-temmuz) Rommel, İtalyan birliklerinin yardımına koştu.Rommel, Montgomery komutasındaki İngilizler karşısında hızla geriledi ve El Agelya’ya kadar çekildi. Japonlar Pearl Harbor’ı (ABD) bombaladıktan sonra(7 aralık) Tayland, Guam Adası, Wake Adası ve Gilbert Adası’nı (ABD) ele geçirdi

      1942 Almanya zorlanıyor

     Joponlar ocakta Filipinler’le Malezya’yı , martta Endonezya’yı,  haziranda Aleut Adaları’nı, temmuzda Solomon Adaları’nı işgal etti.Pasifik’teki Japon yayılmasını Amerikan filosu ağustos ayına kadar durdurdu.Afrika’da Rommel, İngilizleri önce Tobruk’ta (şubat), sonra da Mısır’da El Alameyn’e kadar geri çekilmek zorunda kaldı. Burada Wavell’in yerine geçen Montgomery, birliklerini toplayıp Trablusgarp istikametinde Alman birliklerine karşı yeniden taaruza geçti(ekim).

 8 kasımda Afrika’daki Fransız birlikleri, Müteffiklerle birlikte Tunus’taki Alman ve İtalyan birliklerine karşı yeniden savaşa girdi. SSBC’de sıkışan Hitler birlikleri, ilkbaharda yeniden saldırıya geçti.Wehrmacht, Don Irmağı boyunca ilerledi ve Elbruz Dağı’ndan Kafkaslar’a kadar ulaştı(21 ağustos). Mareşal Paulus, Stalingrad yakınlarına geldi ancak Kızıl Ordu büyük bir saldırı başlattı(19 kasım).

    1943 Dönüm noktası

    Artık insiyatifler Müteffiklerdeydi.Kuzey Afrika’da Fransızlarla birleşen Montgomey, Trablusgarp’a kadar ilerledi ve 12 mayısta İtalyan ve Alman kuvvetlerinin teslim olacağı Tunus’a girdi(şubat). Mütteferiklerin Sicilya çıkarması, Mussollini’nin düşüşünü sağladı; onun yerini Bodoglio aldı.Hitler hemen harekete geçti ve Alman birlikleri İtalya’ya saldırdı.Şubattaki Stalingrad zaferinden sonra Kızıl Ordu, her yerde saldırıya geçti, ancak Wehrmacht’ın güney kanadını çevirmeyi başaramadı..Pasifik Okyanusu’nda Amerikalılar, Guandalcanal’ı geri aldı, Aleut Adaları’na, Avusturalyalıraın desteğiyle Yeni Gine’ye  ve Gilbet Adaları’na çıktı

     1944 Mengene daralıyor

Sovyetler, ocak ayında Leningrad’ı kurtardıktan sonra, Romanya,Bulgaristan, ve Galiçya’ya girip Polonya’da Lvov’a doğru ilerlemeye başladı.Ancak Macaristan’da Almanlar’la karşılaştılar. Şubattan itibaren Nimitz komutasındaki Amerikalılar, Marshall Adaları’nı geri aldılar ve haziranda Mariana Adaları’na saldırdılar.6 haziranda Normandiya’ya çıkarma yapan Müttefikler, eylülde Rouen hattını geçtiler.15 ağustostaki Provence  çıkarmasından sonra Amerikan ve Fransız birlikleri, Normandiya’dan gelen birliklerle buluştular 15 eylülde Belçika kurtaıldı ve aralık ayına kadar Belçika-Hollanda sınırında bir cephe oluşturdular.

1945 Son çarpışmalar

Sovyetler, ocak ayında Doğu Purusya’ya girdikten sonra, Silezya’ya ulaşarak Oder Irmağı’nı aştılar:13 şubatta Budapeşte,13nisanda Viyana ve 24 nisanda Berlin düştü.Müteffiklerle Sovyetler, Elbe üzerinde buluştular.7-8 mayısta Wehrmacht teslim oldu..Büyük Okyanus’da Amerikalılar İvo Cima ile Okinava’yı alırken Birmanya’dan sürülen Japonlar, Çin Hindi ve Çin kıyılarında tutuynuyorlardı.6-9 ağustosta Hiroşim ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları Japonları teslime zorladı.

     Yeni saldırılar yeni stratejiler

    Hava kuvvetlerinin desteğindeki tanklarıyla Mütteffik ordularını dağıtan Almanlar, Batı Avrupa’nın işgalini birkaç ayda tamamladılar.Ancak bu tatik , SSBC’de başarısızlığa uğradı.Paulus’un Stalingrad’da sarılan ordusu, kışın çetin koşollarına dayanamayarak teslim olmak zorunda kaldı.

    Amerikan uçaklarının Japon uçakları tarafından bombalanmasıyla yeni bir çarpışma biçimi doğuyordu.Uçak gemileri, hava-deniz savaşlarının en önemli unsuru oldu.1945’te Amerikalılar

Savaşın iki yıl daha sürüp bir milyondan fazla cana mal olacağını düşünmüyorlardı.Önce Hiroşima, sonra da Nagazaki'’de atom bombası kullanması, binlerce sivil kurban alırken, Japonları teslim olmaya zorladı.

 

     Yıldırım Savaşından Atom Savaşına

    

     İkinci Dünya Savaşı, silah donanımının hızla gelişimine tanık oldu. 1941’de çatışmalr tüm dünyayı sarmıştı..Hareket alanlarının genişliği, savaşan ülke çokluğu, uygulana yöntemelin niteliği ve etkisi. daha önce benzeri görülmemiş bir savaş ortamı yaratmıştı. Taktik bakımından Birinci Dünya Savaşı’nda başlayan zırh kalınlığı ve mermi arasındaki düelloyu, hava , kara, deniz gibi  çeşitli harekat alanlarına  damgasını vuran ateş gücü, topların artan şekilde otomatikleşmesi  ve motorun sağladığı yeni hareket kabiliyeti izledi.Top-zırh savaşımının hızlandığı kalibre artışı yaygınlaştı;karada Alman tankı <>da 88mm’lik ,Sovyet  tankı <  Stalin>>de 122mm’lik toplar kullanıldı.Denizde Amerikan zırhlılarında 406mm’lik, Japon gemilerinde ise457 mm’lik toplar yer aldı ve havada 1941’den itibaren tüm avcı uçaklarının kullandığı 20mm’lik toplar yaygınlaştı.Pasifik savaşlarında uçak gemileri,kumanda gemisi olarak zırhlının yer aldı;ağır bombardıman uçakları taşyabiliyordu.

     Gittikçe artan savaş malzemesi ihtiyacını karşılamak için savaş ülkeler, kendi üretim araçlarında en yüksek verimi alma çabasına girdiler; iş gücünü en yüksek biçimde kullanma, hammadde sağlama politikasını saptama, ekonomik alt yapıyı koruma ve rakip üretim sistemlerini  ortadan kaldırma yollarını aradılar.Müteffiklerde olduğu gibi Almanya’da da araştırma ve geliştirme kurumları, yeni silah ve teknolojiler üretti: bunlar radar,denizaltıları arama ve  bulma sistemi, tepkili motorlarla itme ve atom bombasıydı.

    Yeni silahların gücü ve rakibin sanayi potansiyelini yıkma istemi, sivillein ön plana çıkmasına çıkmasın yol açtı.Böylece cephe ile cephe gerisi arasında net bir ayrım kalmadı.  

     Atom şoku 

     Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının imha gücü, Japonya’nın teslim olmasına yol açtı.

    Atom bombası, Japon direnişi gören ABD’ye göre çatışmayı kısaltabilirdi.26 temmuzda Potsdam Konferansı sıransında Başkan Truman, Churchill ve Stalin’e Japonya’ya karşı atom bombası kullanmaktan bahsetti.Washington, başbakan Suzuki başkanlığındaki Japon Hükümetinin bu ümitsiz savaşa son vermek istediğini biliyordu.Ancak Japonya’daki savaş yanlısı kanatlar bu ihöale karşı çıkmaktaydı ve sonuna kadar savaşmakta kararlıydı.Ancak atom bombası Suziki hükümetinin durumunu güçleştirebilir ve savaş yanlılarını zayıflatabilirdi.

    Hiroşima’nın hedef seçilmesinde iki neden vardı.Orta derecede önemli olan bu şehir, savaşın başından beri Güneydoğu Asya’ya giden kuvvetlerin transit geçit merkezi olmuştu.Ayrıca o zamana kadar bilinçli bir şekilde dokunulmayan Hiroşima, Amerikalı komutanlara, atom bombasının etkilerini bu sağlam kalmış şehirde değerlendirme olanağı verecekti. 6 ağustos 1945’te saat 8:15’te, Hiroşima’daki ırmağın en geniş kolunun iki yakasını birbirine bağlayan köprünün üstünde Enola Gay bombardıman uçağının kapakları açıldı:51 saniye sonra Little Boy, yani tarihteki ilk atom bombası, 600 metre yükseklikte ve hedefine 20 metreden az bir uzaklıkta patladı.Şok dalgasının yarattığı rüzgar, fabrikaları,büroları ve evleri yaktı;binlerce insan öldü. x  ve y ışınları, akyuvarları yok ederek ağır anemi krizlerine yol açarken, ısı rüzgarı korkunç yanıkalara yol açtı.Tek bir bomba 78 150 kişinin ölümünden 13 982 kişinin kaybolmasından 9 428 kişinin ağır ve hafif yaralanmasından sorumlutdu. 9 ağustosta Nagazaki’ye atılan ikinci bomba(36 000 ölü ve 40 000 yaralı), imparator Hirohito’yu teslim olmaya mecbur etti(14 ağustos).

  

       Direnişçiler ve İşbirlikçiler

    Mihver orduları tarafından işgal edilen bütün ülkelerde direniş hareketleri kendiliğinden örgütlendi.Başlangıçta bir kitle hareketinden söz etmek mümkün değildi.Ama vatanın kurtuluşu söz konusu olduğunda, barış dönemindeki bütün politik, idolojik, ve dini ayrılıklar unutuldu..Direniş hareketlerii ülkelere ve koşullara göre değişik biçimde örgütlendi:bazen düşman kaynaklarının sabotajla yok edilmesine yönelik partizan savaşına dnüştü, bazen de Müttefikler adına yoğun bir istihbarat faaliyetlerine girişildi. Yeraltında basılıp dağıtılan gazetelere ve bildirilere de pskolojik bir rol oynayarak işgal altındaki halkların ve düşmanlarını moralini etkiledi.Askeri yönüyle direniş, düşmanı zayıflatmayı ve morelini bozmayı amaçlayan gerilla eylemleriyle sınırlıydı.Siyasi düzlemde ise direnişin amacı, her ülkede farklı unsurlerı birleştirmek ve ülkenin savaş sonrası siyasi tablosunu biçimlendirmekti.

    Almanya ve İtalya’da direniş

    Bu iki ülkede faşist ideolojilere muhalefet daha savaşta önce gelişmişti.Ama savaşın ilanından sonra, düzene karşı her direniş doğrudan vatana ihanet sayıldı.

    Batı Avrupa’da direniş

    1940’tan itibaren İngilizler, Batı Avrupa’da gelişen direniş hareketlerine önemli destek sağladılar.Maneviyatı güçlendirmeye yönelik faaliyetler  bu desteğin önemli bir unsuruydu.

    Orta ve Doğu Avrupa’da direniş

    Acımasız Nazi işgaline karşı mücadele hem kendiliğnden, hem de topluca gelişti.Hem bu bölgede Gerilla savaşı pskolojik savaşın önüne geçti.

    İşbirlikçiler

    Alman işgalindeki ülkelerde işbirlikçilik, işgalciler tarafından yerinde tutulan veye işbaşına getirilen rejimlere göre değişik görünümler aldı.

    Gölge savaşçıları

    Alman işgaline kerşı direniş Avrupa’da 1940 yılından itibaren örgütlendi.Bu direniş başlangıçta örgütsüz, silahsız, ve çok büyük riskleri göze alan küçük grupların eseriydi.Almanlar onları savaşçı değil <> olarak nitelendiriyordu.İşkence, hapis, toplama kampı ve ölüm genellikle bu savaşçılarım ortak yazgısıydı.Faaliyetleri arasında istihbarat,sabotaj ve maneviyatı güçlendirmeye yönelik eylemler yer almaktaydı.İngiltere özellikle BBC aracılğıyla bu örgütlere önemli bir destek verdi.Pek etkili olmamakla birlikte Almanya’ya burjuva,aydın ve din çevrelerinde Nazi karşıtı direnişer görüldü.

        Nazi Kamp Sistemi

    Avrupa’daki toplama ve imha kampları

    Bu iki kamp biçimi arasındaki ayrım önemliydi.

     1933’ten itibaren Almanya toprakları üstünde kurulan toplama kamplarında her eğilimden siyasi tutuklular, adi tutuklular, eşcinseller, Yehova Şahitleri kalıyordu.Kampların sayısı bir düzüneyi buluyordu.

     Tamamı 1939 yılında Polonyo toprakları üzerinde kurulan imha kampları 1941’den 1944’e kadar kullanıldı.Dördü tümü imha kampı, diğerleri karmaydı: önce toplama kampları, sonradan gaz odaları ve fırınlarla imha kampı olarak düzenlenmişti.Auschwitz, soykırım tahihinde bir simge olarak özel bir yer tutar. En büyük kamp olan Auschwitz, hem bir toplama kampı, hem de bir çalışma kampıydı.Birkenau’ya Avrupa’nın tüm yerlerinden getirilen en az bir milyon kadın, erkek ve çocuk gaz odalarında öldürüldü.

     İlk kamplar 1933-1939

     Naziler, ilk toplama kamplarını rejim karşıtı Almanları hapsetmek niyetiyle kurdular.

    1939 sonrasında toplama kampı sisteminin yaygınlaştırılması

     Naziler, zorunlu göç ve imha politikalarını tüm Avrupa’ya yaymaya çalıştılar.

    

     <>

     İmha kamplarının kurulması, III. Riech’in Yahudileri Avrupa’dan silme politikası son aşamasındaydı.

     Yahudiler’in imha edilmesine ilişkin istastikler:5 100 000 Yahudi imha edilmiştir.

     Akıl hastalarının yok edilmesi: Toplam 100 000 kişi imha edilmiştir.

    Çingenelerin yok edilmesi: 250 000(Avrupa’da yaşayan çingenelerin üçte biri).

 

             İkinci Dünya Savaşı’nın Bilançosu

 

     Yaşaşnan çatışmanın dünya üzerinde eriştiği sınırlar Birinci Dünya Savaşı’nı geride bıraktı. Tarafsız ülkeler dışında Avrupa, Don ve Volga’ya kadar uzanan askeri harekata sahne oldu.Afrika Kıtası’nda Mısır, Libya, Somali ve Etyopya’da çarpışma meydana geldi. Yakın Doğu yani Lübnan, İran, Irak ve Suriye aynı ölçüde savaşa tanık oldu. Güney Doğu Asya da savaştan kendini kurtaramadı: Birmanya, Maleyza, Taylan, Çin Hindi, Filipinler, Endonezya ve Yeni Gine’de çarpışmalar oldu. Pasifik Adalarını saran savaş, Çin ve Japonya’yı derinden sarstı. Çok sayda insanın ölümüne ve eşi görülmemiş maddi yıkımlara ve Yahudilerle Çingenelerin soykırıma uğramasına, başta Orta Avrupa olmak üzere toplumun parçalanmasına yol açtı. Polonya’da Almanlar, ülkelerinin aydın ve politik kesimlerini sistemli biçimde yok etmeye girişti. 1941’den beri SSBC, çeitili komünist partiler Kızıl Ordu’nun bu ülkedeki varlığının da desteğiyle iktidara gelirken, Batı’da komünistlerin direniş hareketlerine katılmış olmaları, yeni kurulan hükümetlerde yer almalarına olanak tanıdı. 1945’te SSBC ve ABD, dünya çapındaki çatışmanın büyük galipleri ortaya çıktı. Devlet konumlarını bu iki odağa göre belirlemek durumunda kaldılar: iki kutuplu bir dünya bu koşullarda doğdu.

 

   

   

                                   Asker ve sivil insan kaybı

    Tahminlere göre 7 milyonu Almanya’daki toplama kampında olamak üzere 40-52 milyon        arasında insan ölmüştür.

     ABD:300 000 dolayısında asker, nüfusun %0,2’si

     Almanya:4,5 milyon; 1 milyonu sivil nüfusun %6’sı

     Belçika:89 000; 27 000’i Yahudi

     Çin: 8 000 000

     Finlandiya:90 000

     Fransa:535 000:200 000’i asker, 180 000’i Almanya’daki kamplarda, nüfusun %1,5’i

     İngiltere:390 000: 326 000’i asker, nüfusun %1’nden az

     İtalya:450 000

     Japonya:2 000 000 dolaylarında; 1 600 000’i asker

     Macaristan:450 000

     Polonya:5 000 000: 3 100 000’i Yahudi, nüfusun %19,7’si

     SSBC:20 000 000 dolaylarında:9 000 000’u asker, nüfusun %10’u

     Yugoslavya:1 500 000: 1 200 000’u sivil, nüfusun %10,6’sı

     Yunanistan:500 000: nüfusun %8’i

         

     Yeni dünya haritası

     Sınır değişiklikleri 1918’e göre daha önemsiz olmakla birlikte, iki ordunun, Batı ve Sovyet ordularının karşılıklı ilerleyişi Avrupa’da yepyeni bir ayrım çizgisi yaratmıştı.

     Ekonomik sonuçlar

     İkinci Dünya Savaşı’na sahne olan devletlerin ekonomik gücü çökmüştü. Ağır bir borç yükü ve her yerde kendini gösteren enflasyonla baş etmek zorunda kaldılar.

     Parçalanmış Avrupa

     İkinci Dünya Savaşı ertesinde Avrupa, yeni ekonomik ve siyasal yapılanmasında ABD’nin ve SSBC’nin gücünü de hesaba katmak zorundaydı.

 

 

 

 | Puan: 10 / 1 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA