İSTATİSTİKLER

Sitemizde;26 kategori altında, toplam 720 Hayat hikayesi bulunmaktadır.

Sitemizdeki hayat hikayeleri toplam 2283439 defa okunmuş ve 1557 yorum yazılmıştır.

Attilâ İlhan

Kategori Kategori: Sanatçılar | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1387 Okunma | Yazar Yazan: ballikas | 05 Ocak 2007 01:26:37

15 Haziran 1925;te Menemen;e doğan Attilâ İlhan, Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulunu ve Karşıyaka Ortaokulunu bitirdi.

Attilâ İlhan

 

15 Haziran 1925’te Menemen’e doğan Attilâ İlhan,  Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’nu ve Karşıyaka Ortaokulu’nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıftayken Türk Ceza Kanunu’nun 141. Maddesine aykırı davrandığı gerekçesi ile tutuklandı, okuması engellendi. Danıştay kararı ile eğitimini sürdürdü. İstanbul Işık Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni yarıda bıraktı. 1949-1965 yılları arasında, aralıklarla altı yıl Paris’te yaşadı. Ali Kaptanoğlu adıyla senaryolar yazdı. Demokrat İzmir Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini ve başyazarlığını yürüttü.

 

Ankara’da Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını yaptı(1973-1979). Çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazıları ve sinema eleştirileri yazdı.

 

Yazarın yayımlanan ilk şiiri 1941’de yazdığı Balıkçı Türküsü’dür. 1946 yılında yazdığı “Cebbaroğlu Mehemmed”  şiiri CHP şiir ödülünü kazandı. Kısa sürede şiir,  denme ve eleştirileriyle, edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer edindi.

 

Attilâ İlhan,  şiirde Garip ve İkinci Yeni akımlarına şiddetle karşı çıktı. Mavi Hareketi  adlı toplumsal gerçekçi bir şiir akımı başlattı. Sanat hayatının ilk dönemlerinde takip ettiği Nazım Hikmet çizgisinden ayrılarak, karmaşık ve bireysel bir duyarlılığa yöneldi.

 

Eleştiri, deneme ve romanlarında ise toplumsal gerçekçiliğe bağlı kaldı.

 

Düşünceleri:

 

“Benim formasyonum solculuk. Ben başından beri aynı istikamette yaşamışımdır. Haya tarzım da solcudur.” ifadeleriyle, düşünce yapısının ana hatlarını çizen  Attilâ İlhan’ın  sol anlayışı;  daha çok,  burjuva temeline dayanan ve milli çizgide  bir anlayıştır.

 

Bu yönüyle diğer sol aydınlardan ayrılan Attilâ İlhan, aydınları kıyasıya eleştirir. Onları bilinç değil inanç aydını olmakla suçlar ve aydınların düşüncelerinin  dogmatik olduğunu savunur. Attilâ İlhan ’a göre II. Dünya Savaşı’ndan beri, Türk aydını halktan kopmuştur ve bir alafrangalık özentisi içindedir. Ve bu yönleriyle Tanzimat dönemindeki Batıcılara benzemektedir. Attilâ İlhan  bu düşüncelerini savunurken, başta İnönü olmak üzere cumhuriyet dönemi siyasetçilerini ağır bir şekilde eleştiriyor ve Batı’ya bakışımızın yanlış olduğunu söylüyor.

Attilâ İlhan’a göre,  Batı’ya körü körüne bağlanmak da,  O’na büsbütün sırt çevirmek de aşağılık psikolojisinin ürünüdür. Doğru olan Batı’ya akıllıca bakmaktır. Batı’da geçekten evrensel olan bilimsel düşüncedir. Gerekli olan bu düşünceyi yakalayabilmektir.

 

Bu düşünceye paralel olarak Attilâ İlhan, “Kendimizi  AB’ye veya ABD’ye şartlandırmamalı; onların Ortadoğu’daki jandarması konumuna düşmemeliyiz.”  diyor. Ve Türkiye’nin iyiliğinin, sadece kendi menfaatine dayanan bir Avrasya politikasından geçtiğini  söylüyor.

 

Toplumsal alanda ise Attilâ İlhan, ümmetlikten millet yapısına geçmiş olan Türk halkının,  laik ve milli bir anlayışı benimsemesi gerektiğini  düşünüyor.

 

Attilâ İlhan’ın bu şekilde özetleyebileceğimiz düşünce yapısının tamamen diyalektiğe dayandığını görüyoruz. Attilâ İlhan hiçbir düşünceyi, basmakalıp bir şekilde, olduğu gibi kabul etmiyor. Bütün düşünceleri bir tez-antitez-sentez ürünü olarak ortaya çıkıyor.

 

Attilâ İlhan’ın bir başka özelliği de Atatürk’e büyük bir hayranlık duyması, ve bütün düşüncelerine temel dayanak noktası olarak O’nu almasıdır.

 | Puan: Henüz oy verilmedi / 0 Oy | Yazdyrylabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazylmamy?

Yorum Yazın



KalynYtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    





Arama ARAMA